Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
2227
 

Mutsuzluk sebeplerinden bir kaçı

Mutsuzluk sebeplerinden bir kaçı
 

Günahsız ama mutsuz küçük bir kız çocuğu...(resim internetten)


Mutsuzum diye üzülenler konunun özüne inmek yerine  ne yaparlar? Başkalarını suçlarlar, sebebi başka yerlerde ararlar.

Neden mutsuz olunduğuna dair ufak detaylar didiklenir ama ana sebebi bulmak istemez insanlar...

1-Anne ve babaların sosyal davranışlarının evlatların mutluluklarına etkileri:

Hiç aklımıza gelmiş miydi?

Toplumun ve yasaların "suç" olarak gördüğü fiilleri işleyen anne ve babalar konuyu önemsiz gibi görürler ve cezalarını çekip özgürlüğe kavuşurlar. (Olay bitti ve kapandı sanırlar.)

Bu tarihlerde küçük olan çocuklar büyüdüklerinde, örneğin okulda arkadaşları ona babasının işlediği suçu sıfat olarak ekleyerek sesleneceklerdir, mesela kaatilin kızı veya hırsızın oğlu gibi.

Oysa çocukların bir günahı yoktur. Büyüdüklerinde en tepe noktalarda görev yapsalar da yaşadıkça tanıdıkları kişiler açık veya gizli bu ön sıfatı kullanacaklardır. Ara sıra aile içi sohbetlerde konu olacağından bu durum yetişkinlerin mutsuzluk sebeplerinden ilkini teşkil edecektir. Uç noktada bu durumu kompleks yapanlar bile olacaktır.

Yasalarla bağıntısı olmasa da toplum hoşgörüsüne sığmayan bir takım davranışlar da vardır; örneğin ayyaşlık. Durmadan alkol alan bir baba düşünün, o denli alkolü seviyor ki, uykusunu bölüyor gece yarısı bedenine alkol takviyesi yapıyor. Hiç ayık zamanı yok, evin bütçesi ile ilgilenmiyor. Çocukların üstü başı dökük, karınları aç mı, tok mu, Allah bilir.

Kumardan başını kaldıramayan bir baba, mirastan kalanları satmış kumarda kaybetmiş. Ailesi sefil...

İlerdeki senelerde yuvalarını kurmaktayken gençler "baba" engeline takılırlar:

- Ha, o ayyaşın kızı mı? Vazgeçelim ondan...

- O ayyaşın oğluna verecek kızım yok, o mu benim dünürüm olacak?

- Kumarbazın çocukları, hayır! Ailemden, evimden, işimden uzak olsunlar...

-"Evlenmek istediğim kişi" diye tanıştırıyorsun ama ailesini tanıyor musun?  Sorup soruşturalım, bakalım bize uygunlar mı?

Müstakbel kayınpeder ile kayınvalidenin düşünceleri böyle...

 -Kumarbazın çocuklarKadın bir pavyonda çalışıyor. Neden oradadır, sebebini kendisi bilir ama bilmediği bir şey var:  Bugünlerde bakıcılar elindeki küçük çocukları yaşadıkça annelerinin meslekleriyle! anılacaklar.

Keza bir dolandırıcının kendisi ve çocukları hatta yakın akrabaları da bu sıfattan arınamayacaklardır.

Annesiyle yaşayan güzeller güzeli masum yavru, bir günah çocuğuydu. Alışmıştı mahkeme yollarına çocukluğu adeta o soğuk ve sevimsiz binalarda geçmiş oralarda büyümüş sayılabilirdi.

Sokakta arkadaşları ile oyundan dönmüş, evde annesine arkadaşlarından yeni duyduğu  "p.ç" kelimesinin anlamını soruyordu. Annesi o yaştaki bir çocuğa anlatmakta zorlandı, anlatsa da anlayamazdı ki masum çocuk. Sadece büyüyünce anlayabileceğini ama "babası olmayan çocuklara" böyle denildiğini söyleyebildi.

Çok geçmeden komşu aileyi üzüntülere boğan trafik kazasında  oyun arkadaşının babasının ölümü yazımızdaki masum yavruyu çok üzmüştü. Artık arkadaşının da babası yoktu ve annesine sordu:

- Anneciğim, arkadaşımın da babası yok o da artık "p.ç" değil mi?

Çocuk masumiyeti işte...

Bu günahsız çocuğun bu yüzden ileride yaşayacağı ruhsal travmayı düşünmek bile azap verir insana.

Anne ve babaların yaşam tarzları, evlatlarına özel bir "toplum kimliği" vermektedir. Bu kimlik elle tutulan gözle görülebilen bir kimlik değildir. Gözlerde, gönüllerde ve imajlarda oluşan bir kimliktir.

Yaşamda ahlaklı ve dürüst, adam gibi adamdan baba, kadın gibi kadından anası olan çocuklara da maddi ve manevi kredisi yüksek, övgülü bir toplumsal kimlik  verilir. 

2- Uyumsuz evlilikler mutsuzlukların baş sebepleridir:

 

 

Dil, din ve etnik yapı ile eğitim, ekonomi, kültür ve gelecekten beklentilerde paralellik, öz olarak  sosyo-ekonomik eşitlik uyumu sağlar.

Başlangıçta, ince belin fidan boyun cazibesiyle diğer unsurlar görmezden gelinince bir süre sonra  bu konular çok öne çıkarak gündeme oturacaktır...

Düşünelim bir kere, birbirlerinin dillerinden anlamıyorlarsa, nasıl konuşacaklar? Tarzanca olabilir gibi :-)

Adam camiye gidiyor, Hz. Muhammed'in hadislerini yaşam kılavuzu yapmak istiyor,

Kadın kilise arıyor, İsa Peygamber ile havarilerinin natürmort resimleriyle duvarlarını süslemek istiyor.

Bir Türk ile bir Yunanlının evliliğinde Ege Denizi'ndeki 12 mil ile Kardak veya adalar krizi önce eve yansır, meselâ.

Biri yüksek tahsilli ve kariyerli, diğeri eksik eğitimli ve mesleksiz. Sohbetlerinde bile düzey olmaz.

Aileler olarak biri zengin diğeri yoksul... Bir zaman sonra aşağılamalar olacaktır.

Kültür farklılıkları: kişiler ait oldukları bölgelerinin görgü ve kaidelerini benimserler. İncelik, zarafet ile kabalık ve anlayışsızlık aynı çatı altında olamazlar, seviyesiz münakaşalarla oturdukları evin çıkış kapısı son kez kullanılır.

Beklentiler ise biri hırslı diğeri asude yaşam. İkisi de birbirine zıt, anlaşmazlıklar kapıda...(devamı var)

Bana göre böyle,

Ya size göre?

Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan.   

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet bunlar mutsuzluk nedenleri...

Kerim Korkut 
 08.12.2013 19:19
Cevap :
Mutsuzluk nedenlerinin bir kaçı yukarıda yazılanlar, daha devamı var Korkut bey...  08.12.2013 23:23
 

Değerli Yazarım... Öncelikle kısıtlı zamanlarda MB ye girebiliyorum... Yoğun iş temposundan kurtulamadım hemen hemen gece ve gündüz birbirine karıştı desem en iyi beni siz anlarsınız... Kelimeleri toparlayamayacak kadar yorgunum... Dediklerinize katılmamak mümkün değil... Ama bence mutluluğumuzun mimarı bizleriz diye düşünürüm her zaman... Dış etkenlere rağmen biraz da bizler istemeliyiz mutlu olmayı küçük mutluluklardan büyük mutluluklara tanık olmak olsun tüm insanlığın yüreği... Sevgilerimle...

ecemece 
 01.12.2013 23:10
Cevap :
Sevgili Ece, yaşantımızda mutluluğumuzun mimarı biz olduğumuz fikrine katılmaktayım zira küçük şeylerden büyük mutluluklar oluşturabilmek, aile bireylerimiz ve yakın çevremizdeki kişilerle iyi ilişkiler içinde olabilmek, bazen karşılaşılan nahoş durumlara tahammül edebilmek gibi...Hayat bazen cimri bazen de bonkör bizlere karşı. Boyun eğmek ve şükretmekten başka da yapılacak bir şey yok desek de yapılacak bir şey var :-)) Duyarlı yürek Ece'ye selam ve sevgiler göndermek...  05.12.2013 21:03
 

Öncelikle bir ailenin mutluluğunun temelini atacak temel taşlardan biri, eşlerin aklen, fikren uyumu. Bu sağlandıktan sonra diğerlerine katlanmak belki daha kolay olacaktır. Siz yazınızda diğer ayrıntıları genişçe açıklamışsınız. Eşler sorumlu davranmalı, o evde kendilerinden başka canların da olduğu bilinci ile davranmalı. Toplum bazı konularda özellikle ifade ettiğiniz kimlik konusunda çok katı ve ön yargılı hareket etmekte. Mahkemelerin verdiği cezaya ek olarak hatta daha ağırı toplum tarafından verilmekte. Bir sarhoşun oğlu ya da kızı sarhoş olmak zorunda değil, ya da hırsız... Bu düşünceleri yıkmak gerek... Çok güzel bir konu seçmişsiniz, kutlarım sizi. Emeğinize yüreğinize sağlık. Selam ve sevgilerimle, Sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Hanife MERT 
 22.11.2013 18:40
Cevap :
Bir görüşte aşık olduğunu zannederek ve bir kaç görüşme sonunda birbirlerini lâyıkınca tanımadan evlenenler yine bir kaç ay sonra ilk münakaşa sonunda boşanıyorlar belki de henüz dünyaya gelmemiş bir yavru ile. Evlilik saygın bir kurumdur idrak edebilene ve sorumluluk ister. Oyuncak değildir yap-boz gibi. Hele ki, arada çocuklar varsa, onları dünyaya getiren anne-babaların mutsuz etmeye hakları olabilir mi? Biraz tahammül gerekir sürdürmek için ve biraz da fedakarlık...Güzel yorumunuz için teşekkür ederim selam ve sevgilerle...  24.11.2013 10:12
 

Sayın meslekdaşım, hayat ve toplum tamamiyle sorunlar yumağı.Nasıl çözülür, dengelenebilir bu sorunlar? Çaresiziz anlaşılan.Saygılarımla.

yılmaz çetingöz 
 22.11.2013 1:20
Cevap :
Değerli meslektaşım, toplumun nasıl düzeleceği konusundaki endişelerinizde haklısınız. Bir şekilde düzelir bana göre: Herkes yaşamın her alanında aklını ve mantığını kullanıp zararlı ve kötüleri değil, "iyi olanları" hayata geçirerek öz olarak "kendini düzelterek"...Selam ve saygılarımla...  24.11.2013 10:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 329
Toplam yorum
: 5744
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1676
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster