Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
496
 

Ölü bir şarkı gibi...

Ölü bir şarkı gibi...
 

Şarkımı ölüydü, yüreğimi… Bilmiyordu…

Hayır biliyordu ama bunu içinden bile söyleyemiyordu… Kendisini kandırmalıydı… Ve içindeki sesler yükselmeye başlamıştı bile…

Ölü bir şarkıydı dinlediği, içinde hiçbir anlam olmayan sadece birkaç enstrümanın bir araya gelip tıngırdatmasıyla oluşan bir gürültü kirliliği gibiydi. Hiç bir şey ifade etmiyordu ona, yüreğindeki acıya, mutluluğa, hüzne, sevince herhangi bir duyguyla örtüşmüyordu bu tınılar.

Oysa bir zamanlar müzik her şeydi onun için… Hatta ruhunu besleyen tek şeydi. Tek bir nağme ona kimsenin ifade edemeyeceği duyguları hissettirirdi...

Dayanamıyordu odasını dolduran bu gürültüye. Eski radyosunu kapatmak için uzandığında yatak başında duran yıllardır elini sürmediği gitarı gözüne ilişti. Siyah bir örtü vardı üzerinde. Durdu ve düşündü. Bu örtüyü düşlerine de siyah bir perde çektiği zaman örtmüştü. Acı ile anımsadı, Kaşları çatıldı, yüzü içten içe küfür ediyormuş gibi bir hâl aldı ve tek bir hamleyle çekti örtüyü, aldı eline gitarını..önce yüreği titredi, sonra parmakları, nasıl özlemişti bu duyguyu. Tellerine dokundu, kasasına dokundu, kokusunu içine çekti. Nasıl da tozlanmış ve eskimişti ama bıraktığı gibi duruyordu olduğu yerde…keşke o da beni öyle bulsaydı..

Neler eksilmişti…yıllar, yaşamak zorunda olduğu yaşam şekli neler götürmüştü ondan. Başında yanıtlarını çok iyi bildiği ama yanıtlamak istemediği kocaman soru işaretleri beliriverdi. İtiraf edemiyordu kendine. Nasıl derdi ‘hayat beni yaşadı ben onu yaşayamadım’, nasıl derdi ‘ben bu değilim, yaşam beni benden uzaklaştırdı, beni istediği gibi biri yaptı’.Beyninin yüreğine olduğu hakimiyetini kaybetmesini ilk defa sağlamıştı.

Ve sustu, susturdu içindeki tüm sesleri…

Müzik yapmayı nasıl özlemişti. Tellerine dokundu tek tek. Derin bir nefes aldı başını kaldırmadan. Yetmedi bir daha aldı. Heyecanı çok büyüktü...çok uzun zaman oldu ona dokunmayalı, gitarıyla, yaptığı müzikle, içindeki nağmelerle bütünleşmeyeli...

İçinden tüm geçmişini geçirdi ama acı ile başlamak istemiyordu. Tüm geçmişini tek nefeste, bir şarkılık silmek istiyordu hafızasından. Bu mümkünmüydü? Sadece bir şarkıcık, birkaç dakika. ‘Eğer mümkün olsaydı’ dedi içinden ‘bu ihtiyar, genç ölecekti’.

Artık dinlemek istemiyordu, gitarını çalmak, yüreğinde ki müziği yapmak istiyordu. İlk ses gelmişti coşkuyla devam etti..ama içindeki geçmişin acısına engel olamadı kaldıramadı başını. Ne yazık ki kendi olamamıştı. Hayat yönlendirmişti onu. Ve oda isyana hakkı olmadan sürüklenmişti hayatın götürdüğü yerlere.

Tek istediğiydi hayatını dolduran müzikle yaşabilmek.Yapamamıştı.

Şimdi odasını dolduran bir tını, yüreğini doldurduğu o hüznü boşaltan bir sığınak olmuştu.

Sadece birkaç dakikalık…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaklaşık bir yıldır gitar çalmıyordum o hayatın bir yara gibi yüreğimde olduğu zamanlar. Acıyordu. Dün gece ilk kez... Önce nemli bir bez aldım. Gözlerim doldu silerken. O kadar tozluydu ki. Sonra deliğini kokladım. Gül ağacı kokusu... Özlemişim seni dedim içimden. Okşadım onu. Sevgim bir bebeği sever gibi önce. Sonra kulaklarını okşadım tınılarla akordunu yaparak. Sonra tekrar eskisi gibi "biz" olduk onunla ve Kitaro'nun Silk Road ve Aurora şarkılarını Winamp'la birlikte çalmak.... Gözyaşları. Çok güzeldi. Çok hem de. Kalemin asla kırılmasın Mürvet. Tınıların kulaklarında çınlasın hep gülümseyen bakışlarınla birlikte...

Ersin Yalın 
 15.08.2007 12:09
Cevap :
Ahh keşke bir enstrüman çalabilsem, Ersin bey bence değil 1yıl 1günü bile onsuz bitirmemelisiniz...Güzel yorumunuza, beğeninize teşekkürler:)) Sevgiler  17.08.2007 18:42
 

Sevgili Mürvet Ruhu müzükle besleyip daha sonra kesmek, ruhu ve şarkıyı öldürmek gibi, müzk veruh birbirlerini tamamlayan nağmelerde hayat bulan, düşler, istekler, arzular hep şarkılarda olacak.. Kendine iyi bak emderin sevgi ve saygılrımla..

Mehmet EREN 
 14.05.2007 22:32
Cevap :
Sevgili Mehmet bey, söyleyecek bir şey bulamadım, ne güzel bir yorum...Peki şöyle diyebilirmiyiz? Müzik (çoğu zaman) ruhumuzun dilidir...Sevgilerimle..Teşekkürler  15.05.2007 19:28
 

Ölü bir ruh olabilir mi Mürvet'ciğim? Belkide sorun o ezgide değil sadece ruhundaydı.. Yani ölü olan şarkı değilde ruhuydu... "Böyle zamanlarda ruhumu hasettiğime üzülürüm.. Böyle zamanlarda yazıya dökmek isterim belkide gitarımın tellerine.. Böyle zamanlarda acıdan kıvranan ruhumu yeniden diriltmek isterim" Yüreğine sağlık sevgiler

Hoşsada 
 17.04.2007 11:31
Cevap :
Sorun yaşan(a)mamışlıklardı. Sorun ruhundaydı. O ezgi onu uyandırdı, uyardı. Böyle zamanlarda kim acıdan kıvranan ruhunu diriltmek istemez ama maalesef ki bazı durumlarda acısını sadece iyiliştirilebiliyor insan. Çok teşekkürler Seda'cım. Sevgiler  17.04.2007 18:38
 

Kimi zaman ulaşmak istediğimiz şeyler ne kadar yakın olursa olsun bugün yarın derken zaman hissettirmeden hızla geçmiş ve hayatın sana verdiği şartların içerisine çoktan girmiş ve benimsemiş bulursun kenidini...Yapamadığımız şeylerin yapabiliceklerimize engel olmaması dileğiyle.. hayatın bana verdiği en güzel armağana yüreğine sağlık:))

eflatun sokak 
 16.04.2007 15:36
Cevap :
İstemediğin hayatın tam ortasındasındır ama buna rağmen benimseyememişsindir. Bilerek ama istemeyerek yaşadığımız herşeyden (ki bunlar hayatımızı oluşturur) hangi zamanda dönersek/vazgeçersek yapabileceklerimize büyük bir adım atmış oluruz. Çok naziksin ablacığım teşekkür ederim. Tüm sevgiler senin olsun:)  16.04.2007 21:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 224
Toplam mesaj
: 76
Ort. okunma sayısı
: 882
Kayıt tarihi
: 31.01.07
 
 

Hayata yayılarak yaşamayı düşlerken, zamana sıkıştığımı fark ettim, tek sebebini çalışma şartları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster