Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '16

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
34
 

Mustafa Gazalcı ile söyleşi 2

SİYASET ARENASINDA MUSTAFA GAZALCI

Nazmi Öner: Sayın Gazalcı, gerek Gönen Köy Enstitüsü ve gerek Gönen İlköğretmen Okulu, açılışından kapatıldığı güne dek çok değerli öğretmenler, bilim adamları, siyasetçiler, yazar ve sanatçılar yetiştirdi. Ben sizi burada siyasetçi ve yazar gurubunda görüyorum. Onun için sorularımı daha çok bu alanlardan yönelteceğim.

Siyasete nasıl ve hangi düşüncelerle girdiniz? 1970’li yılların siyaset anlayışı ve halkın siyasetçiye bakışı nasıldı? Seçim ve sonrasına ait ilginç anılarınız varsa kısaca anlatabilir misiniz?

Mustafa Gazalcı: Denizli ve ilçelerinde öğretmenlik yaparken bir yandan da öğretmen örgütlerinde TÖS’te, TÖB-DER’de yöneticilik yaptım. Arkadaşlarla 1969 Öğretmen boykotuna katıldık. Bu yüzden birçok öğretmen gibi birkaç kez sürüldüm, çeşitli cezalar aldım. Olaylar kızışınca çevremden, partililerden yaklaşan 1977 seçimlerinde milletvekili aday aday olmamı önerdiler. Ön seçime girdim, öğretmenlerin, öğrencilerimin de desteğiyle 32 yaşında CHP Denizli Milletvekili seçildim.

Seçimlerle ilgili bir değil birçok anım var, o anıları yazdım bile. “Siyasetçinin Günlüğünden” adıyla basılmayı bekliyor.

Seçildiğimde o kadar gençtim ki seçmenle bir bürokrata gittiğimizde kimi zaman yanımdakini milletvekili sanırlardı.

NÖ: 12 Eylül 1980 cunta yönetimine milletvekili olarak yakalanmak nasıl bir şeydi? Şimdilerde pek akıllarda kalmadı belki ama Aydınlar (BARIŞ) Davası denilen davanın özü neydi ve sizi neyle suçladılar. Kısaca açıklayabilir misiniz?

MG:  12 Eylül 1980 askeri darbesi önceden hazırlanmış, kurgulanmış bir darbe. 1978’den başlayarak faili meçhul cinayetler, kanlı olaylar bir türlü durmadı. Çorum, Sivas, Kahramanmaraş gibi illerde toplu kıyımlar yaşandı. 12 Eylülle bu kanlı olaylar bıçak gibi kesildi.

Biz de partinin sol kanat milletvekilleri olarak 9 Eylül 1980 CHP Kuruluş yıldönümü için faşizmin ayak seslerini haber veren bir bildiri hazırladık. Bildirileri dağıtamadan 12 Eylül oldu. Başkanlık divanında olduğum için bildiriler benim odada duruyordu TBMM’de. Bizleri de o gece Ankara Dil İstihbarat Okuluna götürdüler.

Barış davası da ayrı bir serüvendir. Ben ve kimi arkadaşlar bu davadan bir yıla yakın yattık, kimi arkadaşlarım üç yılı aşkın yattılar. Atatol Behramoğlu, Kemal Anadol, Nedim Tarhan, Ali Sirmen, Reha İsvan ve daha birçok arkadaş yargılandık bu davadan. Genel Başkan eski büyükelçilerden Mahmut Dikerdem’di.

Bu davayı Barış Zinciri kitabımda anlattım. 4. Baskısı genişletilerek, içerden mektupları da ekleyerek Bilgi yayınevinden çıktı. Okuyanlar seviyorlar. Barış Davası tıpkı DİSK, TÖB-DER, KÖY-KOOP davaları gibi siyasal davalardı. Toplum kesimlerini susturmak, korku salmak için açılmış davalardı. Günümüzde açılan Ergenokon, Balyoz ve benzeri davalar gibi.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 659
Kayıt tarihi
: 21.11.08
 
 

Nazmi Öner 1946 yılında Burdur’un Bucak İlçesine bağlı Seydiköy’de doğdu. Seydiköy İlkokulu v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster