Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '07

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
460
 

Rastlantının böylesi

Deprem ve ardındaki felaketleri atlatalı 6 ay olmuştu. Hasar gören binamızı terk edip İstanbul’un bir ucundan başka bir ucuna sürüklenmiştik. Üniversite yıllarının da çetin şartları baş göstermiş, sınavlar tezler, geç saatte biten dersler ve akabinde stres dolu sınav haftası zamanıydı.

Bir sabah yoğun bir kar fırtınası ile güne uyanmıştık. Üniversitenin ikinci yılı en önemli derslerden birinin sınav sabahı idi. En iyi bildiğim ders olması dolayısıyla ve sabaha dek çalıştığım için kesinlikle bu serüvene hazırdım. Hava koşulları çok kötü olduğundan- lapa lapa kar yağıyordu- toplu taşımacılıktan ziyade babamın aracıyla yola çıkmaya koyulduk. Gıdım gıdım ilerleyen trafik, hem sabrımı hem de sınava yetişme umudumu yitirmeme sebep oluyordu. Ta ki köprünün başına geldik bu sabırsızlık ve umutsuzluk son raddeye gelmişti. Yarım saat sonra sınav başlayacak ve tüm emeklerim yetişememekten dolayı boşa gidecekti. İçimden yaşadığım bu olumsuzluğun bitmesi için dua ediyordum lakin ilerlemeyen trafik inanç konusunda beni şüpheye düşüyordu. Derken emniyet şeridinden geçen görevli özel plakalı araçların ardına takılmak için babam işaret verdi. Maalesef konvoy olmamıza izin verilmedi. Biri iki iştirak, sonuçsuz atılan adımlar sessizleşmeme sebep olmuştu.. Son bir kez daha rica edeceğim dedi babam, neticede belki durumu anlamak için dinlerse birisi, halime acıyabilirdi. Ve sesimizi duyurabilmiştik. Şoförü, yanında eşi ve arkadaşıyla yola koyulmuş bir resmi araç yanımızda durdu.. Konvoy olamazsınız ama kızınızı karşıya bırakabiliriz dediler. Babam tedirgin bir şekilde ama mecburen bindirdi beni arabaya. Hayatımda otostop yapıp başka birini arabasına binememiş ben, korku ve sevinci bir arada yaşayarak atladım araca.

Yol boyu eğitimim ve ailem hakkında sorular sordular. Başımı dahi kaldırmadan cevaplıyordum. Emniyet şeridini kullandığımız için mesafe inanılmaz azalmıştı. Okula yaklaşmamıza çok az kalmıştı ki, yanımdaki Beyfendi “Bil bakalım ben kimim? ” dedi. İşte o an rastlantının böylesine inanamadım. Meğer üniversitenin okuduğum bölümün dekanının aracına binmişim. Bu bir mucize idi. Hem de böylesine bir hikayenin içinde bariz gözle görülür bir mucize. Neredeyse sınavın kapısına kadar özel araçla gittim. Ve en güzel notu alarak emeğimin karşılığını aldım. Hayatımın en büyük dersini de böylelikle almış oldum. Sonuç olarak şu gerçeğe vardım; hakkını vererek çok çalışıp altyapımızı sağlamlaştırırsak, koşullar ne olursa olsun, yüce güç, dokunuşta bulunup bizi olmamız gerektiği yere ulaştırıyor…

İyi haftalar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende aynı fikirdeyim. Keşke insan her kötü anında bunu hatırlayabilse...Kolay olmuyor:). Ama bu anın hatırlattı bana şimdi.

DUYGU GÜRGEN 
 11.02.2007 0:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1418
Kayıt tarihi
: 02.02.07
 
 

Elektrik mühendisiyim. Eğitimci bir ailenin kızıyım. Kelimeler ve rakamlarla geçen serüven dolu b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster