Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '08

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
422
 

ömür, böyle geçer mi?...

Yaş on yedi…
Mavi gözlü, altın sarısı saçlı, eh uzun sayılır boylu…
Biraz edebiyat meraklısı, yazı yazan,
Arada sırada şiir patlatan,
Kızların “Yakışıklı” saydıkları kadar da yakışıklı…
Liseli talebelerden…

Okul mu?...
Geç orayı, pek parlak değil ama, “Geçer”ler arasında…

Hayatı akarına bırakıp,
Baba elinde büyürken,
Bir de bakmış ki,
Yer, İstanbul Vakıf Guraba hastanesi…

Ne var?...
N’oluyor?...
Demeye kalmıyor ki, noktayı koyuyor doktorlar...
“Altı aylık ömrün kaldı…” deyiveriyorlar…

“Ne altı ayı be…
Dalga mı geçiyorsunuz?…
Adını aldığım dedem, doksan sekiz yaşında ölmüş,
Yüz yaşından önce ölenin…”
Diyor ve dediği gibi de çıkıyor yola…

Yüreği, insan sevgisiyle dolu…
Masmavi gözleriyle, hayata çakmak çakmak bakıyor…
Ömrüne altı ay biçiyorlar ya…
Onda, yılgınlık yok…
Daha fazla güçlü şimdi….

Hayata “Çakı” gibi atılıyor…
Hep “Koşmalı” işler onu buluyor.
Durmak mı?...
Dinlenmek mi?...
Tatil mi?...
Onlar ne ki?...
Sözlüğünde, bu kelimelerin karşılığı yok…
Başarmak, temel felsefesi.
Peki, ya gerisi?...
Dönüp de arkaya baktığı mı var ki!…

Dünyalık” onun hiç işi değil.
Sadece “O başarır” diyorlardı,
Zevkinden dört köşe oluyordu…
Sadece “Zevkinden” köşe.

Eş, dost, çevre, akraba…
Sevgiyle dolu bir dünya,
Yetiyor şimdilik ona.

Dost meclisleri,
Akraba ziyaretleri,
Memleket gezileri…

Görmediği, tanımadığı yer yok.
En sevdiği şey, dost meclisleri…
Gelsin, gidilsin…
Yensin, içilsin…

Eskiden televizyon yoktu ki…
Dost meclislerinde, muhabbet edilirdi.
Sonra, bir televizyon çıktı…
Önce “Tele safir”ler oluştu dost meclislerinde.
Sonra, her eve bir televizyon…

Dizler peş peşe…
Önce “Kaçak” , doktor Kimbıl
Ardından “Atılgan”, kaptan Körk…
Sonra, “Köle İzoğra” geldi.
Peşinden “Kökler” de zencilerin yaşam savaşı…

Derken, evlerin her odasında bir televizyon devri…
Yerli diziler peş peşe…
Ev ahalisi, hangisini isterse…
İki laf etmek yok..
Muhabbet yok…
Dost ziyaretleri, dizilere göre…

Sevgi mi?...
Muhabbet mi?...
Sordu kendi kendine, kaldı mı ki?...

Özledi geçen günlerdeki ömrünü.
Hani dost meclisleri?...
Hani ahbap ziyaretleri?...
Hani muhabbet?...

Şimdi, hiç bakmadığı yere baktı dönüp..
“Gitti” dedi “Gitti”
Altmış yıl birden gitti…

Ne dost kaldı, ne sevgi, ne de muhabbet…
Geleceğe baktı, sözü vardı…
Adını aldığı dedesi, doksan sekiz yaşında gitmişti de,
Günün birinde soranlara “Yüz yaşındayım” demeye söz vermişti…
Ama böylesine değil…
Sevgi ile…
Dost meclislerinde muhabbetle…
Gelinsin, gidilsin,
Yenilsin, içilsin ile…

“Ömür” dedi kendi kendine,
Ömür…

Böyle mi geçmeliydi?...
Sevgi olmadan,
Dost olmadan,
Muhabbet olmadan….

Dost bahçesini özlemişti…
Sevgi bahçesi, gözünde tütüyordu,
Muhabbet kazanında yoğrulmak istiyordu…

“Hadi” dedi kendi kendine bir gün,
Önünde, daha 40 yıl var.
Söz vermedin mi “Doksan sekizden önce ölenin” diye?...

“Dedim” dedi.
“Dedim de, benim istediğim bu hayat değildi ki”

Gözleri buğulandı…
Yaş, on yediyi çoktaan geçmişti…
Gözlerinin Mavisi yerindeydi de, çakmak çakmak değildi…
Altın sarısı saçlarından geriye, “Ak”lı ama azıcık kalmıştı…
Artık “Liseli” devri de geçmişti…
Yine şiir patlatıyordu ama, bu kez DOSTLAR bozuluyordu…

Bir dayanağı vardı sadece…
Bir GÜNEŞ’i…
Varlığının, sözünün eri olmanın nedeni…

Bir de dost meclisleri olsaydı…
Muhabbet olsaydı, sevgi olsaydı…

İbrahim PEKBAY
20 Ağustos 2005, Cumartesi
ANKARA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben kayseriden sevim.[fadimehanımınkızı]nasılsınız.yazılarınızı sürekli takip ediyorum.akrabalara da söylüyorum.şiiri okuyunca çok duygulandım.gerçekten artık akrabalarla görüşülmüyor.ya bir cenazede ya bir düğünde.bayramlarda bile görüşülmüyor akrabalarla.herkes bundan şikayetçi ama kimse birşey yapamıyor.ama Allah hepimize iyilik sağlık versinde görüşemesekte iyi olduklarını bilmek yetiyor.bu günlük bu kadar.inşaallah daha sonra yine yazarım.eşinize selamlar.hoşçakalın...

Sema Ak 
 04.02.2008 8:58
Cevap :
Sevgili Sevim... Canım Kızım... Yorumu okuyunca ne kadar duygulandım, anlatamam. Ne yazık ki dediklerinin hepsi de doğru. Öyle de olsa, birbirimizden haber alabilmemiz ne güzel. Şu anda olduğu gibi. Çok teşekkür ediyorum Sevim... Seni öpüyorum. ailene ve sana çok selamlar. Sağlıcakla kalınız. İBRAHİM PEKBAY  04.02.2008 12:19
 

Bu kadar uzur şiiri kalitesini düşürmeden bayarmanızı kutluyorum. Brava . Sevgi ve saygılarımla

Coskun Karabulut 
 03.02.2008 18:30
Cevap :
Sayın Çoşkun KARABULUT... Takdir dolu mesajınız için çok teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  03.02.2008 18:55
 

Mükemmel bir öz yaşam şiiri olmuş aynı zamanda bir dönemin resmini koymuşsunuz ortaya ... ve dönüşümün ortaya koyduğu değerler manzumesin de değişimin şiiri de ... Allah( cc ) daha uzun ömürler versin sizlere ... selamlar ve saygılar...

Yahya İncik 
 03.02.2008 13:53
Cevap :
Sayın Yahya İNCİK... Çok teşekkür ederim. Beğendiğinize sevindim gerçekten... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  03.02.2008 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 884
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster