Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
368
 

Milliyet Blog, ülke gerçeklerine "Fransız" mıdır?

Milliyet Blog, ülke gerçeklerine "Fransız" mıdır?
 

Haydi,eller havaya !..Gerşçekler tavaya !.. :)


Ülke sorunlarına, sürekli   Fransız kalmak...

Olan bitenlere kayıtsız kalarak, görmemezlikten gelmek...

Sadece, yemek tarifleriyle, aşk -seks,seyahat, dedikodu tarzındaki bloglarla  iştigal etmek...

Yazıyı, iyice okuyup algılamadan '' laf olsun-torba dolsun  '' yorumları yapmak.

Örneğin :

Adam, belden aşağı tatmin duygularını bloglarken, yazısının orta yerinde gerçek yamuk niyetini patlatmış; editörün gözünden kaçmış...Birtakım,sözde bayan okur-yazarlarımız, yazıya göbekten bodoslama dalıp blogu tam okumadan yorumlar(?) yapmışlar..

Öyle övgü dolu yorumlar yapmışlar ki akıllara zarar !..

Belli ki bu tipler, anılan blogların tamamını okumuyorlar...Son satıra bakıp '' Yapıştır..İki satıra bir yorum...Yapıştır !..Oh !..

Sonra,

'' Bayyyıılldııımmm ...Harikasınız !.. ''  vs..vs.....

 Neticede, çok yorumlananlar listesinde, '' Tavan Yapma uğruna ''..gelsin sazlar; oynasın kızlar...

* Bu yazıları ve meczubu farketmeden desteklemek ; taviz vermek..

* Milliyet Blog'a, güzel yurdumun semalarından değil de uzaydan gelmiş blogger gibi davranmak...

* Çağdaş ülkeler, refah düzeyini arttırmak için at başı hızla koşarken, halen bu tip yazılarla küçülmek.

 Evet...MB'ye yakışmıyor !..

* * * *

Dünyanın en pahalı petrolünü,doğalgazını,elektriğini kullanan sanki biz değiliz !.. 

Gerçek yazarın duyargaları sürekli açıktır ; algı seviyesi ve zeka düzeyi yüksektir...Diğerleri çoğunlukta ise orada kısır döngü başlamıştır..

* * * *

* Hukukun ''Gukuk ''; eğitimin ''Güdük ve Kadük '' kaldığı ; 6 milyon diplomalı işsizin bunalımları nedeniyle intihar vak'alarının çoğaldığı ; devlet büyüklerinin meydanı boş bularak, coşarak Avrupalı devlet adamlarından bile 3-5 çocuk yapmalarını istediği,

* Doktorların şiddete maruz kalıp yaşamını yitirdiği ya da görev yapamaz halde o kenti terk-i diyar eylediği...

* Sözde sömürülenlerin bölgesini temsilen meclise giren bir milletvekilinin, hemşehrilerine canla başla yardım için görev yapan doktoru, sille tokat dövdüğü ve bu gaddar adamın sürekli eli kanlı teröristi övdüğü,

* İçişleri bakanının cenazeye gittiği taziye evinde, köylüyü davul çalarak oynattığı,

* Bunu gören duyarlı vatandaşın ' tırlattığı '...

* Ocak Ayında verilmesi gereken maaş zamlarını alamayan memur ve memur emeklisinin,aylarca beklemekten  kafayı oynattığı !..

* Hergün, tecavüz ve cinsel sapıklık oranının daha da yükseldiği,buna benzer binlerce garip ve hukuksuz, haksız olayın cereyan ettiği güzel yurdumuzda, gerçekleri, haksızlıkları yazmayıp sürekli ''Lay-lom ''larda, '' Deve kuşunu oynayanların şamatasına iştirak etmek şeytanla ve abesle iştigaldir...''

* * * *

Elbette, yazarlar özgürce düşüncelerini yazabilmelidir...

Amacımız, yazarın ülke gerçeklerinden soyutlanmaması gereğini vurgulamaktır.

Milliyet Blog yönetimi, bu konuda daha seçici olmalıdır; gerçekleri yazanlara, hemen siyasi damga vurulmamalıdır.

Güzel yurdumun acı gerçeklerine yabancı kalmayan;sürekli yazan ve çözüm üreten MB yazarlarına da müteşekkiriz..

Milliyet Blog ana sayfasında ve editörlerin önerileri arasında, ülke gerçeklerini yansıtan yazılar yok denecek kadar azdır...

Sadece sanatsal -yumuşak sosyal içerikli, seyahata yönelik, turistik temalı, kitap-sinema tanıtımlı yazılar gibi blogların, '' öneriler''  kapsamında değerlendirildiği, haksızlıklara vurgu yapan yazıların ana sayfada yer almayıp, onaydan sonra, bir görünüp, sonra kayıplara karışması çok manidardır.

Bu uygulama nedeniyle, halkımızın acılarını,dertlerini dile getiren  yazılarımızın okunma sayısı oldukça düşük kalmaktadır...

Medyanın çoğu ''Yandaş Dansı '' yaptığından gerçekler, çamurla sıvanmaktadır.

MB'nin önceki versiyonunda bu sıkıntıları yaşamamıştık...Yazılarımız, o dönemde, daha çok okunuyordu...

Hatta,o günlerde, iki gün içinde okunma sayısı yüzü geçmeyen bloglarımızı '' Yeterli okunmuyor '' diyerek siliyorduk...

Şimdi nerdee ?...Yaşamın gerçeklerini anlatan bazı yazıların, sadece  20 adet '' TIK'' lanmış olmasını görmek  çok acıklıdır..

Buna karşın, ülke gerçeklerine Fransız kalan ' yazanların ', daha çok okunması da düşündürücüdür.

Halkı uyaranlar,gerçekleri yazanlar da bu ülkenin evlatlarıdır...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam ; ne güzel yazmışsın ülkemdeki duyarsızlığı. Günlük yaşayan, sadece ben diyen, biz demeyi çoktan unutmuş, okumayan, zamanını lüzumsuz konularla israf eden bir toplumu anlatıyorsun hocam. Blog yazarları da bu toplumdan çıkıyor. Yinede genel toplum yapısına göre duyarlılığı daha fazla. Lakin zamanını sadece blogda veya bilgisayar önünde geçiren ve çok okumadan yorum yazanlarda olacaktır. Eh bu toplumdan bunlarda çıkar. Duyarsız bir toplum olduk vesselam Saygılarımla...

hssensoz 
 29.04.2012 21:54
Cevap :
Evet,yazanlar da toplumun aynalarıdır.Fakat,yazma eylemine soyunan kişinin,bilmiyorsa da zamanla, toplumun sorunlarından soyutlanamayacağını algılaması gerek.Sürekli Temcit pilavı gibi aynı sululukları yazan;herşeyi toz pembe gösteren kişinin yazar olması mümkün değildir.O sadece günce yazar.Ki güncelerin bile günlük gerçeklerden soyutlanması olası değildir.Aydın yazarlarının olmadığı ya da olanın da susturulduğu ülkeler,kültür ve ahlak erozyonuna uğruyorlar.Buna duyarsız kalanların,kötü eğitilmekten,kötü beslenmekten,yoksulluk sınırı altında gelirlerle sürünmekten,hastane köşelerinde perişan olmaktan,6 milyon diplomalı işsiz çocuklarının dramından bahsetmeye hakları olabilir mi ?.Bloglarda yazmanın kutsal erdemini ve faziletini algılamak gerek.Buradaki yazılar,ancak kainat gününde silinecektir.Dünyanın en ücra köşesinden olan ve burada yazımı okuyan eskimo,kızılderili,Japon dostlarımız var.Günlük gazete-köşe yazarının bile bu iletişim gücü yok !..Teşekkürler...saygılar...selamlar  30.04.2012 11:31
 

Günümüz gazete manşetlerinde ya da en hararetli TV tartışmalarında işlenen konular bile kon kon kelebek ifadelerden ibaret, bilmez misiniz Üstadım. Selamlar saygılar.

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 27.04.2012 14:25
Cevap :
O kelebek, baykuş olup birgün kapılarına tüneyecek;''Tatlı tatlı yemenin acı acı öksürmesini '' duyacağız...Buna Fransız kalanlar da kendileri çalıp, kendileri oynamanın ülkeye nelere mal olacağını anladıklarında iş ,işten geçmiş olacak..Milyonlarca diplomalı işsiz yaratmanın ve onların inleyen nağmelerine rağmen gamsız baykuşlar gibi uyumalarının mükafatını (?) görecekler... Eh..Olacak o kadar...Arif Beyciğim,bu enseye böyle traş...Ne kadar ekmek ,o kadar köfte...Teşekkürler...Sevgiler...selamlar...  27.04.2012 14:49
 

Bütün bu yazdıklarınızın zirve yapanı: Bakanın, taziye evinde vatandaştan takla atmasını istemekti, sanırım. Olmadı oynamasını ve vatandaşın oynaması.Ve o bakan hala yerinde. Memleketimin, güzel yurdumun, toprağının her karışı neredeyse daha dün şehit kanıyla sulanmış ve hala sulanmaya devam eden memlketimin insanlarının geldiği nokta buysa... blog sayfalarından ne beklenebilir ki? Zülfü yare dokunan yazılar da "körler sağırla birbirini ağırlar" örneği gibi mi oluyor neredeyse?.. sevgiler, aydınlık selamlarımla.

derinmavi.. 
 26.04.2012 11:29
Cevap :
Ufuk Hanım,Merhaba..Halkın denize düştüğünde sarıldığı tek yılan :Medyadır...Medya,sayesinde geçmişte 3 önemli darbe geçirmiş,yüzlerce genci helak olmuş bir ülkede yaşıyoruz.Bizler,gerek M.B'de,gerekse medyanın başka sayfalarında derdimizi anlatmak ve içe kapanmadan,eleştirmek,paylaşmak,tartışmak zorundayız.Yedi yıldır yazdığım bu sitede ''Nalına da mıhına da vurarak ;dostlarla sıkça buluşup yüzyüze de tartışarak,''Kısır döngülerimizi '' kırmaya çalışyoruz.Aslında,'' Körlerin sağırları ağırlaması '' da olumlu bir gelişmedir...Kör-sağır dayanışması mutlaka fayda sağlayacaktır.Bu sözü dillerine pelesenk yapanlar, aslında bu insanlarımızı son derece RENCİDE etmektedirler...Bugün,ÖZÜRLÜ sözcüğü de empatik bulunmayıp ENGELLİ olarak kullanılmaktadır.Herkesin görünür-görünmez ENGELLERİ vardır...Toplum da bu,ENGELLİLER'den oluşuyor..Önemli olan sorunlara çözüm sunabilmekltir.Deniz yıldızı öyküsünde olduğu gibi 'O'nun için farketti' diyebilmelktir.Szin gibi aydın kadınlarımıza saygılar,slmlar.  26.04.2012 15:49
 

Hiçbir yorumda bulunmadan, sadece okunsun derim bu yazı ve öneririm. Yazanlar, okuyanlar olarak sadece eleştiri değil, özeleştiri de yapmamız dileği ve düşüncesiyle(en azından kendimi sorgularım), içten teşekkürler… Saygı ve selamlarımla…

Can ile 
 25.04.2012 14:47
Cevap :
Canan Hanm,Merhaba..Düşüncenize saygılıyım.Özellkle özeleştiri yapmak adına bir blog yazma düşüncesinde, bana ilham verdiniz...Eleştiri yapacak olan kişilerin,eleştiri yapacağı konu hakkında derinlemesine bilgi sahibi olması gerekiyor.Yoksa, eleştirileri'' İşgüzarlıktan öte '' gitmiyor.Kimse,yoğurdum ekşi demiyor...MB'de yaşadıklarımızı,deneyimlerimizi açık yüreklilikle yazmak,anlatmak;çözüm yollaı üretebilmek için de mutlaka empatik yaklaşımlarla kendimizi sorgulamamız da gerekiyor...Öz eleştiri yapamayan kişilerden oluşan toplumun ,''Yol,yordam bilmediği ,yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizden çıkardığımız derslerle bir gerçektir.Desteğiniz için teşekkür eder,en derin saygılarımı ,baki selamlarımı iletirim.  25.04.2012 22:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1583
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster