Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '20

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
279
 

Panik Atak Nedir?

Dünyayı etkisi altına alan, hepimizin yaşamını derinden etkileyen ve değiştiren Covid-19’un özellikle ilk zamanlarında seans talep eden danışanlarımın kaygılı ve korkulu seslerinde ortak, birden fazla cümleler duydum. Hepsinde ki ortak duygular;
korku, kaygı, endişe, çaresizlikti. Ortak belirtiler; titreme, terleme, nefessiz kalma, kalp çarpıntısı, baş dönmesi. Ortak olumsuz düşünceler ise; kalp krizi geçiriyorum, boğuluyorum, bayılacağım, çıldırıyorum, olmuştu.

Peki, neydi bu yaşadıkları? Panik atak olabilir mi?

Panik atak; insanın belirsizliğe tahammülsüzlüğüne dayanan bilincinde ve ya bilinçdışında tehlike algısı mesajına yer verdiğinde, vücudun adeta bir refleks olarak yaptığı kendini koruma çabasıdır aslında. Korku, endişe, stres gibi anlarda adrenalin hormonumuzun sahneye çıkmasıyla birlikte, çeşitli beden fonksiyonları göstermesidir. Danışanlarımdan en çok duyduğum “kalp krizi geçiriyorum”, “bayılacakmış gibi oluyorum”, “sanki birileri boğazımı sıkıyor, nefes alamıyorum” cümleleri oldu. Zihin, tehlike fark ettiğinde tehlikenin olduğu ortamdan uzaklaşmak için daha fazla nefes almaya ihtiyaç duyar. İşte tam da bu nokta da boğulacakmış gibi olursunuz. Ya da gecenin bir vakti odanızdan tıkırtıların geldiğini duyduğunuzda daha iyi duymak için nefes almayı bırakırsınız. Gerçek bir tehlike olup olmadığını anlamak için nefes almayı bir süreliğine durdurursunuz. İşte tam da bu nokta da nefessiz kaldığınızı düşünürsünüz. Orta da gerçekten bir tehlike olsun veya olmasın, farkında olarak ya da olamayarak zihninizden “tehlikede miyim?” sorusunu geçirdiğiniz anda yaşadığınız belirtilerdir, aslında. Anlam veremediğiniz tüm bu belirtiler, zihninizin sizi çok sevmesi ve tamamen sizi korumak için aldığı önlemlerdir. Daha fazla nefes almak için oksijeni çok fazla almaya başladığımızda karbondioksit miktarı düşer ve bu da baş dönmesine sebebiyet verir. Bayılma ise tansiyon düşmelerinde gerçekleşir, panik atak sırasında ise bunun tam tersi tansiyonunuz yükselir ve panik atak da bayılmak mümkün değildir. Tabi ki altta biyolojik başka bir sebep yok ise.

Panik atağın kelime kökenine baktığımızda “Pan” kelimesinin ortaya çıktığını görürüz. Pan kelimesini incelediğimizde ise, mitolojik bir kavram olduğu bilgisine ulaşırız. Mitolojide, aniden ortaya çıkan, insanları korkutmayı çok seven ama hiçbir zamanda insanlara zarar vermek istemeyen bir tanrının ismi olarak geçtiğini görürüz. Panik atak belirtileri yaşayan kişilere oldukça tanıdık geldi, değil mi? Çünkü panik atağın doğası gereği ismini tamda buradan aldığı söylenir.  Bu belirtileri deneyimlemiş birçok insan durup düşündüklerinde, aslında korku dolu deneyimlerinin sonucunda korktukları şeylerin onlara hiçbir zaman zarar vermediklerini fark ederler.

Kısacası panik atak vücudun normal tepkisidir fakat kişi bu durumu felaketleştirerek daha da zor yaşamaya başlar. Kişiler, eğer ki bu sebeplerden ötürü başkalarına bağımlılık geliştirir ve ortamlardan uzak durma, yapması gereken sorumlulukları yapamama gibi şeyler yaşarlarsa bu durum, panik atak bozukluğuna dönüşür ve işte tam da burada bir uzman desteği gerekmektedir. Panik atak belirtileri gerçek uyaranlarla karşılaştığımızda hayatta kalmamız için gereklidir, hiçbir zaman yok olamaz. Ama bu belirtilere yüklediğimiz anlam bir uzman eşliğinde değişebilir ve daha kontrollü bir hala gelebilir.   

Peki, neler yapabiliriz?

İlk olarak panik atağın geldiğini düşündüğünüzde ondan kaçmaya çalışırsanız, ona daha çok yakalanırsınız. Zor olduğunu biliyorum fakat hissedilen korku ve kaygı duygusuna durup biraz bakmak biraz da onu sahiplenmek gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki mutluluk, sevinç gibi yüz güldüren duygulara kucak açıyorsak, korku, kaygı, endişe gibi duyguların da bize ait duygular olduğunu bilmeli bizde yaşamasına izin vermeliyiz. Tüm duygular aynı gemidedir, bizdendir, bizimdir. Bize ait olanı sahiplenmek onu daha fazla görünür kılar ve böylece daha rahat fark eder, kabullenir, üzerinde daha rahat çalışıp, çözümler üretebiliriz.

Bu belirtilerin, zihninizin tehlike de olduğunuzu algılamasıyla ilgili olduğunu kendinize hatırlatın. Zihninize,  doğru nefes alma egzersizleri ve beden gevşeme hareketleriyle rahatlatarak gerçek bir tehlike olmadığı mesajını verin. 

Uzman Klinik Psikolog Büşra Keleş

Mail:busr.keles@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 106
Kayıt tarihi
: 01.07.20
 
 

Spinoza der ki; “insanın varlığını koruması, yetenekli olduğu şey haline gelebilmesiyle mümkündür.”..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster