Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
5005
 

Olgunlaşma

Olgunlaşma
 

Spinoza’nın dediği gibi "İstek, insanın daha az olgunluktan daha çok olgunluğa ulaşabilme çabasıdır".

Olgunlaşmada bir nokta yoktur, bir noktalı virgül bile hiçbir yerde yoktur... Devam eder ve devam eder.

Bir insan ne kadar kendi içinde derine giderse, o kadar olgundur. Kendi varlığının tam özüne ulaştığında, mükemmellik düzeyinde olgunlaşmış demektir. Bunun aksine, sürekli başkalarının düşünce ve fikirlerini hesaba katan insanlar olgunlaşmamıştır. Onlar başkalarının ne düşündüğüne bağımlıdır. Onlar hiçbir şeyi özgün bir biçimde yapamazlar, dürüstçe söylemek istediklerini söyleyemezler; başkalarının duymak istediklerini söylerler. Hep aradadırlar. Taraf olamazlar ve hayatlarında seçim yapamazlar. Neyin arkasında neyin karşısında oldukları belirsizdir.

Hayatın kendine has içsel bir döngüsü olup, fizyologların dediğine göre her yedi yılda bir beden ve zihin bir krize ve değişime maruz kalır. Her yedi yılda bir bedenin tüm hücreleri değişir, tamamıyla yenilenir. Aslında yetmiş yılda, bu ortalama ömürdür, beden on kez ölür. Her yedinci yılda her şey değişir; bu tıpkı mevsimlerin değişmesi gibidir.

Olgun kişi üretir ve ürettiğini paylaşır. Tüm bağımlılıklarının ötesine geçmiştir. Yaratmayı ve yarattıklarını paylaşmayı ister.

Konfüçyüs’ün dediği gibi "Düşünmeden öğrenmek emek kaybıdır". O halde öğrenmek salt hafızayı yükseltmek değil, hazmetmek biçiminde olmalıdır. Düşünebilmek, analiz yapabilmek, çözüm üretebilmek insan varlığının temelidir. Bu süreç olgunlaşmadır.

Montaigne’in dediği gibi : "Her şeyden önce ben kendimi araştırıyorum, benim fiziğim de, metafiziğim de budur."

Tekâmülün başlangıcı "Kendimizin farkına vardığımız, kendimizi objektif tanımladığımız" andır.

Kendime yapacağım en büyük iyilik bedenime yaptığım değil, zihnime yaptığım olacaktır!

Berk Yüksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hepimizin bildiği gibi, önce düşünebilmesi, Düşündüklerini (düzgün ve anlamlı olarak) ifade edebilmesi ve sonunda da, üretebilmesi ile mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Özeti ile insan, düşünecek, konuşacak ve üretecektir. İnsanoğlunun yapısında tembellik vardır. Kendisi sabırla bahçesine bir ağaç dikerek onun meyve vermesini beklemez, bekleyemez. Ne yapar? Komşusunun meyve ağaçlarından aldığı meyvelerle geçinir. Aynen sizin de ifade ettiğiniz gibi. Düşünmez, başkasından etkilenir. Atalarımız bunu ne güzel özetlemişler. "Harmanı yel döndürür, deliyi el döndürür." Deli konumunda olmamak için kendimiz düşünmeli ve üretmeye gayret etmeliyiz.. Ellerinize sağlık. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 24.03.2007 8:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 420
Toplam mesaj
: 122
Ort. okunma sayısı
: 32331
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21 Aralık 1973, Ankara doğumludur. Lisans ve yüksek lisansını “İşletme” alanında yapmıştır. Araşt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster