Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
915
 

Onu sevmek o kadar kolaydı ki onun için.

Artık yaşlandığını düşündüğü, vücudunu tanıyamadığı dönemde çıkmıştı karşısına. Erkeklerin ona baktığında yada bakmadığında kendini tanıyamadığı, sanki kendini bir yerlerde unutmuş, bir türlü bulamadığı, bulsa da artık o bulduğu kişi olmak istemediği, kendine dair bir şeyler yapma ve hayattan keyif alma yeteneğini yitirdiği dönemde.

O dönem, kendini bir parçası olarak hissettiği şeylerden kopuş döneminin de başıydı aslında. Annelikten, evlatlıktan,……….

Perdenin o daracık aralığından sinsice içeri süzülen sabah güneşi, tam gözlerine hedef aldığında, güneşe hedef şaşırtmak için yavaşça yatağın sağ tarafına, ona doğru döndü. Sağ eli yine onun göğsünde yüzü koyun bir vaziyette keyifle uyuyordu yanında. Vücudunun küçücük bir noktası dahi olsa bir tarafının mutlaka ona dokunması gerekiyordu. Yoksa rahat bir uyku uyuyamıyordu. Alışmıştı onun bu huyuna. Hatta hoşuna bile gidiyordu bu huyu. Elini onu uyandırmamak için göğsünden yavaşça kaldırdı ve usul usul öptü.

O elin her seferinde vücudunda, nasıl, sanki onunla ilk defa tanışıyormuş, sanki onu ilk defa keşfediyormuş gibi yavaş yavaş, arzuyla dolaştığını hatırladı. Düşüncelerin arkasından önüne geçip, içindeki duyguları dilediğince yaşayabilmenin nasıl bir şey olduğunu sadece onunlayken tatmıştı.

Onu sevmek o kadar kolaydı ki onun için.

Onu gördüğünde beynindeki herşey siliniyor, hatta bazen nerede olduğunu, oraya niye gittiğini bile unutuyordu. O anda içinde beklenmedik, keşfedilmedik bir neşe ortaya çıkıyor. Diğer tüm duygular bir anda geride posa bile bırakmadan darmadağın olup, geriye bir tek o kalıyordu. Direnilmesi ve yönlendirilmesi için insana asla fırsat tanımayan bir duyguydu bu yaşadığı.

Çok mutluydu onunla. Onun hayatını değiştirmesine izin veriyordu. İçinde büyümekte olan şeyin özgürce büyümesine izin veriyordu. Geleceğini şekillendiren düşüncelerinin kaynağının bir başkası olmasından ilk defa rahatsız olmuyordu.

Bu kadar yoğun duygular içerisinde yüzerken bile, içinde yaşayan geçmişin şeytanları her zamanki gibi yine onu bir türlü rahat bırakmıyordu. Yaşanmış hikayelerin beynine kazıdığı o “korkması gerektiği düşüncesi” ni bir türlü unutamıyordu. Hatta o düşünceye yenik düştüğü bir anda dayanamayıp ona şu soruyu sormuştu “Ya bir gün, ben yine herşeyi mahvedersem?”

Zamanın onlara neler getireceğini, bundan sonrası için hayatına girmek için beklemekte olan başka biri var mıydı bilmiyordu. Şu anda hissettiği, bildiği tek bir şey vardı. O da zaman ona neyi getirirse getirsin, bu ilişkiden elinde kalacak olan her ne varsa hepsini her zaman seveceği onları asla değiştirmek istemeyeceğiydi. Onunla bu yaşadıklarının bundan sonra olabilecek en kötü zamanlarının can simitleri olacağını, en mutsuz olduğu anlarda hep onlara tutunacağını hissediyordu.

Ve bu yüzden hayatında ilk defa, içinde her gün biraz daha büyümekte olan o katıksız duyguyu doya doya yaşamak için kendine izin veriyordu…

22 Ekim 2009
Haşim Arıkan

http://www.hasimarikan.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

fazla söze gerek yok en yalınından ama en içteni ile ; yüreğinize sağlık

inciseli 
 15.01.2010 14:16
Cevap :
Çok teşekkürler:)  15.01.2010 23:16
 

beklediği bir hayalkırıklığı ve "olsun güzeldi " diyeceğidir... Tutunmak için , gerekiyor sanırım izin vermek yüreğe...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 24.10.2009 11:58
Cevap :
Çok teşekkürler...  26.10.2009 8:59
 

bir çok kişi bu bilincin farkında bile değil...

Ruksan İLDAN 
 23.10.2009 13:45
Cevap :
Yine okuduğunuz ve yorumladığınız için çok teşekkürler:)) Sevgiler  23.10.2009 14:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 1899
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1070
Kayıt tarihi
: 05.02.07
 
 

Kimliksiz bir yazanım aslında... Bazen benim, bazen senim, bazen de herhangi biriyim. Belki d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster