Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '21

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
36
 

Ölümün Sessizliği

    Çoğumuz ölümden korkarız ama ölümün var olduğunu biliriz.

    Ölüm denince ürpeririz. Çünkü ölünce sadece bedenimiz toprağa girmez. Sesimiz de bedenimizle birlikte toprağa gömülür. Sanki hiç bu dünyada yaşamamışız gibi…

    Nice sevdiklerimizi bıraktık da toprağın altına, eve döndük. Canımız yana yana geri dönüyoruz. Şu bir gerçek ki sevgili okurlarım, eve dönüyoruz dönmesine, o evde nasıl yaşıyoruz onlarsız? Anne baba evlat veya kardeş… Yaşadığımız evden toprağın altına gidiyor.

     Onlar gittikten sonra, evde neler yaşandığını bir Allah bir de kendin bilirsin.

     Ne yediğin yemek tat verir, ne de yaşam. Sonraları alışıyorsun. Acın biraz da olsa azalıyor ama bu seferde özlem bastırıveriyor tam göğsünden. Kalkacağın yere tekrar yıkılıveriyorsun.  Bizi en çok yıkan ölümün bıraktığı hasret. Bir daha görememek... Ölüm Allah’ın emri elbette ama sevdiğiniz insanı görememek ölümün en keskin acısıdır.

 

    Ben babamı ve anneannemi kasım ayında kaybettim.

    Babam yedi yıl, anneannem ise bu kasımda bir yıl oldu.

    Babamdan dolayı hüzünlü geçen bu aya bir de anneannemin hüznü eklendi.

    Birkaç gündür duygusalım… Hani dokunulsa ağlayacak hal var ya, işte o haldeyim

 Sevgili okurlarım. Ölüm sevdiğimiz birini alır, yerine koca bir sessizlik bırakır.

     Sense koca sessizliğin içinde boğulursun. Ölüm sessizliği kara bir delik gibidir sen kaçtıkça seni içine çeker. Sessizliğin içinde tek başınasındır artık. Mezarlıklar ölümün sessizliğini yansıtır. Sevdiklerimizin mezarının başında onlarla konuşuruz. Ama sadece biz konuşuyoruz, onların ise sesi çıkmıyor.

     Bu sessizlik, bana bir şey öğretti: Sevdiklerimizin ayakları gömülecekleri toprağa basarken ve sesleri yeryüzündeyken karşılıklı oturup konuşuyorken onların değerini bilmeyi. Öldükten sonra sesleri sedaları kesiliyor çünkü.

      Ölümden sonra sessizlikleri kalan için ölümden de ağır oluyor. Öldürmese de çökertiyor insanı.

                                                             

Hüzün çöktü kalbimin ortasına dokunsalar ağlayacağım.

Mezarlarına gitsem ne ses ne seda, dokunsalar ağlayacağım.

Yüreğim ateş bulutu sanki yaklaştıkça ölüm yılları dokunsalar ağlayacağım.

Hiçbir şey olmuyor eskisi gibi, biber de acı misali dokunsalar ağlayacağım.

 

     Ölüm var ayrılık çok acı. Tek tesellim onlar gelemese de bir gün bende yanlarına gideceğim.

    Yüce Allah’ım dayanacak sabır veriyor. Sessizlik kara deliğinden alışkanlık ve sabır ele ele verip çekip çıkarıyor seni. Zamana sabrı bağlayıp ölümü bilip ona göre yaşayacağız.

     Çünkü sabır en güzel ilaçtır ölüme ve tüm zorluklara karşı.

     İç karartıcı bir yazı oldu farkındayım fakat hayatın gerçeğini yazmaya çalıştım.

 

      Babam ve anneannemin anısına. Tüm ölmüşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

                         Rukiye Türeyen!

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 221
Kayıt tarihi
: 31.05.17
 
 

Rukiye TÜREYEN kimdir.     1980 yılında Sakarya'da doğmuştur. Üç aylıkken geçirdiği menenjit hastal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster