Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '13

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1033
 

Mevlana’nın başarısında kadının yeri

Mevlana’nın başarısında kadının yeri
 

Mevlana 7 Öğüt


“Kişi güneşe yüzünü döndü mü, gölgesi arkasında kalır. Artık o nereye giderse gitsin, gölgesi hep peşinden gelir. Lâkin kişi güneşe arkasını dönerse, gölgesi hep önünde kalır. Ne kadar ugraşsa da gölgesini yakalayamaz. İşte bunun gibi, insan, Allah'a yüzünü dönerse, mal-mülk, aile ve çoluk çocuğu aynı gölgesi gibi onun peşinden koşar. Fakat kişi Allah'a arkasını dönerse o kişi mal ve iyalim peşinden ne kadar koşarsa koşşun, gölgesini tutamayacağı gibi onlara nail de olamaz."

Mevlana Celaleddin Rumi

 

Mevlana’nın hayatı, eserleri, öğretisi ile ilgili çok şey yazıldı yıllar boyunca. Hepsi de Mevlana’nın ne denli büyük bir gönül, bir hal erbabı olduğunu teyid eder. Ancak konuşulmayan bir şey vardır ki, bunu söylemeden geçemeyeceğim. “Her başarılı erkeğin arkasında yatan” kadını da unutmamak lazımdır.

Mevlana iki defa evlenmiş. İlk eşi Gevher Hatun ölünce, Mevlânâ Konya'da ikinci kez Gera Hatun ile evlenmiş ve ondan Muzafferettin Alim Çelebi adında bir oğlu ve Fatma Melike Hatun adında bir kızı olmuştu. Mevlânâ'nın soyundan gelen Çelebiler, genellikle Sultan Veled'in oğlu Feridun Ulu Arif Çelebi'nin torunlarıdır; Melike Hatun torunlarıysa Mevleviler arasında İnas Çelebi olarak anılır.

Sokrates’e sormuşlar evlenelim mi?” diye. “Kesinlikle” diye cevap vermiş büyük üstad. “Ya mutlu olursunuz, ya da filozof” diye de sözlerini tamamlamış. Evlilik inanılmaz harika ve kutsal bir kurum. İnsan tekamül açısından da çocuklarıyla birlikte ileriye götüren bir kurum bu. Bence evlenmemek ve çocuk sahini olmamak büyük bir kayıp. Bu kurumda hem mutlu hem de filozof olmak bence mümkün ve Mevlana’nın evlilik hayatına dair fazla bir bilgim olmasa da tahminen kendisinin bunu başardığını düşünüyorum. Zira, Mevlana gibi bir insan ile yaşamak çok fazla takip eden, ziyaret eden demek. Geç saatlere dek süren sohbetler demek. Bazen uzun zaman süren “Seyri Süluk” yolunda tefekkür dolu günler demek. Şems Tebrizi ile karşılaşması sonucu çeşitli kaynaklara göre 40 gün ile 6 aydan süren halvet demek ve hatta her ikisi için çıkan dedikodu ve laflara aldırmamak demek. Kolay değil. Her kadın bu durumu yönetemez. Osmanlı kadını demek, belki de budur. Zira düşünsenize Mevlana’nın eşleri dırdır eden ve adamın başını yiyen kişilikler olsaydı ne olurdu adamın hali diye. Mevlana’yı desteklemiş ve her an onunla yürümüş olsalar ki, Mevlana bugün bildiğimiz o tüm insanlık tarihine mal olmuş kişi olabilmiş ve öğretisiyle ışık saçabilmiştir. Aile mutluluklarından feyz almış ve onu bir katalizör olarak hayat ideallerini gerçekleştirmek için kullanmıştır diye düşünüyorum. Mevlana’yı hatırlarken yanında duran eşleri Gevher Hatun ve Gera Hatun’ları da bu yüzden unutmamak gerekir.

Hayat dualite ilkesi gereği zıt kutupların dansına sahnedir ve her şey bu zıtlıkların medceziriyle test edilir.  Erken ve kadın da evrensel dualite ilkesi gereği zıtlıkların farklı kutuplarını temsil ederler. Ancak amaç bu zıtlıkların uyumlu birlikteliğidir ki, işte bu “vahdet-I vücud” olan teklik noktasıdır. Zıtlıklar dünyasında yaşarken zihnen TEKLİK açısından bakabilmek beşeri mutluluğun sırrıdır zira böyle bir bakış ile her şeyi olduğu gibi kabul edip, acı ve ızdıraptan kurtulabiliriz. Bu noktada zıtlıkların birliğini TEKLİK haline dönüştürmek için evlilik mükemmel bir kurumdur ve bunu başaran her iki kutbun sinerjisiyle “bir artı bir eşittir iki”den daha fazlasını elde eder. Modern bilim buna “sinerji” diyor. Muhtemelen Mevlana bunu da önceden keşfetmiş olsa gerek.

Bugün farklı bir açıdan konuya bakmak istedim.

Sevgiler,

Kenan Kolday

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 239
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1047
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster