Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
510
 

Paralı seçme ve seçilme özgürlüğü...

Paralı seçme ve seçilme özgürlüğü...
 

Ortaca-Fevziye-Çürükardı Köyündeki zeytinlikte çalışmadan dönerken


İnsanı hammadde olarak düşündüğümüzde ve nasıl iyi bir ürün haline geliyoruz diye kısa bir özet bakış yaptığımızda, aile, ilköğretimden başlayan eğitim süreçleri ve hızla, çok korkunç saldırgan bir tüketim toplumu oluşumuz içindeki çevre faktörlerinden geçerek gerçekleştiğini görüyoruz ama kendi gerçeğimize döndüğümüzde, elimizde ne var diye bakalım bir de, bunu anlatmaya gerek var mı?

Ailelerin durumu, sosyal, ekonomik, etnik yapı, politik yapı, dini etkenler filan sonuç ortada, ilköğretimde, hergün içtiğimiz andımıza rağmen sonuç ortada,
küreselleşme vesaire lafları ile üretkenlikten uzak, sadece tüket komutu ile çalışmaya proğramlı beyinlere sahip bir toplum, kendi kültürüne yabancılaştırılan, gelenek ve göreneklerinden koparılan, kendi ürettiğini satamayan, bahçesinde ürettiği ve maliyetini bile çıkaramadığı portakalı, elması yerlere dökülen para etmeyen ama yabancı ülkelerden gelen bizimle alakası olmayan ve hatta içinde ne olduğunu bile bilmediğimiz kola ve benzeri zararlı kimyasallarla yapılan içeceklere tonla para ödeyen çılgın tüketicilerden oluşan toplumun durumu ortada.

O zaman,
Bir şey yapmalı !!!! diye haykırmalıyız.
Kim duyacak ???
Hadi biri duydu,
Dönüp soracak?
Kim; ben mi?
Yok dayım,
Hangi dayım?
Dönülmez akşamın ufunDAYIM...
İlle de bir şey yapmak mı istiyorsunuz?
Alın size seçim,
Neyi seçeceğiz?
Genel seçimle bizi Ankara'da temsil edecekleri seçtik ya ...
Nasıl seçtik???
Demokratik yöntemlerle, , ,
Seçen kim?
Biz,
Seçilen kim?
Aday olabilip, bizim oy verdiklerimiz,
Yani vekaletimizi verip, bizim Ankara'daki işlerimizi halledin diye tayin ettiklerimiz, kendilerine iş verdiklerimiz.
O halde biz işveren miyiz?
Evet,
Yani;demokrasinin asıl patronu biz halk,
Ankara'ya gönderdiklerimizin gerçek patronu, işvereni,
Ama gerçeğimiz ne?
Biz el pençe divan, köle...
Onlar dokunulmaz, ulaşılmaz baron...
Şimdi neyi seçeceğiz 29 Martta?
Yerel yöneticileri,
Kim seçecek yani iş verecek?
Biz,
Yani biz işveren,
Kimi seçeceğiz onları,
Sonra,
Biz el pençe divan, kapı önü sıra,
Onlar imparator...
Nerede bir yanlışlık var?
Nerede yok ki?
Aday olmak için para almayan parti var mı?
Yok...
Belediye meclis üyeliği için bile para ödemek gerek...
Aday oldun,
İş bitti mi?
Hayır,
Daha ne kadar?
En küçük beldede bile, bir adayın seçilsin seçilmesin masrafı; minimum 50 milyar...
50 bin TL.
Kaç tane asgari ücrete eşittir 50 milyar bilirmisiniz?
Kendiniz bulun...
Ne parasıdır bu?
Kimin parasıdır bu?
Niye ödenir?
Ödeyen adayın amacı nedir?
Tüm Türkiye'de kaç tane aday vardır ve bu seçim masraflarının mali boyutu nedir?
Katrilyonlar...
İşsizlik ne durumda?
Allah bilsin,
Açlık yoksulluk ne durumda?
Ramazan akşamlarında iftar çadırlarında ve kurban bayramında accuk düzelir...
Onu da Allah bilsin,
Eğitim, sağlık ne durumda?
Allah bilsin,
Katrilyonlar seçime,
Demokrasi, seçme ve seçilme özgürlüğü,
Vay be...
Ey özgürlük,
Okulda defterime, sıraya, ağaçlara, yazarım adını...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 359
Kayıt tarihi
: 24.07.06
 
 

İflah olmaz bir Ortaca sevdalısı, biraz şişman, saçlarında siyahtan çok beyaz teller bulunan, insanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster