Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
90
 

Öğle Yemeğinden Sonra On Saniye -7

Yazan:Uçar Demirkan

G-YEDİNCİ BÖLÜM: Beynimiz

Ahmet; renkleri nasıl görüyoruz? Tanıdık bir yüzü nasıl anımsıyoruz? Nasıl işitiyoruz, tat alıyoruz, dokunuyoruz, kokuları alıyor ve ayırt edebiliyoruz? Bu mucizeleri gerçekleştiren beynimiz  nasıl bir organdır? Nasıl çalışır, neler yapar? diye düşündü.

Kişioğlu temelde bir enerji topağıdır. Bu enerji topağının  içindeki nöronlar (beyin hücreleri) durmaksızın aralarında alış veriş yaparlar. Beyin, nöronların  alışveriş yaptığı muazzam bir alışveriş merkezidir.

Beynin en önemli işlevi olan akıl (us), sinir hücreleri (ve öbür hücrelerin) ve bağların   moleküllerinin etkileşimidir.

Bir başka beyin işlevi olan bilinci anlamamız için,sinirsel edimleri anlamamız ve çözümlememiz gerekmektedir.

Akıl, bilinç, anı merkezi; algılama, yorumlama, emirler yollama  ile düşünme, anlama, devinme, dikkat etme işlevlerini yerine getiren beyin; nöronlardan oluşmuş olağanüstü bir makinedir, bir bilgisayar  makinesidir.

Beyin, hem doğanın hem de kişioğlunca yetiştirilmenin ve geliştirilmenin  bir son ürünüdür. Genler, sinir sisteminin ana yapısını (beyin dahil)  kurar. Bu yapı, sonradan kişioğlunun  yaşam deneyleriyle yontulur ve ayarlanır.

Beyin, bedene bağlıdır ve onunla iletişim durumundadır. Gerçekte, tüm organlar bedenle iletişim içinde ve dengededir. Bir organ sayrılanınca tüm organların dengesi bozulmaktadır.

Beyne algılar sinir sistemi ile gelir. Sinir sistemine veriler ise, bedenin çeşitli yerlerindeki dönüştürücülerden(kimyasal olguları elektrik darbesine dönüştürme) gelir. Dönüştürücüler, dışarıdan gelen işaretlere ya da beden içindeki etkinliklere tepki gösterirler. Sinir sisteminin ana görevi  ise bedendeki kasları ve devinimlerini denetlemektir.

Bilinç,  beyindeki bilgisayar sisteminin işletim merkezidir.  Bilincin,  görmeyle, düşünmeyle, duyguyla,  acıyla ilgili pek çok biçimleri vardır.  Bilincin üç temel kuralı saptanmıştır:

Beyindeki her işlem bilince uymaz.

Bilinç, temelde belleğe dayanır.

Bilinç ile dikkat, sıkı bir işbirliği ve ilişki içindedir.

Beyin, en çok geliştirilmiş bilgisayarlardan bile daha çok yetenekli bir bilgisayar gibi çalışır. Ancak, beyin genel amaçlı bir bilgisayara  benzemez. O,  amaçlı ve işlemcisi çok işlevli olan bir organik bilgisayardır.

Temelde beyin, milyonlarca küçük hücreden oluşmuş bir organdır.  Ancak beyin, sürekli olarak yaşanan ortamı araştırıp biraz sonra ne olacağını saptamağa çalışan bir tür tahmin yürütme makinesidir.

Gerçekte, kişioğlu değil her varlık böyle davranmaktadır. Belki de tüm varlıkların beyni ya da beyne benzer organları vardır.

Kişioğullarında, dişi ve erkek yumurtasının birleşmesinden (döllenmeden) yaklaşık üç hafta sonra beyin oluşmaya başlar. Bir ay içinde, sinir sisteminin ana hatları oluşur. Çocuk doğduğunda, beyindeki nöron bağlantıları azdır. Çocuk geliştikçe, nöron bağlantıları da hızla artar.

Birinci yaşın sonunda sinir sistemi hücreleri sempatik sistem  diye adlandırılan bir iletişim hattı kurar. İkinci yaşta, parasempatik adı verilen  bir sistem devreye girer. Sempatik sistem motor, parasempatik sistem ise fren gibidir. Üç yaşından sonra, sağ ve sol beyinler arasında bilgi alışverişini sağlayan  “corpus collosum” devreye girmekte ve sistem tamamlanmaktadır.

Kadın beyni  erkek beyninden ortalama 200 gram kadar daha azdır. Erkek beyninde içsel duygular, cinsellik, hırs öndeyken; kadınlarda matematik ve mantık öndedir.

Beynin bağlantısı olan sinir sistemi;  omurilik, beyin sapı(omuriliğin en tepesi) ve beyinden oluşur.

Beynin dışında,  beyin kabuğu vardır. Kafanın iki yanında oluşmuş iki ayrı tabakadır. Tabaka  2-5 milimetre kalınlığındadır.

Beyin kabuğunda nöronlar, destek hücreleri bulunur. Her milimetre karede yaklaşık yüzbin nöron(uzaydaki kuarklar gibi) vardır. Tüm beyindeki nöronların sayısı  yaklaşık yüz milyarlarcadır. Bir toplu iğne başı büyüklüğündeki beyin parçasında on bin ile yüz bin arasında nöron bulunmaktadır.

Kişioğlu bedenini bir uzaya benzetirsek, nöronlar bu uzayın kuarkları olmaktadır. Önce sinir sistemini,  sonra tüm organları oluşturmaktadırlar. Organlarımız da bu uzayın varlıkları gibidirler.

Nöronların kabuk tabakada ve bu tabakanın dışında bağlantıları vardır. Dış bağlantılar miyelin(beyaz madde) ile kaplıdır. Beynimizin yüzde kırkı beyaz maddeden oluşmaktadır.

Beyinde üç kabuk vardır. Yeni kabuk(neo korteks), eski kabuk(paleo korteks) ve hippokamp(alla korteks). Yeni kabuk, beynin en karmaşık bölümüdür. Eski kabuk, daha çok koku alma duyusuyla ilgilidir. Hippokamp, bilgileri uzun dönemli belleğe yollamadan önce birkaç hafta kadar saklayan bölümdür.

Kabuğun altında talamus(kabuk kapısı)vardır. Kabuğun ana girişleri oradan geçmek zorundadır. Talamusta,  herbiri alt kabuk ile ilişkili iki düzine kadar bölge vardır.

Talamusun yakınında “çizgili cisim” bulunur. Bu organelin,  devinimlerin denetiminde rolü olduğu düşünülmektedir.

Beyinde ayrıca beyincik ve hipofiz bezi vardır.

Beyin kabuğunun arka yanı görme, yanları işitme, üstü dokunma duyusuyla ilgilidir. Ön bölgenin işlevleri bilinmemektedir.Ancak, ön bölgedeki küçük bir alanın istemli göz devinimleri ile ilgili olduğu anlaşılmıştır.

Beyin kabuğunun sol ve sağ yanını “büyük birleşik”denilen kalın bir sinir lifi biribirine bağlar.

Hipotalamus;  açlık, susuzluk, sıcaklık, cinsel davranışları düzenler. Hipofiz beziyle yakından bağlantısı vardır. Hipofiz bezi, kan dolaşımına çeşitli hormonlar salgılamaktadır. Ayrıca, epifiz bezi vardır. Ancak, bu bezin işlevi çözülememiştir. Hipotalamus da hormon salgılar ve hipofizle diğer iç salgı bezlerinin işlevlerini düzenler.

Beyincik; devinimin ve kıvraklığın denetiminde görevlidir. Dolayısıyla;  beyinciksiz kişioğlu yaşayabilmektedir.

Beyin sapında “ağ oluşumu” vardır. Genel uyanıklığı ve uykunun evrelerini denetlemektedir. ”Mavi nokta”denilen bölümü, düşlerle ilgilidir.

Ayrıca “üst tepecik”denilen bölüm vardır. Gözün devinimleriyle,  özellikle istemsiz olanlarla ilgilidir.

Nöronların çok değişik türleri vardır. Her nöronun hücre gövdesi ve dalları-dandritler-vardır. Bunlara, dış kaynaklardan elektrik darbeleri(impulslar) gelir. Gelen darbelerin bazısı nöronu uyarır, bazısı bastırır, bazıları da davranışında değişikliğe yol açar. Nöronların, impulslarla çalışıyor olması, beynin bilgisayara  benzetilmesine yol açmaktadır.

Nöron;  diğer hücreler gibi hücre çekirdeği, DNA ve proteinlerden oluşur. Nöron, diğer hücreler gibi milyarlarca yılda, doğal ayıklanma ve evrimleşme ile oluşmuş çok küçük   boyutlu bir kimyasal olgudur. Piramit ya da yıldızsı nöronlar bulunmaktadır.

Gözün ağ tabakasının, beynin bir parçası olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, göz en önemli duyu organı olmaktadır.

Beyin iki yarım küreden oluşur. Sağ ve sol beyin vardır. Sağ beyin bedenin solunu, sol beyin sağını denetler.A yrıca, bu iki beyin arasında görev ayrımı da vardır. Diğer yandan, beynin sol yarı  küresinin mantıkla, sağ yarı küresinin ise duygularla ilgili olduğuna dair de bulgular vardır.

Beyin ortalama 1,400 kilogramdır. Einstein’ın beyni 1,230  kilogram olarak ölçülmüştür. Dahiliğin beynin oylumu ile bir ilişkisi olmadığı anlaşılmıştır.

Beyinde girus(çıkıntılar), korteks ve çekirdek bölümleri vardır. Beyin dokusu, nöron hücreleri ve aralarındaki destek dokusundan oluşur. Beyin yarı kürelerinde beyin karıncıkları bulunmaktadır. Beyin, meninks denilen üç katlı bir zarla kaplıdır.

Beyinde beş ana lob vardır. Bunlar şunlardır.

Frontal(alın)lobu:Bilinçli düşünme ile ilgilidir.

Parietal lob: Duyu organlarından gelen bilgileri işler. Nesnelerin kullanılmasında işlevi vardır.

Coksipital lob: Görme lobu. Zarar görürse, halüsinasyonlar(hayallar) görülür.

Temporal lob :Ses, koku alma duyuları;  yüzlerin ve mekanların işlenmesi işlevlerini yapar.

Serebellum: Duyu organlarından gelen bilgilerle devinimleri düzenler.

Beynin önemli işlevleri oldukça karışık ve karmaşıktır. Beynin en önemli işlevlerinden biri, bellektir. Bellek, ikona bellek(çok kısa dönemli bellek), çalışma belleği(telefon numarası, tanıdık nesneyi anımsama) ve uzun dönemli bellek olarak ortaya çıkmaktadır.

Kabuğun sol yanı  bedenin sağ yanına, sağ yanı ise  sol yanına komuta etmektedir. Dil yetisi, kabuğun sol yanındadır.

Beyin kabuğunda, şaşılacak ölçüde işlevsel uzmanlaşma vardır. Sol beyin sayısal, sözel işlemleri değerlendirir. Sağ beyin  yüz ifadesi, ses tonu(duygusal) verilerle uğraşır. Ancak, bilgilerin işlenmesi ve değerlendirilmesinde iki beyin yarısı işbirliği içindedir. Sol beyin dar bakış açısı, sağ beyin ise genel bakış açısı ile olaylara yaklaşır. Okuma,konuşmada sol bölge;sayısal etkinlikler,müzik ile sağ bölge ilgilidir.

Beyin, bedendeki tüm organlarla iletişim içindedir. Örneğin beynin uzantısı olan omurilikde dışkılama, idrar, cinsel organların yönetimi merkezleri vardır. Ancak, yapısındaki organellerin ne yaptıkları tam olarak anlaşılmış değildir. Beyin tam olarak çözülemiştir. Beynin ne yaptığı biliniyor ama, ne yapacağı bilinmiyor.

Beynin temel işlevleri duygu, düşünce, davranış, bellek(anılar), algılama, yorumlama, öğrenme, yargılama  olmaktadır.

Öğrenme; bilgilerin nöronlara yüklenmesidir. Anımsama, nöronlardaki bilgilerin geri çağırılmasıdır. Zeka, nöronlardaki bilgi kümeleri arasındaki bağlantılardır. Bellek(hafıza), öğrenebilmeyi ve anımsamayı bilmektir.

Beynin yüzde onu(bazılarına göre yüzde ikisi) kullanılmaktadır. Beynin bir yüzde onluk kesimini daha devreye soksak bilimde ve yaşamda ne denli çok ilerlerdik kim bilir.

Nöronların çalışmaları da ilginçtir. Nöron yeterince uyarılınca çıkış kablosundan(aksonlardan) bir elektriksel sinyal gönderir(nöron ateşlenir) . Akasondan inen elektrik sinyalleri dallara-alt dallara-başka nöronlara ulaşır. Her nöron aldığı bilgiyi işler, aksonundan çok sayıda başka nörona iletir. Nöronların bilgiyi aktaran darbeleri en çok 500 Hertz dolayındadır.Bilgisayarlar, bunun milyonlarca katı hızla  çalışırlar.

Nöronlar diğer hücrelerden ayrıktır. Yerlerinden oynamazlar, bölünmezler. Olgun bir nöron öldüğünde yerini yeni bir nöron almaz. KişileryYaşlandıkça canlı nöron sayısı azalmaktadır.

Nöronlar arasında bitişme noktaları(snapslar) vardır. Her bir nöronon 500-20000 arasında snapsı olabilir. Snaplar, bilgiyi elektrikten kimyasala ve sonra yine elektriğe dönüştürür. Bu işlemleri, küçük ve özel biçimli moleküller yapmaktadır.

Nöronlar tek tek değil çok sayıda çalışarak  bileşik etki yaratırlar. Beyinde yüz milyarlarca nöron vardır. Her nöron ortalama on bin değişik faktörü değerlendirip bir sonuca varır ve bu sonucu diğer nöronlara iletir. Bu sistem doğru çalışmazsa, bedenin denge ve düzeni bozulur.

Beynin temelinde yeralan hipotalamus, kişinin iştahını belirler. Bu sırada beynin ön lobu, patatesi kızarmış mı yoksa haşlanmış mı istediğimize karar verir. Keza;  hipotalamus da hormon salgılamaktadır. Böylece, hipofiz ve diğer içsalgı bezlerinin işlevlerini düzenler.

Bazı bilim adamlarınca bilgisayarları beyne benzetme çalışmaları yapılmaktadır. sBaşlıca uygulamalar şunlardır:

Çok sayıda küçük bilgisayar ya da bunların bazı öğeleri biribirine bağlanır ve sistem aynı anda çalışarak beynin çalışmasına benzer işlevler elde edilir.

Yapay zeka üzerinde çalışılmaktadır. Beynin işlevlerine benzer yazılım proğramları geliştirilip bilgisayarlara yüklenmektedir.

PDP(koşut dağıtık işlem)bilgisayarları geliştirilmektedir. Bu sistemde, bilgisayarlarda sinirsel ağlar kurulmakta ve denenmektedir.

Perseptron bilgisayar; doğru ile yanlışı ayırıp doğruyu seçen bilgisayar proğramıdır. Bu sistem, çok katlı bilgisayar ağları ile geliştirilmiştir.

Bu sistemin daha gelişmişi molekül biyolojisinden beyin kuramcılığına geçen topfield’in ağıdır. Bellek olarak aklında tutma ve anımsama işlevlerini gerçekleştirmektedir.

Gelecekte,bilinçleri varmış gibi görünen bilgisayarlar yapılacaktır.

Bütün bu çalışmaların temelinde beyinde bir işletim sisteminin (bilgisayar gibi)varlığı düşüncesi vardır. Biyolojistlerin de bu işletim sisteminin yerini ve doğasını belirlemeleri gerekmektedir.

Doğada, tüm varlıklar arasında bilgi edinmeye dayalı bir ilişkiler ağı vardır. Beyin, bu ilişkileri yönetmekte, düzenlemektedir.

Diğer yandan beyin bireylerin yaşam öyküsüne (ve öncesine-kalıtım-) bağlı olarak durmaksızın gelişmektedir. Dolayısıyla, fiziksel ve zihinsel faaliyetler sürdükçe beyin de çalışmaktadır. Alzheimer hastalığı ortaya çıkmamaktadır.

Beyni etkileyen olgular; beyin hasarı, stres, yorgunluk, uykusuzluk, olumsuz düşünmek, genellemeler yapmak, beyni yeterince çalıştırmamak olmaktadır.

Bunların dışında, beynimizde ortaya  çıkan başka hastalıklar da bulunmaktadır. Üstelik, beyin tüm bedene ve bedendeki organlara egemen olduğundan beyin hastalıkları diğer organların hastalıklarından daha ciddi  ve kalıcı sonuçlar doğurmaktadır.

Beyin hastalıkların ın başlıcaları, tiplerine göre şunlar olmaktadır:

Kalıtsal beyin hastalıkları: Soyaçekim ya da doğuma bağlı olarak ortaya çıkan beyin hastalıklarıdır.  Kafanın biçiminin bozuklukları beynin faaliyetlerini etkilemektedir. Örneğin, mongolien doğumlu(Moğollara benzeyen yüzlü) çocuklarda ortaya beyinle ilgili sorunlar çıkmaktadır. Ayrıca, hidrosafal denilen bir hastalıkta,hastanın beyninin üstü ile beyin zarı arasında su toplanmaktadır. Bu su, beyin üzerine baskı uyguladığından yeni doğmuş bebekler durmaksızın ağlamaktadır.

Tümoral beyin hastalıkları:  Beyin tümörleridir  .Nöronlarda  ya da beyin kabuğunda oluşmaktadır. İyi ya da kötü huylu olabilemekdir.

Beyin damarları hastalıkları: Beyne giden aortta ya da beyin damarlarında tıkanma, beyin kılcal damarlarının kanaması ya da beyin damarları anevrizması(damarlarda baloncuklar oluşması) olarak görülmektedir.

Enfeksiyon hastalıkları: beyin apsesi, menenjit(beyin kabuğunda olur), ensefalit(beyin dokusunda olur) hastalıklarıdır.

Travmaya bağlı beyin hastalıkları: Çeşitli kazalar sonucu(trafik kazası, uçak düşmesi, elektrik çarpması gibi) kişiler bitkisel yaşama girerler. Beyin ölmüştür, ancak yürek  çalışmaktadır. Sara hastalığı da bu gurba girmektedir. Beyindeki nöronlar arasında, olağan olmayan elektrik akımları(bilgi alışverişleri) nedeniyle saralılar denilen kişiler ortaya çıkmaktadır.

Dejeneratif olgulara dayalı beyin hastalıkları:  parkinson ve alzheimer başlıcalarıdır. Beyinden organlara giden emirlerde kopukluklar ve karışıklıklar sonucu ortaya çıkmaktadırlar.

Psikiyatrik beyin hastalıkları: şizofreni, nevroz, depresyon, manik-depresif, discalculia(matematik   yapamama,öğrenme güçlüğü çekme) gibi türleri bulunmaktadır.

Beyin hastalıklarının hemen tamamı doğrudan ya da dolaylı olarak ölümcül hastalıklar olmaktadır. Bu nedenle; bu hastalıkları otamada zorluklar bulunmaktadır. Beyin ameliyatlarında başarı oranı da çok düşüktür.

 

Ahmet, on saniye gibi kısa bir sürede gerçekleşmiş olan bunları  düşününce kişioğlunun beden yapısının ne denli  karmaşık ve fakat o denli düzenli işleyen bir mekanizma,bir üretim ünitesi olduğunu düşündü. Beyin de bu üretim ünitesinin merkezi bilgisayarı konumundaydı. Böyle bir bilgisayarın,kişioğullarınca tasarlanmasının ve dizayn edilmesinin (yapılıp yerleştirilmesinin ve çalıştırılmasının) olanaksız olduğunu düşündü. Ama, bundan sonra beyninin halen kullanabilmekte olduğu  yüzde ondan fazlasını çalıştırarak yepyeni bir yaratığa dönüşecek ve yepyeni bir evren yaratacaktır. Çünkü, Ahmet,  mağaradaki atalarından çok değişik bir varlıktır. Beş bin yılda bunu gerçekleştirmiştir. Gelişim o denli hızlanmıştır ki; belki de yeni bir beş bin yıl beklemeden yeni bir beyne ve yeni bir uygarlığa kavuşacaktır.

Maya takvimindeki yerkürede yaşamın sonu kehanetinin, kişioğullarının yaşam biçiminde dönüm noktası sayılacak değişikliklerin olması ve kişioğlunun bedeninin olağanüstü gelişmesi sonucu yeni bir uygarlığın başlaması olarak yorumlanabileceğine dair görüşler vardır. Bu görüşler, daha gerçekçi gibi görünmektedir.

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster