Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Öğrenmek Ömür Boyu...

http://blog.milliyet.com.tr/senemsans

27 Haziran '16

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
286
 

Pat deneyi ya da diğer adıyla Rosenhan Deneyi!

Pat deneyi ya da diğer adıyla Rosenhan Deneyi!
 

Unutmayın lütfen.! Karşınızdakine kendinizi nasıl ifade ederseniz, o şekilde karşılık alırsınız. ;)


Uzun bir aradan sonra; Melabaaaaa.!  ;)


Bugün internette bir arkadaşımın paylaştığı yazıya denk geldim. Ve, konu hakkındaki gözlemlerimi sizlerlepaylaşmak istedim.

Arzu eden, ufak bir araştırma ile yazıya internet üzerinden ulaşabilir.

"8 kişi gaipten sesler işittiklerini söyleyerek bir kliniğe müracaat ederler. Pek tabii ki bu 8 kişinin aslında hiçbir rahatsızlıkları yoktur. Nitekim kliniğe kabul edildikten hemen sonra, bir rahatsızlıkları kalmadığını söylemeleri ve normal davranmaları konusunda anlaşmışlardır ve öyle de yaparlar.

Tam bu noktada çok ilginç bir şey olur ve klinik yönetimi hasta olduklarını düşünerek iddialarını kabul etmez. Israrlı şekilde iyi olduklarını söylemeye devam ederler, fakat en erken çıkan bile klinikte 7 gün kalmak zorunda kalır."

Burada klinik doktorlarının bir hatası yok. Çünkü gaipten sesler duyduğunu söylemek, ciddi bir hastalık belirtisidir ve uzun zaman sürebilecek kapalı klinik tedavi gerektirir.
Sen böyle bir şikayetle doktora gidip, ertesi gün "Yaa.. Valla benim bir şeyim yok, sesler kesildi. Bakın, normal insanlar gibi davranıyorum" dersen; üzgünüm ama, bu işin eğitimini almış kişide hastalığının patolojik seviyede olduğuna dair daha fazla kuşku uyandırırsın. ;)

Dolayısıyla diğer doktorlarla da fikir alışverişinde bulunup(yani 1 doktor karar vermiyor buna) senin çeşitli testlere girmene ve klinikte uzun bir zaman kalmana karar verirler.

"Hastaneden taburcu ederken bile "gerileme dönemindeki şizofreni" teşhisi koyarak yolluyorlar.
Rosenhan’a göre bu tanı, akıl hastalıklarının iyileştirilebilir olarak görülmediğini gösteriyor; çünkü gerileme durumunda şizofreniye sahip olmak, aklı başında olduğunuz anlamına gelmiyor.
Kimse iyileşmiş bir kanser hastasını kusurlu olarak görmezken, tek bir “çeşitli sesler duyma” şikayeti bile bir hastanın hayatı boyunca üzerine yapışacak bir etikete sahip olmasına sebep olabiliyor."

Ahahahaa :D

Bak güzel kardeşim; "gerileme dönemi" tanımlaması senin bir hastalığa sahip olduğunu ifade eder sadece.
Tedavi olamayacağın ya da ilaç tedavisiyle, çeşitli zamanlarda(atak döneminde) kapalı klinik tedavi ile "aklı başında" bir insan olarak yaşamına devam edemeyeceğin anlamına gelmez.
Gelelim kanser hastalarını "kusurlu" (o ne demekse artık) görmemek konusuna.
Sanırım, yazar burada çeviri hatası kurbanı olmuş. Ki, yazının genelinde böyle bir intiba bıraktı bende.


Bir çok kanser hastaları ile tedavi edildikten sonra konuşma yapılır.
Bu konuşmada uzman doktor genel hatlarıyla hastaya şunu anlatır; Tedaviye vücudunuzun olumlu cevap vermesi ve bu kanserden şu an kurtulmuş olmanız bir daha aynı kanser türüne ya da başka bir kansere yakalanmayacağınız anlamına gelmez.
Yaşantınıza, sağlıklı beslenmeye, alkol ve sigara tüketimi gibi vücut direncinizi düşürecek alışkanlıklara dikkat etmelisiniz.En ufak bir anormallikte en yakın sağlık kurumuna gitmeniz gerektiği gibi, hayatınız boyunca düzenli olarak tahlillerinizi yaptırmalısınız.

Neymiş.?!
Kanseri atlatıp taburcu olan da hep bununla yaşamak zorundaymış değil mi.?
Tıpkı Bipolar hastasının atak geçirme ihtimali gibi. ;) ;)

Edit: "O sırada kliniklerde yatan 118 gerçek hastadan 35’i, bu 8 kişilik grubun bazı üyelerine 'Sen deli olamazsın, herhalde hastaneyi teftişe gelen bir gazeteci ya da profesörsün' der."




Yazıda, çok gülmekle beraber doğru bulduğum bir nokta.
Uzman arkadaşlar kusura bakmasınlar, ama bu konuda sizlerden daha hızlılar. :):)
(Neticede, sizler gibi çeşitli testler yapıp, gözlemde bulunup, dakikalarca süren konuşmalar ile tanı koymak ve tedavi sürecine/ yöntemine karar vermek gibi bir zorunlulukları yok.)

Pek beğenmesem de bu konu hakkında atasözlerimizden biri; "deli deliden hoşlanır, imam ölüden"
Anlamı; "kişi, kendisine benzeyen veya yarar sağlayacağı kimseden hoşlanır"
Bir tane daha var. Bunu mantıklı buluyorum.
"deliden al uslu haberi"
Anlamı; "deli, sır saklamasını bilmediği için haberin doğrusu ondan alınır" ;)

Sağlıklı, keyifli geçecek günlerin sizleri bekliyor olmasını diliyorum.

Öpenzi ve kaçanzi.!

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En son yazdığınız blogdan bu yana 2 yıl geçmiş! Ama vefalıymışsınız, dönmüşsünüz. :-) Yalnız son sözünüze bakarak bir daha ortadan kaybolacağınız anlamını çıkardım, umarım yanılıyorumdur. Sahi nerelerdeydiniz? Selamlar.

Güz Özlemi 
 28.06.2016 14:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 431
Kayıt tarihi
: 13.07.11
 
 

Babaannesi Azerbaycan'dan Kars'a gelmiş, Dedesi Gaziantep Islahiye'li.. Anneannesi Selanik'te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster