Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
345
 

O Otobüs Durağa Nasıl Girdi ?

O Otobüs Durağa Nasıl Girdi ?
 

Evet bugüne çok acı bir haberle başladık. İstanbul Üsküdar'da durağa yanaşmak isteyen bir halk otobüsü önündeki iett otobüsüne çarpıp duraktaki yolcuların arasına girdi. Kaza olarak adlandırmanın mantıksız olduğu olayda üç vatandaşımız hayatını kaybetti.

Bu haberi şöyle görebilirsiniz. "Kardeşim trafik kazası ülkemizin kronikleşmiş belasıdır." ya da "Alın yazısı demek ki ömürleri buraya kadarmış".. Her ikisi de doğrudur ama yetersizdir.

Şimdi şapkamızı önümüze koyalım ve düşünelim. Hayatını kaybeden üç vatandaşımızın yakınlarına bu olayı nasıl anlatabiliriz. Sevdiklerini kaybettikleri bu mantık dışı olayı nasıl izah edebiliriz?

Empati yapalım, bizim başımıza gelse ve deseler ki "Durağa otobüsün girmesi sonucu yakınınızı (annenizi, babanızı, kardeşinizi, eşinizi, çocuğunuzu, aklınıza kim gelirse) kaybettiniz." ne düşünürsünüz. Kafanızda nasıl canlandırabilirsiniz ? Mantıklı bir açıklamaya ihtiyaç duymaz mısınız?

İşte şu anda o insanlar da bunun mantığını anlamaya çalışıyorlar. Daha bu sabah birlikte oldukları insanları bir kaç saat içinde akla, mantığa sığmayacak şekilde nasl kaybettiklerini bilmek istiyorlar.

Devletin herhangi bir kurumu ya da memuru bunu açıklayabilir mi?

Otobüs, minübüs ve taksi şöförlerine ruhsat uygulaması gelsin !

2016 yılında ölümlü ve yaralanmalı kaza sayısı 184 bin (toplam kaza sayısı 1 milyon 180 bin) olarak açıklandı. Bu kazalarda toplam 7300 vatandaşımız hayatını kaybederken 300 binden fazlası da yaralandı. 2017'nin rakamları henüz açıklanmadı ama 7300 canı trafik kazalarında kaybetmek ne büyük acıdır.

Üsküdar'da meydana gelen olayı da trafik kazası olarak mı sınıflandıracağız? Şöyle denebilir, halk otobüsü hızlıydı durağa yanaşmak isterken şöförü kontrolü kaybetti ve olay meydana geldi. Sorarım bu olayın sorumlusu şöförler bu işin ehli midir? Hangi eğitimlerden geçtikten sonra içinde insan taşıdıkları bu araçları kullanma yetkisini almışlardır? Bu insanlar düzenli olarak denetimden geçiyorlar mı? Yoksa her isteyen otobüs, minibüs, taksi kullanabiliyor mu?

Kabul etmeliyiz ki bu meslekler çok zorlu ve yıpratıcı mesleklerdir. Ancak bu insanları da denetlemek gerekiyor. O kadar zaman taksi kullanırım, sohbet ettiğim şöförlerin nereden baksanız %90'ının asıl mesleği taksicilik değildir. Zorda kaldığı için, iş bulamadığı için ya da ek gelir için takside çalışanlardır. Minibüscüler de ha keza öyledir. Sırf ehliyeti var diye insanların canını emanet ettiği o araçları kullanma hakkını kimden alıyorlar.

O yüzden fikrim şudur ki... Otobüs, Minübüs, taksi kullananlara özel ruhsat verilsin. O ruhsat sahibi olmayan kişiler bu mesleği icra edemesin. Bir yanlışa karışırsa da ruhsatına el konulsun ve bir daha bu mesleği yapasın. İnanıyorum ki bu sayede gerçekten bu mesleğe gönül veren insanların içinden çürük olanları ayıklayabiliriz.

Not: Herşeyden önce devlet denetimlerini sıklaştırmalı. Denetimin olmadığı yerde başıbozukluk başlar..

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1561
Kayıt tarihi
: 11.07.11
 
 

Metin ve haber yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster