Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '13

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3146
 

Mevlana'nın eserleri

Mevlana'nın eserleri
 

Semazen


“Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol

Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol

Hoşgörülülükte deniz gibi ol

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol”

Mevlana Celaleddin Rumi

Büyük gönül eri, hal erbabı, gönüllerin piri Mevlana Celaleddin Rumi (1027-1273), Anadolu insanına ve de dünyaya muhteşem hazineler bırakmıştır. Kamil insan olma yolcuğunda (Seyri Süluk) büyük adımlar atmış ve muhtemelen de bu mertebeye ulaşmış olduğuna inanıyorum. Eserleri ve fikirleri bugün sadece ülkemizde değil, başta İslam Dünyası olmak üzere küreselleşen dünya düzeniyle birlikte dünyaya mal olan bölgesel kültür miraslarının açık ve kolay paylaşımı ile başta Amerika olmak üzere birçok yabancı ülkede okunmakta ve üniversitelerde okutulmaktadır. Osho, Robin Sharma gibi birçok yazar bugün Tasavvuf ve Sufizm’den feyz almaktadırlar.

Hal böyleyken Mevlana’nın eserlerini kısaca hatırlamakta fayda görüyorum.

Mesnevi

Mesnevî ya da Mesnevî-i Manevî (Farsça: ??????????), Mevlânâ Celâleddin Rumî'nin altı ciltlik Farsça eseridir.

Eser, Divan-ı Kebir ile birlikte Mevlânâ külliyatının ekseriyetini teşkil eder. Mevlânâ'nın "Birlik Dükkânı" addettiği Mesnevî, içinde Hint, İran, Yunan, Roma mitolojisi; Yaradılış Destanı, erenlerin kıssaları, âşık masalları, halk öyküleri barındıran; "dünya cenneti"nde insan hürriyetinin anahtarlarını ardışık öyküler içinde vermeyi gaye edinmiş bir eserdir.

İslam tasavvufunun en önemli ve en büyük yapıtı olan Mesnevi-i Manevi (genellikle yalnız Mesnevi diye anılır) Hüsamettin Çelebi aracılığıyla yazılmıştır. Bir gün birlikte sohbet ederlerken Çelebi bir konudan yakındı ve "müritler", dedi, "tasavvuf yolunda bir şeyler öğrenmek için ya Hakim Senai'nin Hadika (Bahçe) adlı kitabını okuyorlar ya Attar'ın İlahiname 'sini, Mantık-ut-Tayr ını (Kuş Dili) okuyorlar. Oysa bizim de eğitici bir kitabımız olsaydı herkes bunu okuyacak ve ilahi gerçekleri ilk elden öğrenecekti." Hüsamettin Çelebi sözünü bitirirken, Mevlânâ sarığının katları arasından bükülmüş bir kâğıt uzattı genç dostuna; Mesnevi 'nin ünlü ilk 18 beyti yazılmıştı ve hoca, müridine şöyle diyordu: "Ben başladım, gerisini sen yazarsan ben söylerim."

Bu çalışma yıllar boyu sürdü. Yapıt, 25.700 beyitten oluşan 6 ciltlik bir bütündü. Tasavvuf öğretisini birbirinden çıkan ilgi çekici öyküler aracılığıyla anlatıyor, olayları yorumlarken tasavvuf ilkelerini açıklıyordu.

Divan-ı Kebir (Büyük Divan)

Mevlana Celaleddin Rumi'nin söylediği ilahi aşk şiirlerinden oluşan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik (rubai beyitleri ile birlikte yaklaşık 50 bin beyit) nazım bir eserdir. Mevlana'nın Âşıklar Divanım biçiminde adlandırdığı eser aynı zamanda Şems Divanı, Divan-ı Şems-i Tebrizi olarak da anılmaktadır. İslam edebiyatında divanların, şairlerinin isimleri ile anılması geleneğine ters düşen bu son adlandırma; Mevlana'nın gazellerinin sonunda kendi adı yerine (birkaç istisna dışında) her zaman Şems-i Tebrizi adını kullanmasından kaynaklanmaktadır.

Fihi Ma-Fih (Ne Varsa İçindedir)

"Ne Varsa İçindedir" manasına gelmektedir. Anlam karşılığı ise "ne varsa onun içinde var", "ne varsa onda var" olarak sayılabilir. Bu eser Mevlânâ'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde Mevlana'nın düşünüşü, dünya görüşü, devrini bildirişi, din ve insanlık hakkındaki düşünüşleri, anlatılır. Cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.

Mecalis-i Seb'a (Mevlana'nın 7 Vaazı)

Mevlana'nın 7 vaazının bulunduğu eserdir. Aslı Türkçe olmasına rağmen daha sonra Farsça'ya çevrilmiştir. Eserde insan, Allah, varlık konuları işlenmiştir. Terim Türkçe'ye çevrildiğinde Yediler Meclisi anlamına gelir.

Mektubat (Mektuplar)

Mektubat veya Mekatib, yani mektuplar anlamına gelen bu eser Mevlana'nın dost ve akrabalarına, özellikle de Selçuklu emir ve vezirlerine nasihat için yazdığı 147 adet mektuptan oluşur. Mevlana'nın ölümünden sonra, mektuplar biraraya getirilmiş ve bu esere de Mektûbât veya Mekatib adı verilmiştir.

Mektupların dördü Arapça diğerleri ise Farsça olarak yazılmıştır. Mektuplar edebi biçimde değil konuşma dilinde yazmıştır.

Sevgiler,

Kenan Kolday

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1074
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster