Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
270
 

Önce aile içi eğitim

Sabahleyin oruç ayında da olsak, insanların her zaman ihtiyaç duydukları yerlerden olan mekâna gittim. Aslında suçumda var.Suçumdan mütevellit mahcubum, evraklarını geciktirdim.

Hem de kendimce evraklarının zaman olarak çok geç ulaştırdığımı düşünerekten ve de utanarak iyi günler diledim.Gençler oruçlu olmalarına rağmen maşallah dinamikler.

Gençlerin verdiği cevabın karşısında şunu düşündüm:

Sabahın hayrından mıdır, yoksa gençlerden midir , gençler yataklarından sağlarından mı kalktı, ne diye sordum kendi kendime? Gençler sağ olsunlar, hiç geç olur mu dediler?

Kendime dedim ki, Allah’ım dünyada mıyım yoksa melekler âleminde miyim diye sordum?

Bu olgunluk karşısında maşallah.Aile önemli çocuk yetiştirmede diye düşündüm. Gençlerin yanında durayım dedim.

Gençlerden öğreneceğim çok mesele olabilir diyerekten , benim bilemediğim, öğrenmeye ihtiyaç duyacağım çok enteresan hadiseler vardır belki diye düşündüm.

Oturdukça müşteriler geliyorlar ve işi olanlar meselelerini halledip gidiyorlar. Boşluklularda fırsat buldukça kendi aramızda konuşuyoruz.

Günlük olaylardan konuşuyoruz.Ama faydalı bilgiler aktarıyor gençlerimiz. İkinci genç büyüğüne ağabey diyor, daha çok büyük olan genç konuşuyor.

Onların daha çok konuşmalarını arzu ediyorum.nihayet onlarda dinletecek insana ihtiyaçları varmış.

Konuşurlarken ben dinliyorum. Gençler güven duyarak gördükleri eksiklikleri dile getiriyorlar. Konularda ki, isimler asla yok. Kişiselleştirmeden yani asla(ad—tanınma unsurları yok-) genel konuları dillendirdiler.

Her gün yoğun çalıştıklarından, işlerinden dolayı çokta sosyal hayatları yok.

Ben olsam çocuklara ilk öğretilecek konuyu şöyle belirlerim dedi.Gencin ağabeysi ”dürüstlük” niçin bu konuyu önemsiyorsun dedim.

Elbette çok önemli sebepleri vardı. Anlatması için en önemlisi içini dökecek birini bulması çok önemliydi. Gerçekten anlatmaya başlayınca, insanlar ne çilelere maruz kalıyor dememek mümkün değil?

Aile eğitiminin ne kadar lüzumlu olduğu bir kez daha kafama dang etti. Çocuklarımızın maddi ihtiyaçları kadar ahlaki eğitimleri de çok önem arz ediyor.

Toplum içinde ki, kişilerin saygınlığının etkenlerden birisi maddi gelir ise de, en önemli vasıf kişinin dürüstlüğüne daha çok ehemmiyet kazanıyor. Dürüstlük hep önde.

Belki hayatımızın idamesini sağlayan su kadar yerinin varlığına inandım dürüstlüğün. Dürüst insan kalmamış gibi dedi, büyük olanı gençlerde.

Evet, yaşları yirmi beş ama tecrübeleri epey var. Dürüstlüğü çocuklarımıza anlatmaktan öte yaşantımızla model olmamız gerekiyor.

Anlatarak özellikle ders verici darb-ı mesellerden de yararlanarak anlayacakları seviyede anlatarak beyinlerine nakış etmeliyiz.

Beyinlerine dürüstlükten ilginç örnekleri verdikten sonra, anne baba da dürüstlüğün numune-i imtisal-i olursa ne ala olur.

Kralın birinin çocuğu olmamış. Ülkesinde ki gençlerin hepsine çiçek tohumu verir. Bu tohumdan en iyi çiçeği yetiştireni kendime naip tayin edeceğim der.

Sürenin sonunda her genç nasıl birinci olurum hesapları sonucunda, ellerinde vazonun içinde çiçeklerle gelirler.

Kral bütün gençlerin çiçeklerini kabul eder. İsimlerini vazolarının üstüne yazdırır. En son mahcup , esmer genç gelir. Utancından, sıranın sonuna durur.

Krala der ki: Verdiğiniz tohumları hangi toprak cinsine ektiysem de, çiçeklerin çıkmasını, yetişmesini sağlayamadım. Kusura bakmayın efendim der.

Kral kürsüye gelir. Halk ve özellikle gençler birincinin ilan edilecek olmasının heyecanıyla kürsüye dönerler. Sesler kesilir.

Bütün yüzler kürsüye teveccüh eder. Kral , herkesin bin bir hile ile çiçek yetiştirdiğinin farkındayım. Dürüst olarak ülkemde kim var diye tohum vermiştim?

Tohumları defalarca kaynar suda haşlattımdı. Yani çiçek tohumlarının özü ölmüştü. Bu çiçeklerin, hiç birinin verdiğim tohumlardan yetişmesi mümkün değildir.

Benim yerime geçecek genç dürüst olmalıydı. Onu da şükür rabbime tespit ettim. Tohumdan çiçek yetiştiremedim diye boyun büken genç benim varisimdir der.

Düşünmeye hacet yok. Önce kendimiz dürüst olmalıyız. Ailemizde, işimizde, mesaimizde. Nerede bulunursak bulunalım illa ki dürüstlük.

Genç gerçekten teşhisin doğru. Hayatta ki dersini iyi okumuşsun.Biliriz ki, dürüstlük eğitiminin öğretmenleri annemiz babamızdır, okulu evimizdir.

Ailede öğrenilen bilgiler her zaman kişiliğimize damgasını vurur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 656
Kayıt tarihi
: 12.07.08
 
 

Mehmet Şener 1964 doğumluyum, Burdur-Gölhisar'da yaşıyorum. Doğum yerim Burdur/Atınyayla . Lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster