Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
6152
 

Öğretmen ne iş yapar?

Öğretmen ne iş yapar?
 

Çarşamba günleri nöbetçiyim. Hiç olmadığım kadar yorulduğum ve hatta sinirlerimin yıprandığı bir çarşamba. Her nöbet sonrası aynı soruyu soruyorum. “Öğretmen ne iş yapar?”

Benim sınıfım ilk zili duyar duymaz sınıfa koşar. Kapıyı kapatıp, ne yapacaklarını biliyorlarsa derse başlar, bilmiyorlarsa konuşarak yerinde oturur.( Amaç başıboş kalıp birbirlerini itip kakmalarını önlemek, susmalarını beklemiyorum zaten). Hiçbir nöbetçi öğretmen gelip de onlara bir uyarı da bulunmaz. Başkalarıyla kolay kolay kavga etmezler, beslenme teneffüsünde ellerinde ekmekleri koridor ve bahçede dolaşmaz, çöplerini yere atmazlar. Beslenmeyi sınıfta birlikte, paylaşarak yaparlar, geri dönüşüm çöplerini de ayrı bir torbada toplarlar. Hiç kimseye sataşmaz, kimsenin hakkına tecavüz etmezler. Öğrencilerimden şikayet duymayalı çok uzun zaman oldu. Bu çocuklar da aynı mahallenin, birbirine komşu olan insanların çocukları.

Bahçede nöbetçiyim. Aşağı inerken merdivenlerde bir çocuğun çarpması sonucu az kalsın yuvarlanıyordum. Durup özür bile dilemedi. Peşinden gidip konuşmaya çalıştığımda kaçtı, yakaladığımda yerlerde sürünüyor ayağa kalkmıyordu. Sadece özür dilemesi gerektiğini hatırlatacaktım ama çocukla yüz yüze gelemedik.
4. sınıf öğrencilerinin bir kısmı, bahçenin bir köşesine toplanmış çamurlu su çukuruna girip girip çıkıyor. Ayaklar ve pantolon çamur içinde, ıslak. Öğretmeni onu görünce ne yapacak? Öyle bir endişesi yok, sağlık ya da temizlik umurunda değil.

Küçük sınıfların çoğu ellerinde gofret veya çubuk dolaşıp, beslenme olarak bunları tüketip, ambalajları yerlere atıyorlar. Okul bahçesinin temiz olmaması onları rahatsız etmiyor. (Biraz çevre bilinci olan çocuklar bunu yapmıyor. Geçen yıl çevreyle ilgili bir çalışmadan sonra benim öğrenciler teneffüslerde bahçede nöbet tutup, çöp atanı yakalayıp, yerden aldırana kadar uğraşıyorlardı. Ve sınıfta bana sorunlan" Onların öğretmeni yok mu? Neden çöp atmamayı öğrenmemişler?" sorusunda nasıl sıkıldığımı anlatamam. )

Atatürk büstüne kadar, çıkılabilecek her yere tırmanıyorlar. Hepsi 1. veya 2. sınıf öğrencileri. Düşüp bir yerlerini kırsalar sorumlu öğretmen olacak. Öğrenci zili çalıyor, öğrencilerin yarısı binalara koşturuyor, diğer yarısını da çoban gibi nöbetçi öğretmen oradan buradan topluyor, hatta zorla içeri alıyor. İçeri girdiği gibi sınıfa giden de yok. Yarısı tuvalete, yarısı koridorda koşturuyor. Bu arada öğretmen zili çoktan çalmış. Öğrenciler hala dışarıda. Benim çocuklarım kimseyi yormazken, özellikle birkaç sınıfın öğrencileriyle bütün teneffüs uğraşmaktan bıkkın bir şekilde gün bitiyor. Soruyorum:

Öğretmenlik sadece sınıfta kitapları açıp ders vermek, etkinlik yapmak mıdır? Öğretmenlik sınav yapıp, not vermek midir?

Birinci sınıfta okuma- yazma öğretmeden önce, okul, sınıf kurallarının öğretilmesi gerekmez mi?

Öğrencilerin hem kendilerini korumaları adına, hem de başkalarına zarar vermemeleri için nasıl davranmaları gerektiği öğretilmez mi?

Zil çalınca sınıfta olmaları gerektiği, derse zamanında girip çıkmanın bir okul kuralı olduğu öğretilmez mi?

Birine çarpıldığında, ayağına basıldığında özür dilemeleri gerektiği öğretilmez mi?

Ayakta gezerek beslenme olmayacağı, ellerini yıkayıp sınıfta yemesi ve çöpünü de sınıftaki çöp kutusuna atması gerektiği öğretilemez mi?

Bu liste daha çok uzar.

Bütün bunları öğretemediyseniz, siz ne iş yapıyorsunuz arkadaşlar?

Öğretmenler odasına oturup, bu çocuklardan bir şey olmaz muhabbeti yapmak yerine, dersimize zamanında girip, biraz emek versek nasıl olur? Bütün bunları söylediğimde hep birlikte uzaydan gelmiş muamelesi yapan öğretmen arkadaşlarım, yeter artık! Nöbetimden sonra hakkım olan 5 dk çay molasını benimle kullanıyorsunuz, 40 dakikalık dersin 10 dakikası dışarıda geçiyor. İlla bir idarecinin size kalk demesi mi gerekiyor?

Her çarşamba sinir küpü eve gelmek istemiyorum artık. Herkes sınıfına dönüp baksın!

Ben birinci sınıf okuturken bir dönem teneffüs yapmadım, 48 çocuğa sınıf, okul kuralları öğreteceğim diye. Ayrıca birinci sınıf okutan arkadaşlar, ne verirseniz onu alırsınız. İlk yıl nasıl başlarsa beş yıl öyle gider. Okul yaşadığımız toplumun küçük bir parçasıdır. Çocuk toplum içinde yaşamayı okulda öğrenir. Bugün kural tanımayan çocuk, yarın kanun tanımaz. Yaramazlık değil benim bahsettiğim şeyler, kendine ve başkalarına zarar vermesine engel olmak amacıyla konulmuş kurallar. "Çocuk bu, yaramazlık yapacak, yaramaz çocuk akıllı olur."diye safsatalarla kendinizi avutmayın. Lütfen mesleğimizin önemini biraz daha kavramış olarak ve severek bu işi yapalım. Sevmiyorsanız bırakın! Kimse size zorla öğretmenlik yaptırmıyor ki…

Görevini layıkıyla yapan arkadaşlarımı ayrı tutuyorum tabiiki, bu yazıdan okulun bütün öğretmenleri böyleymiş gibi anlaşılmasın ama bir grup var ki...

Ayrıca bugün Din Kültürü dersine giren bir öğretmenin lisede bir çocuğu hastanelik ettiğini okudum. Bunları da meslekten atsınlar… Alıp, başka okula vermenin hiçbir yararı yok, çözüm de değil… O dayak yiyen çocuk benim çocuğum olsaydı, yemin ederim o öğretmeni attırana kadar uğraşırdım. Bir de Din ve Ahlak Bilgisi öğretmeni imiş…Yazıklar olsun…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nöbetçi olduğu halde nöbet tutmayan öğretmenler gördüm, bahçe birbirine giriyordu. Bir de hiç olay olmayan günler hep aynıdır veli gözüyle biz bile görüyoruz. O gün mutlaka sabırlı ve bilinçli bir öğretmen nöbetçidir ve dinlenmemek pahasına yerinden ayrılmaz. Oysa dediğiniz gibi her sınıfı kendi öğretmeni eğitse bunlar yaşanmaz. Evde eğitimini vermiyorsunuz diyorlar velilere. Oysa okul kuralları okulda öğretilir, veli ise bunu uzaktan destekleyebilir ancak. Birinci sınıf öğretmenleri arasında sadece bir öğretmen gördüm, her okul çıkışı öğrencilerini yavru ördekler gibi peşine takıp çıkartır, tek tek paltolarını atkılarını kontrol ederdi. O okulda sadece onun sınıfındakiler okul kurallarına uyan uyumlu çocuklar oldular, kavgasız gürültüsüz... Kalan dört sene rahat etti o öğretmen, diğerleri ise dediğiniz gibi her daim bu çocuklar adam olmaz söylemleriyle dolaştı durdu. Size sabırlar diliyorum.

A.Müjde Özdemir 
 28.01.2008 16:36
Cevap :
Teşekkür ederim yorum için. 60-70 tane öğretmenin çalıştığı bir okulda, bir kaç tane maalesef böyle öğretmen de olabilmektedir. Sevgiyle kalın...  28.01.2008 17:10
 

SORMAK İSTERİM SİZE.DEVLET OKULLARINDA YADA DOĞU VE GÜNEYDOĞUDA ÇALIŞTINIZ MI? ŞARTLARI BİLİYOR MUSUNUZ ACABA? BİRDE BU AÇIDAN BİR BAKIN ? YADA BİRLEŞTİRİLMİŞ SINIF OKUTTUNUZ MU? BUNLAR HEPSİ DEZAVANTAJ FARKINDAYSANIZ. BULUNDUĞUM YERLE SİZİN ÇALIŞTIĞINIZ YER ARASINDA FARKI GÖRMENİZ GEREK. ONA GÖRE YORUM YAPARSANIZ SEVİNİRİM. AYRICA ŞUNU UNUTMAMAK GEREK İNSAN NERDE OLURSA OLSUN , HANGİ İŞİ YAPARSAN DA HAKKIYLA İŞİNİ İYİ YAPMAN LAZIM. SEVGİYLE KALIN...

mehmet şirin işik 
 26.01.2008 10:32
Cevap :
Zaten devlet okulunda çalışıyorum. Doğu ve güneydoğu şartlarında çalışmadım, çok kötü şartlarda olan okulların olduğunun farkındayım. Ben de 8 yıldır bir gece kondu semtinde, sürekli göç alan, ne köylü ne de kentli olabilmiş insanların çocuklarını eğitiyorum. Her bölgenin kendine göre güçlükleri var. Biz de şehirde olduğumuz için merkez okullardaki iyi şartları da biliyoruz. Yorumunuzda haklısınız. Hangi şartlarda olursa olsun yapabileceğimizin en iyisini yapmak görevimiz. Sevgiler...  26.01.2008 13:22
 

Saygıdeğer hocam öncelikle gazetelerin yazdıklarını doğru kabul etmeniz bir öğretmene yakışmadı. Bir de eklemek istediğim; iyiyi el över...

Osman Ömer 
 26.01.2008 2:09
Cevap :
Birkaç öğretmen yüzünden mesleğimizin ayaklar altına düşmesini istemiyorum. Gazete haberinin yalan olduğuna dair bir bilgi de yok. Bu tür olaylar oluyor. Zaman zaman tanıkta oluyoruz. Biz topluma örnek olacak insanlar olarak inkar yolunu seçeceğimize, dürüstlüğü seçmeliyiz diye düşünüyorum. Övünme meselesine gelince, sınıfım hakkında bu yıla kadar farklı olduklarını düşünmedim. Ama bu yıl sadece 4 derse giriyorum, diğer branş öğretmenlerinden aldığım övgüyle de övünmeyi kendime hak olarak görüyorum. Sonuçta övünecek bir şeyiniz varsa övünürsünüz. Ben de megolaman değilim, ama benim dışımda da okulda idareci, öğretmeni dahil bir çok kişi sınıfımın farklı olduğunu düşünüyor. Bunu söylemekten keyif alıyorum. Çünkü çok emek verdim. Saygılarımla...  26.01.2008 13:29
 

bir eğitimci olarak katılıyorum. Aynen soylediğin gibi... nöbet bizim işimiz değil.

mehmet şirin işik 
 25.01.2008 22:51
Cevap :
Teşekkür ederim. Nöbet günü derslerim de verimsiz geçiyor. 5 dakika dinlenemeden 6 saat çalışmak yoruyor. Sevgiyle kalın.  25.01.2008 23:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 741
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 3926
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

1997 yılında öğretmenliğe başlamış bir mühendisim. Bir oğlum var. Çocukları ve yaşamı seviyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster