Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '19

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
417
 

Misafirler ve İstilacılar

         Yaşadığınız ilişkilerde karşınızdakinin ruhunu bir ev olarak düşünün;eve misafir gibi gidip bir köşede mi oturursunuz, yoksa evi mesken mi tutarsınız? Bir de kendi ruhunuzdan bakın misafir mi alırsınız evinize, yoksa biri gelsin evi istila etsin kafasına göre her şeyi yeniden kursun mu istersiniz? Aslında çoğunlukla net bir cevap alınamamakta ve yaşadığımız ilişkiye göre değişmekte bu durum. 
 
         İstilacı misafirlerinizi düşünün; büyük bir tutku, derin yaşanmışlıklar, büyük heyecan... Ruhunuz tamamen istila altında ve her hücresinde hissediyorsunuz bu misafiri. Bütün odaların kapısı sonuna kadar açık, anahtarlar onda çünkü hepsine girsin istiyorsunuz ve tek korkunuz dış kapıdan çıkıp gitmesi bir gün. Gitmemesi için her türlü özveriyi gösteriyorsunuz, her fedakarlığı yapıyorsunuz. Ama zamanla evin sessizliğini ya da evin içinde özgürce hareket etmeyi özlüyorsunuz. Koltuğu eskiden koyduğunuz yere tekrar koymak istiyorsunuz. Ve bu seferde istilacının dış kapıdan çıkıp gitmesini istemeye başlıyorsunuz. Ya da istilacı zamanla sizin ona 
verdiğiniz sınırsız sevgiden ötürü kendisini ev ile birlikte sizin de sahibiniz olarak görüyor ve ikiniz arasındaki eşitlik bozuluyor. Zamanla size ve eve karşı ilgisini, hayranlığını kaybediyor ve dış kapıdan çıkıp gitmek istiyor.  
 
         Bir de koltuğun ucuna ilişen misafirlerinizi düşünün. Evin içinde özgürsünüz, koltuğun yeri değişmemiş. Evdeki odaların bir çoğunun kapısı kilitli ama dış kapı açık, çünkü misafir de gidebilecekmiş gibi oturur, ev sahibi de kal diye ısrar etmez. Kişisel alanınız istila edilmemiştir, bunun huzuru vardır ama kayıtsızlık bir süre sonra içinizi soğutur biri odaların içinde ne var merak etsin, teker teker girip baksın beni ayrıntılarımla keşfetsin ve istila etsin istersiniz. Ya da o başka bir evin istilacısı olmuştur.
 
         Ve böylece istilacılar ve koltuğun ucuna ilişen misafirler sırayla girip çıkar ruhunuza. Biri ateştir şömineyi yakar, diğeri buzdur sizi ferahlatır. Bu gitgeller evinizde ılıman bir iklim hakim olmadıkça devam edecektir. Ruhumuzdaki boşluklar bizi istilacılara, bunalımlar koltuğun ucuna ilişenlere iterken unuttuğumuz şey çoğunlukla odaları temizlemek, evdeki gereksiz eşyaları atmak. Kapıları ise her zaman açık fakat anahtarları hep elimizde tutmak.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 170
Kayıt tarihi
: 05.07.19
 
 

“Psikoloji eğitimimi % 100 burslu olarak Okan Üniversitesi'nde tamamladım. Esenyurt Üniversitesi'..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster