Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '09

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
285
 

Öğüt mü& yol gösterme mi?

Öğüt mü& yol gösterme mi?
 

KENDİNE GÜVENEN ÇOCUKLAR


Aslında biz, anne ve babalar gençlik çağında olan çocuklarımıza, yaptıkları hatadan dolayı kızıp bağırmadan önce, yaptığı şeylerin gençlikten ve tecrübesizlikten dolayı yaptıklarını anlatmalıyız. Ayrıca bu yapılan hareketlerin yanlışlığını “serbestlik, hak arama, kendini kanıtlama “ şeklinde olanları anlatırken onlara söylememiz gereken şu olmalıdır. Elbette hepimiz hatalar yapacağız, hepimiz insanoğluyuz. Aslında bu yapılan hatalar faydalıdır. Bizi sarsar, silkindirir, kendimize getirir demeliyiz. Ama kendinin bir yerde bir hata yaptığını asla görmüyorsan EGO ağır basıyordur. Görmek istememenin nedeni egonun seni incitiyor olmasıdır. İlk önce serbestlikle ukalalığın, hak arama ile yaşadığı yere özgü kuralların ihlalini, kendini ispat ile egolarının öne çıkması arasındaki ince çizgiyi göstermemiz gerekir. Şöyle ki eğer yaşadığı bir yerde o yere ait kuralları kendine göre değiştirmeye kalkması ona göre belki hak arama, demokrasi veya olması gereken bir şarttır. Ama aslında ukalalıktır. Biz şimdi “senin yaptığın ukalalık” diyerek açıklama yapmadan ona öğüt vermeye çalışırsak ve biz bu gence her söyleneni dinle ve uygula dersek, o genç zaman içinde öyle bir hale gelir ki; kendine güvensiz, pısırık, içine kapanık, şahsiyetsiz olur. Burada amaç” onun duygularını katletmek, törpülemek değildir, onları akıl ile bağdaştırma gücünü elinde tutmasını sağlamak olmalıdır.” Eğer böyle izah edemezsek bazı konularda haklı da olsa hakkını aramaya cesaret edemez. Ama o gence şöyle yaklaşırsak, yaşadığın yerde senden başka yaşayanların haklarına riayet edilme kuralı vardır. Kimse kimsenin hakkına tecavüz etmemelidir. Fakat bunların haricinde gerçekten oradaki yaşantında senin özgürlüğünü kısıtlayacak şeyler varsa o konuda nezaket çerçevesinde ve o konuda yetkili ve sorumlu kişiye yalnız bir şekilde sorunu anlatırsan dersek, o genç hem hak aramanın doğal bir şey olduğunu hem de bazı yerlerde kurallara uyulması gerektiğini bilir. Bu genç böyle yapacağı bir hareketin onu kırmayacağını bunun aslında “ego’sunu öldürmek değil mühim olan, onu kontrol altında tutmak, ehlileştirmek olduğunu öğrenir.” Kaldı ki kendi istediği şekilde yaşamanın, yaşadığı toplumda her zaman gerçekleşemeyeceğini ve hayattaki en büyük başarının “kendi kendini idare edebilme, kendinle baş edebilme olduğunu bilmektir.” Her ebeveyn mutlak olarak çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek, onları hayata hazırlamak ister. Hayat denen engellerle dolu yolda ebeveynler kendi tecrübelerini çocuklarına aktarırlarken onların benliklerini ve özgüvenlerini törpülemeden egolarını incitmeden aktarmayı görev bilmelidirler. Unutulmamalıdır ki her gencin benliğine kavuşma zamanı farklıdır. Biz bazen farkında olmuyoruz ama gençlerimiz çok çabuk büyüyor ve yetişiyorlar. Bu nedenle onların fikirlerine de saygı duyalım ve onları çocuk gibi görmekten vazgeçelim. Biz onlarla büyük biri gibi görür ona göre davranırsak, inanın onların düşüncelerini dinlediğinizde şaşkınlığa uğrarsınız. Gençler yarının büyükleri olarak, bizlerden öğüt istemiyorlar. Sadece tecrübelerimize istinaden yol göstermemizi bekliyorlar.

Erhan Sirekin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 3493
Kayıt tarihi
: 27.06.08
 
 

Genç emeklilerden olup, hayat denen tiyatro içinde rol alan bir oyuncu gibi yaşamın kıymetini bil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster