Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
320
 

Lale devri (2)

Lale devri (2)
 

İlk yazımızı kısaca bir özetleyelim; Beş yıllık AKP iktidarı süresince izlediğimiz ''Çok Yönlü(!) Dış Politikanın'' sonucunda, en başta ABD İlişkilerimiz olmak üzere, AB İlişkileri, İsrail, İran, Suriye, Ortadoğu Ülkeleri ve Rusya ile olan ilişkilerimiz hangi yönden değerlendirilir ise değerlendirilsin; 57. Hükümet Döneminde bırakılan mirasın har vurup harman savrulduğunun açık kanıtıdır. Özellikle Kuzey Irak’ta kendi oyumuzla yarattığımız belanın ulaşabileceği boyutların, bugünkü tahminlerin de ötesine taşınabileceği asla unutulmamalıdır.

Suriye ve İran ile bugünkü ilişkilerimizin 57. Hükümet Dönemine nazaran daha iyi olduğunu söylenebilir. Ama hiçbir getirisi olmayan bu iyi ilişkilerin; Türkiye’nin ABD, İsrail ve Avrupa Ülkeleri ile olan ilişkilerine zarar verdiği de belirtilmelidir. Diğer taraftan AKP Hükümetinin beş yıllık iktidar dönemindeki politik tercihleri sonrasında ABD ile ‘Stratejik Ortak’ anlayışından çok uzağına düştüğümüz inkâr edilemez bir gerçektir. Ama AKP’NİN izlediği dış politik tercihlerin, Barzani ve Talabani’yi ABD’NİN Ortadoğu’daki ‘stratejik Ortağı’ mertebesine yükseltmeyi başarabildiğini söyleyebiliriz.

Ulaşılan bu sonuçların; eğer Aşiret Reisleri büyük bir hata yapmazlarsa, biraz uzun vadeye yayılıp, biraz uyutularak Musul ve Kerkük’ün kaybedilmesine yol açacaktır. Petrole sahip olacak olan Barzani’nin daha başka neler isteyebileceği de az çok tahmin edilebilir sanırım. Ayrıca başta Amerika olmak üzere, Dış Dünya’da ‘Ermeni Soykırımı’nın biraz daha şekil değiştirerek ve giderek artan bir şiddette, uluslararası camiada karşımıza çıkarılacağını da tahmin etmek falcılık olmasa gerektir.

Sonuç olarak baktığımızda;

Seçimlerin yaklaştığı şu son günlerde Tayyip ERDOĞAN Başbakanlığında AKP Hükümetinin, 57 Hükümet’in istifası ile devraldığı mirası tüketerek, beş yıllık iktidarı süreci sonrasında bıraktığı tablo budur.

Tablo bu kadar vahim olmasına rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ulusal çıkarları ve iç-dış güvenliğini çok yakından ilgilendiren, kendimiz(de dâhil edilebilir) dışında herkesle sorunlu hale geldiğimiz bu tablodan; AKP’nin sorumlu tutulamadığı gibi; AKP’yi suçlamak kimsenin aklına bile gelmemektedir. Hatta AKP’nin neredeyse masuma dönüştürüldüğü bir manzara ile karşı karşıyayız.

Şöyle ki,
Bugün başta CHP, MHP, DYP gibi partiler ve Ulusalcılar, Ülkücüler, Tandoğan ve Çağlayan’da yürüyenler olmak üzere;

Kime sorarsanız sorun: ABD’ye karşılar. Ve tüm kötülüklerini anası olarak görüyorlar.
Kime sorarsanız sorun: İsrail’e karşı oldukları gibi baş düşman ilan edeceklerdir.
Kime sorarsanız sorun: AB’ye karşı oldukları gibi neredeyse ‘alın AB’nizi başınıza çalın!’ diyeceklerdir.

Peki, bu tabloda, bu sonuçta bir yanlışlık, bir gariplik yok mu?

Dilerseniz başka bir şekilde ifade etmeye çalışayım.

57. Hükümetin işbaşında ve Sn Tayyip ERDOĞAN Refah Partisi kadrosundan Belediye Başkanlığından henüz istifa etmeden ve dolayısı ile değişerek gelişiverdiğini(!) açıklamadan önce:

Türkiye'nin İsrail ve Ortadoğu Politikalarına ezeli ebedi karşı olan, ,
Türkiye'nin ABD ile ilişkilerine tam cepheden karşı olan,
Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerine karşı olan,

Bugünün AKP Hükümeti saflarında olan kadroları ve başkanları olan Tayyip ERDOĞAN değil miydi?

Bu sorunun tek cevabı ''evet''tir.

Peki, O günlerin CHP, MHP, DYP gibi partileri ve Ulusalcıları, Ülkücüleri: Türkiye'nin ABD ile ilişkilerine, İsrail ve Ortadoğu Politikalarına, AB ile olan ilişkilerine, onurlu üyelik, biraz pazarlık gibi kimi çekincelerle de olsa destek vermiyorlar mıydı? Bu soruyu da rahatlıkla ''evet destekliyorlardı'' şeklinde cevaplayabiliriz.

Beş yıllık AKP İktidarı sonrasında bugüne baktığımızda tablonun tamamen tersyüz olduğu ortadadır. Yani AB-ABD ve İsrail karşıtları ile destekçilerinin adeta yer değiştirdiği bir manzara ile karşı karşıyayız.

''Ne ABD, Ne AB, Tam Bağımsız Türkiye'' gibi sloganlaştırılan bu sonuç; eğer AKP'nin gerçekten siyasal İslam iddiasından tamamen vazgeçerek batılı anlamda muhafazakâr demokrat bir partiye dönüştüğüne inanıyorsanız normal sayılabilir. Ama Sn Tayyip ERDOĞAN ve AKP kadrolarının bu istek ve iddialarından vazgeçmedi, vazgeçmez gibi bir kanaat varsa eğer, işte o zaman daha önce yazmış olduğum ‘Peki, bu tabloda, bu sonuçta bir yanlışlık, bir gariplik yok mu?’ sorusuna geri dönmemiz gerekebilir.

İsterseniz başka soruyla yeni bir açılım getirelim.

AKP, CHP, DYP, mhp gibi diğer yerel aktörleri içine katarak,

Bu tablo, kimin işine yaramıştır(yaramaktadır-yarayacaktır)?
Bu tablo, kimin amaçlarına hizmet etmiştir(etmektedir-edecektir)?

Hadi soruyla başladık bir başka soruyla sonlandıralım.

Beş yıl önce Tayyip ERDOĞAN çıkıp;

'Ben hepinizi AB, ABD, İsrail dâhil tüm batıya düşman edeceğim' dese inanır mıydık?


Resim; httpwww.mkutup.gov.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1760
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1960 yılında doğmuş, kendi tabirimle ''Kayıp Kuşak'' olarak adlandırdığım 1970 kuşağından, Eğitim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster