Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '18

 
Kategori
Ekonomi Yayınları
Okunma Sayısı
59
 

Neler Oluyor Ekonomiye?

Dolar 5 TL, Euro 5,9 TL, enflasyon yıl sonu Merkez Bankası tahmini %13,4, işsizlik %10, benzin litresi 6,30 TL, İstanbul’un normal bir semtinde minimum kira 1100 TL asgari ücret 1600 TL hadi ortalama hizmet sektörü çalışanının da aylık maaşı 2500 TL olsun.

Şimdi kötümser bir tablo çizmek istemiyorum çünkü başta bir genç olarak benim ve herkesin umuda çok ihtiyacı var. Ancak vaziyet, her ne kadar kelimeleri özenle seçiyor olsam da pek iyi değil.

Neden böyle sorusuna verilebilecek tek cevap keşke dış mihraklar olsaydı ancak birçok hata var. Şimdi o hatalara biraz değinip sonra çözüm önerimi dile getireceğim.

 

“Sektörel dağılımda bilinçsiz geçişler”

Gelişmiş ülkelerin ekonomisinde sektörlere dağılıma bakıldığında hizmet-sanayi ve hayvancılık sıralaması vardır. Tarım en az sanayi biraz ve en fazla hizmet sektörü hakimdir ekonomiye. Tarım ve hayvancılıkla başlamış toplum sırasıyla sektörlerde gelişmiş, olgunlaşmış ve en son hizmet sektörüne gelmiştir. Ama tekrar söyleyeyim her sektörü sırasıyla, zamanında, bilinçli bir şekilde ve olgunlukla geride bırakmıştır, bırakmalıdır. 

Bizde ise durum farklı hayvancılık ve tarım ile başlayan serüvenimizde tam olarak modern teknikleri kullanamadan, hayatı idame ettirecek kazancın ilerisinde bir kazanç elde edemeden, çiftçiliği saygın bir meslek haline getirmeden biz geçmişiz sanayiye. Neyse iyi ya da kotu kurulmuş fabrikalar garibanlar başlamış çalışmaya, kabul etmek gerek bazı fabrikalarda insanlar çok iyi şartlarda çalışmış ve emekli olmuş. Sanayide isçi hakları tam oturmadan, gelir adaletsizliği tam çözülmeden, sanayi üretiminde gelişmiş ülkeler ile rekabet edecek düzeye çıkmadan, ihracatı istenilen seviyeye tam çıkarmadan hop geçmişiz hizmet sektörüne. Şimdi güzel ülkemizin ekonomisinin sektörel dağılımına bakıldığında tarım sektörü %7 sanayi %20 hizmet sektörü ise %73 gibi bir oranda. Önceki süreçleri bilinçli şekilde olgunlaştırmadan geldiğimiz hizmet sektöründe maalesef birçok sorunla karşılaşıyor çalışanlar. Adalet tam gelişmemiş isçi hakları sağlanmamış, tüketici hakları konusunda bilinç yok, çalışanların %90'inin ancak hayatını devam ettirecek kadar gelir elde ettiği zenginlik getiren kazancın kurucu ya da patronlar tarafından sahiplenildiği bir sistem ile karsı karsıyayız. Bu durumda sektörler arası dengesiz ve bilinçsiz geçişlerin sonuçlarını yaşıyoruz ve yasayacağız.

 

“Üreterek değil tüketerek büyüme ya da ekonomiyi idame ettirme”

Bizde durum söyle ilerliyor önce maaş alırız sonra maaşımızın %15'e yakını vergiye gider SGK' yık saymıyorum bile. Sonra aldığınız maaş ile zaruri ihtiyaçlarınızı karşılamaya başlarız; mutfak masrafları, kira, giyecek, enerji, ulaşım vb. Bu ihtiyaçları giderirken gene vergi öderiz. Daha sonra bir gıda gibi hayati olmasa da özel tüketimde sayılamayacak harcamalar yaparız: ev almak isteriz, araba almak isteriz, benzin alırız, cep telefonu, bilgisayar alırız. Bunlar her ne kadar zaruri gibi gözükmese de ve o şekilde vergilendirme yapılsa da bence zaruridir. Bazı ürünleri alırken özel tüketim olduğu iddiasıyla KDV'ye ek olarak bir de özel tüketim vergisi öderiz. Herkes bilir 40 000 TL'ye ülkeye giriş yapan araba tüketiciye 70-80 Bin TL'ye mal olur. Böylelikle hem üretici ülkeyi zengin ediyoruz hem de bu ürüne aşırı vergiler koyarak vatandasın üzerinden kazanç elde ediyoruz. Üretecek teknoloji yok zamanla olacak gibi telkinleri anlarım ve bu süreci belki bir süreliğine haklı görebilirim ama arabanın fiyatının %30'u da özel tüketim olmaz ki. Hem araba özel tüketim ürünü değildir bir ihtiyaçtır hem de vergi oranı bu kadar yüksek olmamla. 

Şu an ekonomimiz ülke içerisinde katma değeri yüksek yani yüksek değerli ürün üretip bunlar dışarıya ya da içeriye satmaktan ziyade dışarıdan gelen ürünleri vatandaşa satarak vergi elde etme üzerinden ilerliyor. Almanya Mercedes’i üretiyor hem vatandaşı kazanıyor hem ülkesi kazanıyor. Biz ise satın aldığımız, belki 1 saatte üretilen, o Mercedes'e karşılık müthiş bir emek ve para vererek sahip olabiliyoruz. Ya da binlerce insanın çalıştığı kurumlarımızın değeri WhatsApp, Instagram gibi uygulamaların değerinin çok altında kalıyor.

Dedik ya tüketime dayalı büyüme, bir ayağında da finans sektörü de var. Şöyle zengin insanlara diyoruz ki kardeşim getirin paralarınızı bizim bankalara yatırın, tahvil satın alın ya da başka yöntemler, bizde size su kadar kar verelim yani "faiz". Bu gelen parayı vatandaş ev almak, araba almak, düğün yapmak, çocuğunu okutmak vb. ihtiyaçlar için kredi olarak çekiyor. Tabi aldığı paranın belki %30 belki daha fazlasını faiz olarak geri ödüyor. Bu vesile ile zengin faiz ile para kazanıyor banka aldığı parayı faizli olarak vatandaşa veriyor banka kazanıyor kişi ise krediyi aldıktan sonra gidip satın alma yapıyor orada da KDV, OTV vb. vergiler ödüyor... neyse ben fazla düşünüyorum bazen bu sefer siz duşünün istiyorum. Burada kim ne kazanıyor ne kaybediyor?

Çözüm yolu nedir? 
Çözüm yolu kolay değil. 
Birçok ekonomi uzmanı bahsediyor ben uzman değilim sadece ilgiliyim. Bir ilgili, kaygılı ve ümitle geleceğe bakmak isteyen bir Türk genci olarak şunları söyleyebilirim:

• Bir kere bilinçli olmak zorundayız. Bilinçli derken maaş bordrosunu incelemeliyiz: hak ettiğimiz kazancımızın ilk etapta nasıl değerlendirildiğini okumalıyız, ekonomimizin nasıl islediğini bilmeliyiz, harcamalarımızı azaltmalıyız yani makul seviyeye çekmeliyiz,

• Üretimi artırmalıyız ve üretimi kalite standartlarında yapmalıyız: Rusya’ya gönderdiğimiz domatesler geri gelmemeli, Kapalı Çarşı’da gezen güzel bir turist kadına sulanmamalıyız, cep telefonu, araba, uçak, yazılım üretmeliyiz,

• Toplumun önüne dizilerde, filmlerde, sosyal medyada rol model olarak çıkarılan kişiler sadece zengin, ofis çalışanı değil bir çiftçi bir meslek sahibi insanlarda olmalı. Meslek sahibi insanların da saygın birer birey olabileceğini öğrenmeliyiz,

• Tüketerek değil üreterek mutlu olmayı öğrenmeliyiz. Reklamların vaat ettiği gibi tüketerek mutlu olunmayacağı konusunda bilinçlenmeliyiz. Tekrardan yamalı pantolonlar giyelim demiyorum yanlış anlaşılmasın ama her renkten 5’er adet pantolon da almaya gerek olmadığını ifade etmeye çalışıyorum. Ya da haftada bir kez kullanacağımız bir arabayı almaya gerek olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Baksanıza evlilik de bile evlenen insanlar sevinemez hata birçok noktada zorluk çekerken en çok sevinen bizlere bir şeyler satmaya çalışanlar oluyor (banka, emlakçı, kuaför vb.).

• Bilimsel yöntemlere dayalı bir eğitim sistemi geliştirmeli ve çocukları renkli, vizyon sahibi; ülkesini ve dünyayı tanıyan bireyler olarak yetiştirmeliyiz ki katma değeri yüksek ürün ve fikir üretsinler. Günde 5 saat minecraft oynayacağına 5 Milyar değeri olan bir uygulama geliştirebilsinler.

Şimdi tüketmezsek ekonomi çöker diyenler olacaktır seslerini duyar gibiyim. Zaten çökmek üzere olan bir ekonomimiz var bence bekleyen son ile bir an önce yüzleşelim, hatalarımızı fark edelim ve tekrardan yapılandıralım. Benim gençliğimin büyük bir bölümü benzer sorunlarla geçti artık kalan ömrüm bari sakin geçsin ve ayrıca çocuklarımın aynı sorunları yaşamasını istemiyorum.

Saygılarımla, 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 73
Kayıt tarihi
: 27.09.15
 
 

06 Ekim 1981'de Ankara'nın Altındağ ilçesinde doğdu. Telsizler ilköğretim okulu, Mehmet Akif Orta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster