Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '07

 
Kategori
Sanat Eğitimi
Okunma Sayısı
2316
 

Osman Zeki Çakaloz ile ilk dersimiz

Osman Zeki Çakaloz ile ilk dersimiz
 

Yıl 1974. Yer İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü (Yeni adı ile Marmara üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi) Resim Bölümü. Ders Sanat tarihi.

Osman Zeki Çakaloz sınıfa girer ve kendisini tanıttıktan sonra bize ilk dersini anlatmaya başlar. İlk derslerde ne anlatılır? Tabii ki , ilk'ler başlangıçlar...

Prehistorya: Tarih öncesi. Üç çağa ayrılır.

1- Paleolitik (Yontma taş devri) Kaba taş dönemi.
2-Mezeolitik (Orta taş devri)
3-Neolitik (Yeni ya da cilalı taş devri) ve Kalkolitik üçüncü dönemin sonuna eklenen Taş-Maden dönemi. Diyerek devamla:

MİMARİ

Bir yapı sanatıdır. İnsanlık tarihinde ilkönce barınmak için yapı yapılmıştır.

MAĞARA SANATLARI

Üç türde görülmektedir.

1- Dolmen
2- Menhir
3- Kromlek

DOLMEN

Ya doğal ya da kaldıraç gücüyle insanlar tarafından yapılmış olup; mezar oda olarak kullanılmıştır. Tabanı kazıldığında karışık şekilde insan ve hayvan kemiklerine raslandığı görülmüştür.

MENHİR

Yüksek dikili taş. En çok Hollanda'da bulunan Menhir'lerin 10-11 m. yüksekliğe eriştiği ve tarih öncesine ait üzerlerinde hiç bir şekil, yazı ya da çizgiye raslanmadığı; tarihte ilk anıtlar olarak bilinen Menhir'lerin de kazılarında Dolmen'lerde olduğu gibi bir iki mezar ve kemiklere raslandığı görülmüştür.

KROMLEK

İlk toplanma yeri ve tapınaklardır. Az gelişmiş, yuvarlak ve dikdörtgen biçimli geometrik şekiller yapılara girmiştir. 180 -210 m. çapında olanları vardır. Bu tapınakların ortasında iki taşlı bir Dolmen, altında mezar. Etrafında Menhir'ler vardır. Her iki Menhir üzerine, bir taş konmuştur. Doğu kısmındaki Menhir'ler diğerlerine göre büyüktür. Bundan da "Kapı" fikrinin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.

RESİM SANATI

Fetiş sanatıyla kendisini gösterir. Mağara duvarlarındaki resimler inançla ilgilidir. Sihir, büyü niyetiyle yapılan mağara resimleri, raslantı ya da bilim adamlarının aramaları sonucu ortaya çıkmış ve bulunmuştur. Kömür, kireç, ya da kök boyalar elle, bir tutam otla, kılla ya da parmakla sürülerek boyanan resimlerde çeşit olarak fazla renk görülmez. İnsanların dikkati fazladır. Koşan bir domuz dört ayaklı olarak değil de; koştuğunu ifade için sekiz ayaklı gösterilmiştir. Bu nedenle resimler ilginçtir. İnsanların tüm ilişkileri hayvanlarla olduğu için, (Yiyecek, giyecek vs) korkma ve korunmadan dolayı da onları hayvan resimleri yapmaya sevketmiştir. Bir hayvan figürü yapmak demek, onlar için onu bağlamak demektir.

Resimler genellikle pireneler üzerinde;

1- Altamira
2- Dordogn (Fransa)
3- Eyzies
4- Fondögam
5- Lask

Bu mağaralarda tarih öcesi resimlere rastlamak mümkün. Bu resimlerde Yaban Atı, Dağ Keçisi , Bizon Öküzü ve yanında insan bulunmaktadır.

Yaban Atı kovalayan bir insan figürü, çok basit yapılmasına rağmen; Yaban Atı bütün ayrıntılarıyla resmedilmiştir. Oysa insan çok basit çizilmiştir. Çünkü amaç, o atı kendine bağlamaktır.

Bu resimlerin amacı ve düşünülen şey büyüdür. Fetiştir. Resim ne denli gerçekçi bir gözle çizilirse, hayvanı o denli çabuk ve kendine yakın hisedip; elde edilebileceği düşünülür.

RESİMLERİN DÖNEM FARKLARI

Paleolitik: Kabataş dönemi resimleri, hayvanlar bakımndan realist de olsa; üçüncü boyut tasası yoktur. İçi boyanmamıştır.Gölgelendirme yoktur.

Neolitik: Cilalı taş döneminde, yavaş yavaş resme gölge girmektedir. Işık, gölge vardır. Resmin içi boyanmış olup; detay girmiştir.

Kalkolitik Maden Döneminde ise, sert uçlu madenlerle oyma gravürleri yapılmıştır. Bu resimlerde hayvanlar ya tek başına ya da gruplar halindedir.

FETİŞ ve HEYKEL

İDOL:

Mezarlara konan küçük heykelciklere denir.Bunlar Fetiş niyeti ile konur, ruh bedenden çıkınca, girebilecek yer arar.......

Bu arada bir kaç arkadaşımızın hafif de olsa sakal bıraktıkları hocamızın dikkatini çekmiş olacak ki..

Dersin bitimine beş on dakika kala babacan tavrıyla Osman Zeki ÇAKALOZ bize yaşam boyu unutamayacağımız ince bir eleştiri yöneltti.

- Her nedense "Resim Bölümü"ne girmeyi başarabilen (Ki onları kutluyorum.) öğrencilerimiz:

Birinci ikinci hafta tertemiz , pırıl pırıldırlar.
Üçüncü haftadan sora sakallar hafif uzamaya başlar.
Bir ay geçmeden "Pipo" , daha sonra bir de yabancı bir mecmuayı koltuklarının altına aldılar mı?

Elleriyle sakalını sıvazlayarak;
- Sakal, pipo, koltukları altında yabancı mecmua. Sanatçı olup çıkıyorlar.

- Onları hemen mezun edesimiz geliyor. Diyerek mesajını iletiverdi.

Anlayana...

İki hafta sonra yazılı yapmış; sorulardan biri de " Tarih öncesi mağaralardan üçünün adını yazarak nerede bulunduklarını belirtin." demişti. Ben 100 bekliyordum. Yazılıları okumaya başladı.

Numaram 26 olduğu için ilk olarak; Mehmet Kapçak 70 dedi. Hemen elimi kaldırdım. Eliyle oturmamı işaret etti. Oturdum yerime. Tam beni unuttu derken kendi kendime. Bana dönerek;
- Kaç mağara yazmanızı istemiştim?
- Üç dedim.
- Peki sen kaçının adını yazmıştın?
- Tümünü
- Şimdi neden 70 olduğunu anladın mı?
- Evat dedim.
- Sizlere ne sorulmuşsa onun yanıtını verin. Bunu yaşamınıza da uygulamaya çalışın.
İkinci mesajımı da aldım.

Üç yıl sora Mezuniyet Resmimi yaparken; Atölye hocam olan Ramiz Aydın'a dönerek:

Ramiz, bu çocukları çok iyi seçmişiz be.. diyerek bizleri onure etti.

Emekli olmuş; Cumhuriyet Gazetesinde Sanat eleştirmeni olarak yazın hayatına başlamıştı.

İnce eleştirisi yaşamım boyunca bana öğretmenliğimde rehber oldu.


Ruhun Şad olsun Osman Zeki ÇAKALOZ....

Baskı Resim :Yusuf DEMİRTAŞ



http://www.mehmetkapcak.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Kapçak; Eğitim Enstitüsünde,bizlere sanat zevki ve çalışma şevki veren iki hocamızdan biri Çakaloz,öteki Rahmetli Rüstem Duyuran'dı. Hiç kuşkum yok ki Sayın Duyuran'dan da başka bir yazınızda sözedeceksiniz. Eğitimde görselliğin önemini kanıtlayan bu ustalar sayesinde ben ilkkez projeksiyonu tanıdım. Kalem şeklindeki ışıldaklarıyla hocalarımız, Tarih Öncesinden Rönesansa, İslem Tarihinden ,Cumhuriyet sanatına kadar her şeyi bize görsellikle sunmuşlar ve sanatta evrenselliğin ne demek olduğunu öğrenmemize ve davranışımız haline getirmemize neden olmuşlardı.Uzun boylu ,yakışıklı Çakaloz'un bilim adamı tavrıyla bizlere yaklaşması öz güvenimizi arttırmış, Üniversite özerkliği konusundaki tatlı örnekler vererek bilincimizi demokrasiye yöneltmesiyle de Duyuran ; yıllar sürecek mücadele tavrımızın önemli fikir kaynaklarından biri olmuşlardı. Onları hatırlattığın için sağol.Keşke yaşasaydılar da essah öğretmen ne demekmiş gösterselerdi şimdikilere.Saygılarımla.

Mehmet Selçuk Gazioğlu 
 29.07.2007 20:24
Cevap :
Selçuk'cuğum; Okullarda "Eğitim Öğretim", Üniversite ve Yüksek Okullarda ise "Öğretim" o yıllarda vardı. Geçmişe özlemdense geleceğe umutla bakmak, bakabilmek en büyük idealimizdir. Ancak "Doğrular" ile "Gerçeklerimiz"ne yazık ki örtüşmüyor. Eğitim Teknolojileri'nin baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüzde öğretmenlerimizin, hocalarımızın büyük çoğunluğu henüz bilgisayarı tanımıyor. Tepegözü, projeksiyonu kırk yıl önce tanımış olmanın, altmışa merdiven dayamışken dahi bilgisayarı bu denli ustaca kullanıyor olmanın hazını yaşamanın; günümüz öğretmenlerine pek bir şey kazandırdığını saymıyorum. Her şey verilen ruhta. Bu ruhu Öğretmen Okulları'nda Eğitim Enstitüleri'nde dirsek çürütenlere idealist hocalar üşenmeden verdi. Bizler de almasını bildik. Evet evet KEŞKE YAŞASAYDILAR.... Fikir, bilgi , görgü ve esin kaynaklarımız tükensin istemiyoruz. Selçukcuğum sağol..  30.07.2007 14:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 1857
Kayıt tarihi
: 07.05.07
 
 

1947 yılında Mazıdağı'nda doğdu. İstanbul İlköğretmen Okulu'ndan mezun olduktan sonra; İstanbul A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster