Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '19

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
385
 

Porno Bağımlılığı

Teknoloji tarafından manevi anlamda hadım edilen modern erkeğin yeni bir bağımlılığı daha var; porno! Eskiden insanların hayatlarını çıkmaza sokan ve ilişkilerinde sorun yaşamalarına neden olan bağımlılıklar listesinde alkol, kumar, uyuşturucu, ilaç hatta seks bağımlılığını sayabilirdiniz. Şimdi buna dijital pornoyu da ilave edebilirsiniz. Bu diğer bağımlılıklar yanında daha masummuş gibi gelse de ne yazık ki öyle değil. Aşırı pornografinin zihinsel gelişimde ve beyin üzerinde bir takım değişiklikler meydana getirdiği, beyinde uyuşturucu etkisi yarattığı bilimsel araştırmalarla kanıtlandı.

Konuyu porno özeline indirmeden önce bağımlılıkların beyni nasıl etkilediğinin farkında olmamız gerekiyor. Zaaflarımızdan, zayıflıklarımıza, tutkularımızdan komplekslerimize kadar pek çok duygunun yönetim merkezi beyin. Uçaklardaki kara kutu gibi işlevsel, neyin neden hangi şekilde olduğu hep oraya kayıtlı, ne olursa oraya işleniyor, orada başlıyor veya bitiyor. Hormonların bağımlılıkları, insanın hayatının nasıl şekilleneceğini belirliyor. Bağımlı olup olmadığınız ya da neye bağımlı olduğunuz kaderinizi tayin ediyor.

Mesela alkol bağımlılığı,kişinin alkol tüketimi üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, alkolün kendisine verdiği fizyolojik ve sosyolojik zararlara rağmen onu kullanmadan duramaması noktasına götüren, beyinde birçok nörobiyolojik karşılığı olan bir hastalık. Sahte, geçici ve zahmetsiz elde edilen haz kaynağı, beynin doğal yollarla karşılayabileceği dopamin(DA) ihtiyacının önüne geçmeye başladığı zaman bağımlılıklar da ortaya çıkmaya başlıyor. Dopamin beyindeki haz alma duygusundan, tüm keyif veren maddelerin keyif oluşturucu etkisinden sorumlu, azı da fazlası da zararlı[1].Yetersizliği parkinsona, fazlası psikoza, sizofreniye neden olabiliyor. Sevdiğiniz bir şeyi yediğinizde, içtiğinizde veya yaptığınızda beyninizde dopamin salgılanır ve bir daha yapmanız için uyarılmış olursunuz. Dozunu ayarlayamaz hep daha fazlasını ister ve bu dopamin açlığı nedeni ile gündelik hayatınız etkilenmeye başlarsa bağımlılığa giden tehlikeli bir yolda ilerliyorsunuz demektir. Altı delik bir kovaya su doldurmaya çalışıyor gibisinizdir. Uyuşturucu ve sigara gibi maddelerle sahte hazlar yaşatan ve yoğun bir şekilde salgılanan dopamin, vücudu yaptığı şeyi tekrar yapmaya ittiğinden bağımlılık ortaya çıkar. Alkol beyinde dopamin başta olmak üzere birçok nörotransmitter sistemini etkilemekte.“İnsan hastalandığında, beyni yardım alması gerektiğini ona iletir. Ancak alkol gibi bağımlılığı olanlarda beynin o bölgesi arızalıdır, çalışmaz. Alkolikler yardım almaları gerektiğini kabul eden son kişilerdir. Alzheimer hastalarında olduğu gibi durumunun farkında değildir ve hastalığı bu yüzden daha da kötüye gider” diyor, Healing the Addicted Brain (Beyni İyileştirmek) kitabının yazarı Dr. Harold Urschel[2]. Alkoliklerde beynin ön loblarının etkilemesinden daha da kötü olan, beynin merkezinde yer alan ve kontrol sistemi işlevi gören limbik sistemin de alkolün etkisiyle tahrip olması ve işini düzgün yapamaması. Mutlu hissetmemizi sağlayan, hafızamızı tetikleyen, haz veren, sağlıklı kavramamızı ve dikkatli olmamızı sağlayan,  dopamin hormonunun da salgılandığı merkez bu limbik sistem. Bilgisayar gibi düşünebileceğiniz beynin en güçlü işletim çipi burası. Karar alma mekanizması, farklı işleri bir arada yürütme yetisi, duygularımızı kontrol altına alıp sıraya sokma görevi beynin ön loplarında yapılıyor. Ancak alkol, başta ön loblar olmak üzere beynin pek çok bölgesinde hasara yol açarak, beynin bilgisayar sistemi gibi çalışan düzenine kısa devre yaptırıyor. Peki, sadece alkol mü? Beynin ödül merkezi ve bireysel motivasyon arasında neredeyse doğrusal bir korelasyon olduğu deneylerle ispatlandı. Beynin ödül merkezi küçüldükçe kişinin duyarsız ve dürtü yoksunu olma ihtimali artıyor. Psikolog Leonard Sax, Boys Adrift[3] (Serseri Oğlanlar) kitabında uyarıcı ilaçların, beynin ödül merkezi olarak bilinen ve içsel motivasyonların davranışsal eylemlere dönüşmesini sağlayan alanını zedeleyerek beyne görünür bir zarar verdiğine, yapılan araştırmalarda bu ilaçların düşük dozlarda ve kısa süreli maruz kalan laboratuvar hayvanlarının beyinlerinin ödül merkezlerinde bile kalıcı hasarlar bıraktığına dikkat çekiyor.

İngiltere’deki Ulusal Sağlık Hizmetleri birimi seks bağımlılığını uyuşturucu bağımlılığına benzetiyor. Kontrol dışı porno alışkanlığı da seks bağımlılığı kapsamında değerlendiriliyor. Pornografik içeriklere aşırı derecede maruz kalmak, bireylerin bu görüntülere olan toleransını arttırıyor ve birçok birey bir süre sonra pornoya bağımlı hale geliyor. Her porno izlediğinizde beyniniz size sahte hazlar yaşatacak dopamini kolayca üretir. Ancak bir süre sonra çıtayı yükseltmeniz gerekecektir. Ne kadar yese doymayacak devasa bir mide gibi daha fazla dopamin yokluğu çeken kişi sürekli daha fazlasını isteyecektir.

Cambridge Üniversitesi’nde konu ile ilgili sürdürülen bir araştırma, pornografi bağımlılığını uyuşturucu bağımlılığına benzeterek, her ikisinin de beyindeki aynı üç bölgeyi tetiklediğine dikkat çekiyor. Yapılan deney sonuçları, uyuşturucu bağımlılarına uyuşturucu gösterildiğinde beyinde aktif hale gelen alanların, seks bağımlılarına porno gösterildiğinde de aktifleştiğini, bu bağımlıların normal insanlara kıyasla daha fazla cinsel arzu duyduklarını gösteriyor. Porno izleyerek hayallerinin ötesinde ve sınırsız sayıda potansiyel partner ile uyarılan kişi, pornoda gerçek cinsel ilişki yaşamamış olsa da beynini sanki öyle imiş gibi kandırır. Beynin yaşadığı deneyime karşılık olarak değişme kabiliyetini ifade eden nöroplastisite etkisi, bazı sinir hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendirerek diğerlerinin arasındaki bağlantıları zayıflatır. İki prensip, beyin plastisitesini yönetir. Sürekli pornografik görüntülere maruz kalmak, beyinde uzun süreli nöro-plastik değişimlere neden olur. Uyuşturucu maddenin vücutta meydana getirdiği kontrol kaybı, hissizlik ve sonucunun kötü olacağını bile bile davranışı tekrar etme konusunda istekli olmak; etkisi bittiğinde ise normal yaşama geri dönmek gibi belirtiler, uzun süreli pornografik görüntüye maruz kalan bireylerde görülür. ‘Use it or lose it’ (kullan ya da kaybet) prensibi ile çalışan aldığı beyinde arzu edilen davranışlar gerçekleştirdiğinde, bu davranışla ilgili sinirsel bağlantılar artar, tam tersinde ise kullanılmayan bağlantılar kendi kendine, zaman içinde yok olur. Berlin’deki Max Planck Enstitüsü’nden araştırmacılar, pornografi izlerken 60 erkeğin beynini inceleyip porno izleme alışkanlıkları hakkında soru sordu. Fazla porno izleyen erkeklerin beyninde, ödül sistemini oluşturan striatum bölgesinin küçülmüş olduğu ve etkisini hissetmek için daha aşırı içerikli porno tüketme ihtiyacı duydukları görüldü.Aşırı pornografik içerikli yayın seyretmek, objelere odaklanmak beyinde sinirsel yolları yeniden oluşturarak, daha önce uyarı veren sahnelerin ve davranışların zamanla uyarılamaz hale gelmesine neden oluyor. Bağımlı erkekler, kadınlara yakın olma ve sevgi besleme yeteneklerini kaybedebiliyor.

Aşırı beklentinin yarattığı performans eksikliği cinsel ilişkiye girememe ve cinselliği reddetme, istememe gibi sorunların, depresyon, kaygı bozuklukları ya da yetersizlik hissi gibi pek çok psikolojik problemin ortaya çıkmasına yol açıyor.

Müthiş bir pazarı yöneten ve imkânsız arzuların –mış gibi hissi ile pazarlandığı, dileyene sanal zevklerin genelevi gibi de hizmet eden internet dünyası modern erkeği cennet vaadiyle içine çeken, gerçek dünya ile bağını acımasızca kesen bir cehenneme de sürükleyebiliyor. Bağımlılık yaratan tüm kötü alışkanlıklarda olduğu gibi önce olağanüstü zevklerle, hayal bile edemeyeceği güzellikte sanal partnerlerle anında orgazm lunaparkına giren erkek, bir süre sonra gerçek hayatla ilgisi olmayan bedelini çok ağır ödeyeceği bir sahte haz aynasının önünde buluyor kendisini. Henüz yaygınlığı oranında farkına varılmayan bu bağımlığa maruz ve mağdur insanların sorunun büyük kısmının klavyenin altına süpürülerek yok sayılıyor. Her şeyin pornosunun olduğu internet dünyası pek çok farklı kategori ve görsel uyarıcı ile gerçek dışı beklentilere giren kişinin sadece cinsel hayatını değil kişiliğini de sakatlıyor. Pek çok cinsel sorunun kökeninde, ilişkilerin yürütülememe hatta evliliklerin bitme nedenleri arasında internet pornosunun da görmezden gelinemeyecek bir yeri olduğunu, problemin büyüklüğünü “porno dulları”nın artan sayılarını gördükçe daha net kavrayabileceğiz. Bencil haz ve fiziksel cazibeye oldukça abartılı biçimde vurgu yapan dijital porno gerçek partnerle kurulan duygusal bağa önem vermeyen bir platform.  Erkekliğini ve cinselliğini pornografik görüntülerle kıyaslayan erkeklerin pek çoğu, tıpkı sanal oyun bağımlıları gibi gerçek dünyada asla karşılıkları olmayan bir yanılsamanın içinde beden ve ruh sağlıklarını yitirebiliyorlar. İşin acı yanı pornoyu, gerçek dünyada eğer partneri varsa onu aldatmak bile saymayan bağımlı zihin, başlarda içine çekildiği bu bataklığın ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değil. Farkına vardığında ise ağır bağımlılık tedavisi görmeden bu bataktan tek başına kurtulma ihtimâli neredeyse kalmamış kadar dipte buluyor kendisini.

Tecrübelerini paylaşmak için konuşmacı olarak bu konuda toplantılara katılan ve iyileşen eski bir porno bağımlısı Gabe Deem, gençlere izledikleri pornonun asıl isteklerini temsil edip etmediğini kendilerine sormasını gerektiğini söylüyor ve ilâve ediyor, “Sizi hiçbir zaman tatmin etmeyecek ve size vadettiği tek şeyi, haz duyma yetisini sonunda sizden çalacak. ” Anlık bir haz için ödenen bedel çok büyükdeğil mi?

Ülkemizde yardım almak isteyen mağdurlar için destek veren uzman terapistler ve Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) gibi kuruluşlar porno bağımlılığı ve çözüm yolları konusunda çalışıyorlar. CİSED Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe; "Aşırı pornografik yayın seyretmek beynin sinirsel yollarını yeniden oluşturarak, daha önce uyarı veren sahnelerin ve davranışların zamanla uyarı veremez bir hale gelmesine yol açabiliyor. Çift zamanla cinsel deneyimlere karşı duyarsızlaşabiliyor. Porno materyallerindeki çekici kadınları gören erkek eşini beğenmeyebiliyor ve zamanla ondan uzaklaşabiliyor. Aşırı beklentinin yarattığı performans anksiyetesi de (başaramama korkusu) cinsel ilişkiye girememe ve cinsel isteksizlik gibi cinsel sorunların, depresyon, kaygı bozuklukları, yetersizlik hissi gibi psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına yol açabiliyor" diyor [4]

Sadece orta yaş ve üstü değil, hatta sadece erkekler arasında da değil,  porno bağımlılığı yüzünden gündelik hayatı, ilişkisi, hatta geleceği sekteye uğrayan yeni ve mutsuz bir nesille yakın gelecekte yüzleşmemiz gerekecek. Psikolog Philip Zimbardo’ya göre zaten erkeklik uzun zamandır teknoloji yüzünden krizde, iflasın belirtileri arasında aşırı video oyunu oynama, porno izleme, umutsuzluk, erkek rol modellerin eksikliği ve madde kullanımı yer alıyor. Bu değişen ve belirsiz dünyada genç erkeklerin birçoğu, yüzleştikleri yeni güçlükler nedeniyle kendilerini daha güvenli sonuçlar elde edebildikleri, reddedilme korkusunun olmadığı ve becerileri için övgü aldıkları yerlerde sanal gerçekliğin çölünde izole ediyorlar.  Porno izleme yaşının 18 yaşın altına düştüğü cinsel deneyimi olmamış genç çocuklar için sorun çok daha büyük ve hasar çok daha ciddi. Akıllı telefonlar, yaygın kullanılan sosyal medya araçları internet başında geçirilen zamanı arttırmakla kalmıyor, insanların cinselliği de internette daha çok aramasına yol açıyor. Teknolojiyi ile yaşamayı ve onu doğru kullanmayı öğrendiğimiz zaman ancak özerkliğimizi koruyacak, insanlığımızı kaybetmeyeceğiz. Amerika dünyadaki tüm porno sitelerinin 244.6 milyonu ya da yüzde 89’u ile en çok porno sitesi üreten ülke. Tabii ki bu sektörün kaymağından faydalananlar bağımlılarının sayısını ve dozunu arttırmak için ellerinden geleni yapacak. Önemli olan bizim kendi otokontrolümüz ile bu tuzağa çekilmememiz. Çekilmiş isek de gerekirse profesyonel yardım alarak oradan tamamen kurtulmamız.

Kronik uyarılma, kronik tatminsizliği getirir. Sahte hazlar asla emek harcayarak elde ettiğiniz hak ederek elde ettiğiniz ödüllerin yerine geçemez. Bağımlılıklarına hapsolmuş insanların sağlıklı, saygı ve sevgiye dayalı romantik ilişkiler sürdürebilme şansı olmadığı gibi ne yazık ki onlar hazlarını kontrol edebilme özgürlüğünü de tadamazlar.

Artık herkes için “yeni” olan bu dünyada, değişen ekonomik sosyal ve teknolojik iklimlerin ortasında, genç adamlar geride kalıyorlar. Dr. Zimbardo’ya göre kadın hareketinin aksine, toplumda erkeklerin rolünün çok gerekli güncellemelerini getirecek kapsamlı bir erkek hareketi olmadığı için erkek bir üst modele evrilemedi. O yüzden, akademik açıdan motoru durmuş, kadınlarla sosyalleşmede ve cinsel ilişkiye girmede başarısızlığa uğramış genç erkeklerin sayısı günümüzde rekor düzeyde.[5] Erkekleşen kadınlar, kadınlaşan erkekler sosyal kimliklerin, rol ve sorumlulukların karmaşıklaştığı bir kaos ortamını da beraberinde getirdi. Ayarlarımızı belki de yeniden gözden geçirerek her iki taraf içinde dengede ve uyumlu bir ilişki yürütebilecek şekilde yeniden düzenlememiz gerekiyor. Uyuşturucu, alkol, kumar gibi dijital porno bağımlılığından kurtulmak için sihirli bir değmek maalesef yok. Bağımlılıklar vücudumuza yapışan sülükler gibidir. Kendi başınıza bu sülüklerden kurtulamıyor, hayatınız üzerinde daha fazla kontrolünüz olsun istiyorsanız lütfen profesyonel yardım alın, içsel gücünüzü ortaya çıkarın ve kendiniz olmanızı engelleyen bu bağımlılıklarla aranızdaki bağları tamamen koparın. Teknoloji ile ne yaptığımız kadar teknolojinin bize ne yaptığı da önemli

En güçlü seks organı beyindir, bağımlılıklarınıza esir olursanız beyninizi tamamen hadım edeceğinizi asla unutmayın. Horatius; Milattan önce 20 yılında “zihnin hastaysa onun tedavisi için neden acele etmiyorsun? Başlamak bitirmenin yarısıdır. İnsan evvela bilge olmaya çalışmalı, Dimidium facti qui coepit habet: sapere aude” demiş. “Sapere Aude!; aklını kendin için kullanmaya cesaret et!

Spor yapın, kitap okuyun, doğaya yönelin, sorumluluk alın, âşık olun... Kendinizi arayın, bulun, aydınlanın ve kendinize beklenmedik zamanlarda ayna tuttuğunuzda, “ben bu muyum?” diye içinize sorduğunuzda cevabı sizi de mutlu edecek bir insan olun…



  • [1]“Alkol Bağımlılığın Nörobiyolojisi Tedaviye Yansımaları” Ertuğrul Eşel, Köksal Dinç, Türk Psikiyatr Dergisi, 2017, 28(1), s.51-60
  • [2 ]Dr.Harold Urschel, Healing the Addicted Brain: The Revolutionary, Science-Based Alcoholism and Addiction Recovery Program–Sourcebooks,April 1, 2009
  • [3] Leonard Sax, Boy Adrift: The Five Factors Driveing the Growing Epidemic of Unmotivated Boys and Underachiewing Young Men, Basic Books, 2009.boysadrift.com
  • [5] Philip Zimbardo, Teknoloji Erkeği Nasıl Sabote etti, Bitik Erkekler, s. 15

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 58
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1142
Kayıt tarihi
: 28.03.07
 
 

 Hacettepe Üniversitesi mezunu, nörobilimden psikolojiye disiplinlerarası eğitime hevesli bir Tür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster