Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '15

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
30
 

MHP bu işi daha iyi yapar

MHP BU İŞİ DAHA İYİ YAPAR

Abdullah Çağrı ELGÜN

Perşembe, 30 Temmuz 2015, Ankara

PKK’nın silahlı döneminin kapanması ve PKK, HDP’nin Türkiyelileşmesi, bin yıllık kardeşliğin yeniden pekişmesi; ancak MHP’nin iktidarında mümkün olabilir.

Bugün itibari ile AKP’nin sunnî projesi “Çözüm Süreci” fiilen sona ermiştir. Bunun sebebi HDP’nin seksen (80) milletvekili ile meclise girmiş olmasıdır. Eğer HDP meclise giremeyip, AKP tek başına iktidar olsa idi. Çözüm Süreci sunî proje “Çözüm Süreci” devam edecek, vatandaş yine vurulacak, halkın çocukları ölecek; fakat AKP iktidarı bu çözümü, (ç ö z m e ğ e !) devam ederek iktidarda kalacaktı…

Bugün tek başına iktidarı kaybeden AKP’nin, PKK ve HDP’ye savaş açmasının sebebi Kürtler’in tekrar oyunu alabilmek arzusunun bir ürünü mü, yoksa izlenilen politikaların başarıya ulaşamadığını görerek, hatadan dönmenin daha çok hata yapmaktan yeğ olduğunun, görülmesi sonucu mudur? Bugün yetkililerinin açıkça ilan edilmesinden belli olmuştur ki:  “Arınç: Politikamız yanlıştı, CHP ve MHP bizi uyarmıştı, dinlemedik. Biz yanlış yaptık.” diyerek itirafta bulundu.

Bu itiraf sonrasında iktidar, on üç(13) yıllık iktidarında birçok yanlışlar yaparak, masum vatandaşlarımızın ölümüne sebep olan, olay ve durumlardan sorumludur. İktidar, bir saniye dahi beklemeden, derhal istifa etmeli ve mecliste muhalefet görevine dönmelidir. Muhalefetin de gereksiz söz ve eylemleri bırakıp bekleyen sorunları gidermek, ülkede kangren olmuş hataları düzelmek için görevi derhal devralmalıdır. Aksi halde akacak kanın hesabını kimseye veremez. Muhalefet liderleri, tarih önündeki sorumluluktan, vebalden kendilerini kurtaramazlar.

2011-2014, Diyarbakır’da Dolmabahçe’de, Olso’da yaptığı MUTABAKAT, terör örgütlerine dokunulmazlık, tavizler terör örgütlerinin sırtlarının sıvazlanması ile palazlandırılan, büyütülen, silahlandırılan ve eğitilerek, özgürce yapılanmaları ve bunun sonucunda yaptıkları eylemler, iktidarın sorumluluğundadır…Suruç sonrası ortalık birden karıştı. Bu öldürülenleri, üzerine atılan örgütler kabul etmiyor. Biz öldürmedik diyorlar. Bunları kim öldürüyor? On üç yıldır  “Çözüm Süreci” çözülememiştir. Konu içinden çıkılamayan, kangren haline gelmiş bir yara durumuna dönüşmüştür. Halkımızı en iyi şekilde yöneteceğini söyleyen ve iddia eden iktidar, milletin dertlerine çare olmaktan ötedir. Birbiri ile sadece egoları sebebiyle uğraşan, kişiler, vatandaşları ile husumetli; komşuları ile küskün ve dövüşen, çatışmalı, elçilik dahi açamadığımız durumuna kadar getirmiştir...

Yetmemiş, teröristler bu süreçte tam anlamı ile organize olmuş ve hükümet, PKK, DEAŞ, HDP, KCK; PYD; İŞİD denilen belalar ile uğraşır; Kürt sorununu çözmek ister iken, Valiliklere gönderilen genelgede güvenlik güçlerinin operasyon yapmama talimatı verilmiş; Böylelikle: PKK askere alma şubeleri açabiliyor, şehirlerde vergi kontrolleri yapabilecek güce erişmiş; halktan vergi toplayan ikinci bir devlet durumuna gelmiştir. 17-18 yaşlarındaki çocuklar şehirlerde, ilçelerde sokaklarda yerleşip evlerde organize olmuşlar, eylem için, hazır kuvvet beklemektedirler. Haydi denildiğinde, hurra elleri silahlı, yüzleri maskeli her tür suç aletiyle sokaklara çıkıyorlar, eylem yapıyorlar ve sokakları ateşe verebiliyorlar. Bu şekilde güçlenen örgütler: Diyarbakır, Bingol, Hakkari, Muş…vb. bir çok vilayetlerde yol kesebiliyor, insanlarımızı infaz ediyor, kaçırıyor ..vb. korkusuz ve cüretkâr hale getirilmiş…Hatta devletin yapacağı operasyonlarda kalkan jetlerimize taziz ateşi acıyor, daha jetlerimiz yerinden  kalkmadan Kandil’e haber uçuyor halde ise bunun sorumluluğu, bugüne kadar bunları güçlendiren bu tavizi verenler değil midir?..

29 Eylül’de Peşmergeler’in İŞİD’e saldırısı için Türkiye topraklarından geçmesine izin verdiğini gazeteler yazdı. Terör örgütleri dün de vardı, bugün de vardır. Terör örgütlerinin hangisi olursa olsun tamamen yok edilmesi gerekir, gerekmektedir.  Hükümet’e ne oldu ki on üç yıldır sarmaş dolaş olduğu “çözüm süreci” politikaları ile sevgi, hoşgörü ve sonsuz sabır göstererek palazlandırdığı, silahlanmasına bel bel bakıp valiliklere gönderilen genelgelerle “operasyon yapmama kararı” ile seyrettiği terör örgütlerine, hiçbir müdahalede bulunmamış, silahlı gücü ile taarruz etmemiş; ve ettirmemiştir.  PKK, DAEŞ, İŞİD, PYD, KCK örgütlerin Türkiye Cumhuriyeti Kaymakamını dağa kaldırmasına ses çıkarmamış,  ordunun kışlasına kadar girerek bayrak indirenlere müdahale etmemiş: “Diyarbakır toplantısı 2014 yılında: PKK, terör örgütü değildir. Hükümetimiz kararı gereğince; yapılan eylemlere daha müsamahakâr, yaklaşılması ve müdahale edilmemesi kararı aldık. Beşir ATALAY” demesi, gelinen sonuçların delilidir?.. Muhalefet bu deliller karşısında ne yapar?..

Kısaca hükümet belki iyi niyetiyle; fakat gereksiz olarak, terör örgütlerinin sırtlarının sıvazlanması sonucunda bu hale getirip birçok insanımızın boşu boşuna ölmesi sonrasında, bugün rota değiştirerek yeni bir yola girmiştir…

Hükümetin, hem seçimi kaybetmiş olması sebebiyle hem de yapılan yanlış işler sebebiyle istifa ederek, derhal iktidardan çekilmesi gerekirken, hâlâ zafer kazanmış bir komutan edasında, iktidar koltuklarına yapışmış ve bırakmamaktadır. Seçim bitmiş hükümet iktidarını kaybetmiştir. Geçici bir hükümet kurulduktan sonra koalisyon görüşmeleri yapılabilir. Mevcut icraatları, yeni yapılacak ekibe devretmesi gereken hükümet, yeni kadrolaşma ile makam ve mevkilere çok miktarda atama yapabilmekte, iktidarı kaybetmiş olmasına rağmen, kadrolaşma ve yapılanmasını yıkılmayacak, sökülmeyecek derecede kendini yenilemektedir… Muhalefetin bu konuda tek sözü olmadığı gibi, birbirleri ile uğraşmakla vakit kaybetmektedirler. Hükümeti kurma süreci çoktan aşılmış, görev gerekli diğer partilere devredilememiştir.

Bugün önümüzde iyi ve güzel fırsatlar mevcut olup bu fırsatı çok iyi kullanmak ve HDP ve tarafların bu ülkenin vekilleri olduklarını asla unutmadan hassasiyet ile konuya yaklaşmaları, HDP’nin gereksiz istek ve düşüncelerinden feragat etmeleri gerekli ve elzemdir…

Her türdeki problem Mecliste çözülür. Hayvanlar koklaşarak, kuşlar ötüşerek, insanlar konuşarak anlaşırlar.Hangi konu çözülecek ise Meclise gelecektir. Parti kapatarak, siyasilerin hür ve serbestçe konuşmalarına imkan tanımadan, hangi konu olursa olsun, problemi çözülemez. HDP fikirlerini açıkça ifade edebilmek ve düşüncelerini hem taraftarlarına hem de halka duyurabilmek için Mecliste kalmalı; ve hatta MHP derhal ve vakit kaybetmeden, CHP’nin desteğini de alarak inisiyatifi ele almalı, Başbakanlığı üstlenmelidir… Geçmişte Ülkü Ocaklarının Kürt kardeşlerimiz ile ilgili plan ve projeleri olmuştu. Bugün de olacaktır. MHP Kürt problemlerine eğilmeli, Meclise kadar gelmiş ve kangren olmuş yarayı masaya yatırmalı, uru çıkarıp almalıdır. Bunu ancak ve hiç şüphesiz MHP yapar.  Aksi halde kendi egolarını tatmin için milletin canına, kanına el uzatmış ve egosu için her türde hileyi, düzeni, riski göze alabilmiş, ihtiraslı, hatta, haris inisiyatif sahiplerinin elinde bu halkın durumu ve halinin nice olacağını kimlerin nasıl öleceğini tahmin etmek dahi düşünmek istemezsiniz…

Bugün bir dönem silahları susturan AKP, şimdi silahları konuşturarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücünü mü gösteriyor? Halktan oy mu elde etmek istiyor?.. Şuan ortalığı karıştıranlar kim? Kontrol dışında bir mekanizma mı var? İçeride ve dışarıdaki düşmanların uyuyan mihrakları bu süreçte uyandırıldı mı?.. Son gelinen noktada eski hataların düzeldiğine dair bir işaret görülebiliyor mu? Boş dağları vurmak, yerine bizi içeriden vuranların evleri, sığındıkları hücreleri, televizyon başında oturarak olanları seyredip kıs kıs gülenlerin yakalanması, hepsinden önemli değil midir? Olayları yapan eli kanlı katillerin yakalandığına dair hâlâ hiçbir haber gelmemektedir. Bugün de yapılmaya devam edilen bu hataları, siyasiler ve bütün bir millet olarak kabul edecek, masum vatandaşın kanının akmasını gözleri yaşlı seyir mi edeceğiz?

Bu güne kadar kangren olmuş, ve uzamış uzamasından nemalanan, kendilerine bu durumu menfaat aracı olarak kullanan kişi ve gruplardan da er veya geç hesap sorulmalıdır, sorulacaktır… Terörü, kökten çözmenin yolu, tarafların ve veya onun temsilciliğini yapanların yan yana gelip konuşmalarından geçer. Bu yer de Meclistir.

HDP’nin basın tarafından iddia edildiği gibi Meclise şaibeli girişi söylentileri dolaşmış olsa bile Mecliste yemin eden bu vekiller ile konuşularak ne istenildiği halkın gözleri önünde öğrenilmeli, Diğer partilerce de makul olabilecek görüş ve düşünceler derhal uygulamaya geçirilmeli, haksız ve usulsüz istek ve talepler var ise konu Yüce Divana taşınmalı, teklif edenlerin dokunulmazlıkları kaldırılarak vekillikleri düşürülmeli ve gerekli ceza ne ise derhal verilmelidir.   

Burada çözüm olmaz ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok güçlüdür… Hiç şüpheniz olmasın gereğini yapar. PKK, HDP’nin Türkiyelileşmesi, dağdakilerin düze inmesi,silahların tamamen bırakılması, bin yıllık kardeşliğin yeniden pekişmesi; ancak MHP’nin iktidarında mümkün olabilecektir.

HDP’NİN AKLINI BAŞINA ALMASI ŞARTTIR

HDP, PKK’nın siyasal temsilcisi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Meclisindedir.  Siz ey aklını peynir ekmekle yemiş kardeşlerim! “Siz hiç akıl etmeyecek misiniz? Siz hiç düşünmeyecek misiniz?” Mecliste yemin töreni esnasında söylenen İstiklâl Marşı’nda ayağa kalkmayarak çok büyük bir saygısızlık gösterdiniz. Yetmedi kendinizi haklı çıkarma peşine düştünüz. Keşke hiç yapmasaydınız bu edepsizliği… Bu edepsizliği, ne Alman ne İngiliz ne Rus ne de Yunan yapıyor, siz niçin yapıyorsunuz?..

Ey HDP, Türkiye Cumhuriyeti milletinin Vekilisiniz. Başbakan Yardımcısı, Başbakan, Cumhurbaşkanı da oldunuz… Yani Türkiye bizim. Birlikteyiz, biz idare ediyoruz. Vatanın her karış toprağında gidemediğiniz, ticaret yapamadığınız, ibadet yapamadığınız bir karış yer var mı?.. (Var diyenin alnını karışlarım.) Öyleyse bu gereksiz istekler, bizi nereye götürecek? Düşünmeye davet ediyorum. Ölen kim? Öldüren kim? Ağlayanlar kim? Kim ne istiyor, kim ne alıyor?.. Yanlış yönde kürek çekenler, akıntının suyunda boğulurlar.

1997’de, 28 Şubat Süresince Özel Harekat dağıtıldı. DHKP derin devletin elinin olduğu bir örgüt görünümünde. Dün. ABD, bir dönem: “PKK için bizim Türkiye içindeki ordumuzdur.” diyor iken, bugün PKK için: “PKK bir terör örgütüdür.”diyor. PKK, yaptığı müdahaleler ile HDP’nin külhanbeyliğini tamamen bitirmiştir.

Bugüne gelinen noktada AKP PKK’yı terör örgütü ilan ederek gerekeni yapmaktadır; fakat niçin ve hangi sebep ile politika değiştirmiştir ve hâlâ bu politikada bile ne derece ısrarlı, kararlı ve  bir denge kuramadığı söylemler ve basına yansıyanlardan anlaşılmaktadır. Bu politika da  “çözüm ile ilgili olarak” gel git durumundadır.

MHP iktidarı olursa İŞİD, PKK, DAEŞ, PYD, KCK…vb. örgüt ve grupların dünyanın en büyük ordularının karşısında ne gibi bir hükmü olabilir ki?!.. Yeter ki hükümet kararlılığını gösterip sağlam durabilsin. AKP yoldaki işaretleri görmeğe başlamış mıdır, buna inanmak isteriz. Trafik ışıklarının aydınlattığı yoldaki hedef bellidir. Milletin BİRLİK BERABERLİK ve HUZURA İHTİYACI VARDIR…

Kürt kardeşlerimiz ne istiyorlar, çok iyi tespit etmeli ve makul isteklerinin dışındaki istekler konusunda çok dikkatli olmalıdırlar. Türkiye’den bir toprak talebinin kendilerine ne büyük bir zarar verebileceklerini çok iyi düşünmeli ve torunlarının geleceğini tehlikeye, riske ve ateşe atmamalıdırlar…

Kürtler’in, Türkler’den  başka dostu ve kardeşi yoktur. Ne ABD ne İngiltere ne Israil ve Almanya onların dostu olamaz. Deniyorsa ahmaklık olur…Bugün tecrübeyle sabit olmuştur…

Meclis’teki konuşmalar ile bir çözüm olmaz ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok güçlüdür… Hiç şüpheniz olmasın gereğini yapar. PKK, HDP’nin Türkiyelileşmesi, bin yıllık kardeşliğin yeniden pekişmesi; dağdakilerin düze inmesi ve silahların bırakılması; ancak MHP’nin iktidarında mümkün olabilecektir.

SONUÇ OLARAK:

On üç yıldır iktidarda olan hükümet; CHP ve MHP’nin uyarılarına rağmen; yanlış politika uyguladıkları ülkenin bu duruma geldiğini, Türkiye Cumhuriyeti Meclisinde Vekillerin ve Halkın gözleri önünde itiraf etti.

Şimdi bu PKK, İŞİD, PYD; KCK; DEAŞ, Terör örgütleridir. Bunlar Türkiye’ye savaş başlatsa ne yazar, başlatmasa ne yazar? Türk ordusunun ezici gücü karşısında bunların veya başkalarının ne hükmü olabilir?

Türkiye’nin gösterdiği sonsuz hoşgörü, sonsuz sevgi ve sonsuz sabrını deneyenler kendilerine tanınan bu fırsatı farklı yönde kullanırlarsa çok üzülürler…

ABD’nin, Suriye’de İncirlik üssü gibi bir üst kurmak istemeleri, Irak’ta kurulan“Uçuşa yasak bölge” den daha kötüsü olur. Böylesi bir çıban, bizim başımızı her zaman kanatacaktır. Biz buradan çıkan “Kırk Harami” ile çok uğraştık. Bizi bugünlere getirdiler. Aynı hataya asla düşülmemelidir.

PKK’nın silahlı döneminin kapanması PKK, HDP’nin Türkiyelileşmesi, bin yıllık kardeşliğin yeniden pekişmesi; ancak MHP’nin iktidarında mümkün olabilir.

HDP fikirlerini açıkça ifade edebilmek ve düşüncelerini hem taraftarlarına hem de halka duyurabilmek için Mecliste kalmalıdır.

MHP, CHP desteğinde inisiyatifi ele alarak Başbakanlığı üstlenmelidir… Geçmişte Ülkü Ocaklarının Kürt kardeşlerimiz ile ilgili uygulanan plan ve projeleri olmuştu. Bugün de olacaktır. MHP Kürt problemlerine eğilmeli, Meclise kadar gelmiş ve kangren olmuş yarayı masaya yatırmalı, uru çıkarıp almalıdır. Bunu ancak ve hiç şüphesiz MHP yapar.  Halk huzur bulur.

MHP’nin, inisiyatif kullanabileceği iktidarı ele almadan, gireceği bir seçimde Millete rağmen(CHP, MHP ve HDP), iktidarı yeniden, bir on üç(13) yıl daha AKP’nin ellerine, altın tepsi üstünde sunacaklardır…

Arınç’ın Meclis’teki itirafı ile on üç(13) yıldır iktidar yürüttüğü hatalı politika sonucu: Tüyü bitmedik yetimin fakir fukara, emekli memur, işçi ve milletin vergisi ile alınmış, yapılmış taşınmazların(Resmi kurumlarının tahribatı, binalarının yakılması, millete ait okulların, camilerin, iş yerlerinin, kundaklanması, araçların, yol yapan dozerlerin yakılması, barajlara yapılan sabotajlar)   ile ülke zarar görmüştür. Bir çok masum halkın ölümüne sebep olmuş, devletin yanlış politikasının sonucu olduğunu, en yetkili ağızdan Meclis Kürsüsünden itiraf edilen bu durumda, iktidar derhal; istifa etmeli ve diğer üç parti, bir saniye daha beklemeden görevi devralmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 458
Kayıt tarihi
: 27.09.10
 
 

Abdullah (Çağrı) ELGÜN HAYATI HAKKINDA BİLGİLER Kayseri’de dünyaya geldi. Kayseri Atatürk İlkokul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster