Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '10

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1415
 

Otuz yıllık tarihi bir belge ve düşündürdükleri…

Ortadoğu ve genel anlamda tüm dünyada 11 Eylül ile başlayan kaotik sürecin arkasında bizzat ABD’nin olduğu yolunda bazı komplo teorileri bugüne kadar söylenegelmiştir... ABD’nin dünyanın en gelişmiş hava güvenliğine sahip olmasına rağmen, ikiz kuleleri yerle bir eden uçaklı intihar saldırısını neden önleyemediği sorgulanırken, aynı zamanda bu olayın ardından ABD tarafından gerçekleştirilen Afganistan ve Irak işgalleri de, bu komplo teorisini az çok güçlendirmiştir.

Diğer taraftan eğer bu gelişme, dünya kamuoyuna aktarıldığı şekliyle Bin Ladin ve onun örgütü El Kaide tarafından gerçekleştirilmemişse, ABD’nin dışında diğer bazı ülkelerin de bu gelişmede etkili olduğu ya da olmasının mümkün olduğu düşünülmektedir. Örneğin, ikiz kulelerde çok sayıda Yahudi’nin bürosu bulunmasına rağmen, olayın gerçekleştiği gün Yahudilerin büyük çoğunluğunun ikiz kulede bulunmaması, o günden bugüne sorgulanan bir diğer konu olmuştur…

Bu yazıyla amacım 11 Eylül’ün komplo teorisi boyutuna bir açıklık getirmek değildir. Ancak İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın gizliliğini kaldırıp, erişime açtığı 1980 yılına ait belgelerden birinde, ülkenin o zamanki Tel Aviv büyükelçisinin; İsrail’in, Araplarla yeni bir savaşa girmesi durumunda nükleer bomba kullanabileceği uyarısında bulunduğu ortaya çıktı.

Büyükelçi John Robinson’ın Dışişlerine gönderdiği 4 Mayıs 1980 tarihli belgede, “Şayet İsrailliler, ortadan kaldırılacaklarını görürlerse, bu sefer sonuna kadar çarpışacaklar. Atom bombalarını kullanmaya hazır olacaklar” ifadesi yer alıyor.

ABD önderliğindeki müzakerelerin sonucunda, Ortadoğu sorunu konusunda kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamayacağı yönündeki endişesini de dile getiren İngiliz büyükelçisi Robinson, belgede şu düşüncelerine de yer vermiş:

“Batı Şeria ve Kudüs konularında bir anlaşma sağlanamadığı sürece, sorunu gitgide aşırıcılığa sürükleyecekler. Bölgedeki ılımlı hükümetler ile Batı’nın çıkarları artan bir şekilde tehdit edilecek. Sovyet etkisi ve müdahalesi açısından yeni fırsatlar ve yeni bir savaş çıkması tehlikesi artacak…"

Otuz yıllık bu tarihi belge, bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri daha iyi anlamamızı sağlayacağı gibi, bu gelişmelerin nerelere vardırılabileceğini de gözler önüne sermektedir. İşin garip tarafı İngiliz Büyükelçisi Robinson’ın, savaşın çıkma endişesini “Sovyet” etkisine bağlamasına rağmen, baba Buch ile gerçekleştirilen 1991 Körfez Harekâtı ile Sovyetler Birliği’nin tasfiyesinin aynı yılda gerçekleşmiş olması da oldukça anlamlıdır.

Diğer taraftan son yıllarda nükleer silah üretmeye başladığı söylemiyle İran’a karşı sürdürülen yalnızlaştırma politikası, söz konusu tarihi belgenin eşliğinde ele alındığında oldukça önem taşımaktadır. Çünkü Irak’a karşı oğul Buch’un 2003 yılında gerçekleştirdiği işgal, temelde Saddam’ın nükleer silahlanma ile bölge ülkelerini tehdit ettiği tezine dayandırılmıştı. İşgalden sonra Irak’ın nükleer silah sahibi olmadığı ortaya çıktığı gibi, Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesinde, nükleer silaha sahip olmamasının da payının olduğu anlaşılmıştır.

Bugün benzer şekilde İran’a karşı bir saldırı düzenleyememeleri, doğrudan İran’ın nükleer silah ürettiği yolunda yapılan değerlendirmelerden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda, kendini koruma güdüsüyle İran ya da bölgenin bir diğer ülkesinin nükleer silah sahibi olması oldukça meşru bir haktır. Bende olsun, ama sen sahip olamazsın mantığı, İsrail’in II. Dünya Savaşı sonrasında yeniden devlet olduğu andan itibaren, uzun vadeli politik projeler ürettiğini göstermektedir.

Tekrar başa dönersek 11 Eylül’ün, İsrail’in de içinde bulunduğu küresel bir organizasyon tarafından hayata geçirilen uluslararası bir provokasyon olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, geçtiğimiz günlerde yayınlanmaya başlanan Wikileaks belgelerinin yayınlanış biçimi ve içeriği de, yine aynı adresin ipuçlarını vermiştir.

Sonuç olarak ülkemizde yaşanan kaotik süreci de dikkatle ele alıp değerlendirdiğimizde, İngiliz Dışişleri arşivinden çıkan bu otuz yıllık tarihi belge; özelde Ortadoğu, genelde ise tüm dünyanın son derece kritik bir süreç içerisinde ilerlemekte olduğunu göstermektedir…

Umarım bu süreç, insanlığa büyük acılar yaşatmadan sonlandırılır.

Rıza Üsküdar

31 Aralık 2010/Eskişehir

Şahbettin Uluat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3483
Toplam yorum
: 2193
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 567
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster