Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '18

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
121
 

Sakın Yapma!

Sakın Yapma!
 

Merhabalar,

Editörlüğünü üstlendiğim, ruh ikizim, değerli yapımcım, sevgili ikram Ümit'in Avutralya başta olmak üzere bir çok ülkede okurlarıyla buluşacak "Don't do it!" isimli "Stop! you can not get married!" altbaşlıklı kitabı hazırlık aşamasında. Türkçe anlamı "Sakın yapma!" olan kitabın alt başlığının anlamı ise filmlerde genelde düğün sahnelerinde sıkça duyduğumuz "Durun siz evlenemezsiniz!" dir.

Kitap ne anlatıyor? İkram ile en son konuşmamızda 800 düğün filmi çekimini tamamlamıştı. Yönetmen, Yapımcı, Aktör kimliğinin yanı sıra farkında olmadan başka bir konuda uzmanlaşmasına neden olan düğün filmleri çekimi sayesinde, düğün öncesi kendisiyle filmlerinin çekimleri için anlaşma yapmaya gelen çiftlerin ilişki analizlerini hatta evliliklerinin gidişatını, içeriğini net bir şekilde keskin tespitler yapmaya başlamış. Şu ana kadar çiftlerin birlikteliklerinin gidişatı ve evlilik devamlılıkları süresi, boşanma eğilimleri konusunda hiç yanılmamış durumda.

Kamera merceğinin ardından gözlemlenenlerin kesin ve net sonuçlara ulaşması onun için o kadar da eğlenceli olmamış. Kendisi ile uzun uzun kitabından çok ilişkiler, evlilikler, boşanmalar üzerine konuştuk. Bana durumu açıklarken gözlerindeki heyecanına şahit oldum. Kitabın amacını bir de kendisinin anlatımıyla okuyalım.

"AŞK, Tanrı’nın en mühim hediyesidir. Aşk için yaratıldık ve aşk için yaşıyoruz. Aşk vazgeçiştir, tutsaklıktır ve özgürlüktür. İki zıt tanımın bir anda yaşandığı muhteşem bir varlıktır.

İnsan, aşkı içinde hapsetmiştir. Zamanı geldiğinde o aşkı yaşayacağı bir beden ister. Kendi ruhunda sakladığı kimliklerine,  hislerine, isteklerine uygun başka bir bedeni aşkı yaşamak için uygun bulur. Bir gözün içinde kendi gözünü görmek, bir tenin dokunuşuyla tutkuya bulaşmak ister.

Gülümsemenin içinde saklanan mutlu bir ruh, kusursuz bir bakış, benzer istekler ile aşk iki bedene yerleşir. Aşk bedenleri ayrı kalamazlar. Daima bir arada olmak, tüm hayallerinin,  planlarının içinde bir olmak isterler.

Aşka bulaşınca, birbirlerinde şahit oldukları her şey mucizedir ve her biri kahramandır. Aynı konulara güler, aynı durumlara kızar, aynı anda birbirlerini düşünür, henüz ayrılmış olsalar da birbirlerini özler, daima dokunmak isterler.

Aşk çemberinin içine sığdırılan, güven, sevgi, saygı, dürüstlük ile birleşen aşıklar, bir süre sonra hayatlarını tamamen birleştirmek isterler. Birlikte güneşi batırmak, ayın ardından yeniden güneşi doğurmak isterler. Bedeni aşk için eve dönüştürürler. Evlenmek ve kendilerinden olma mutluluk verici hazineler yaratmak isterler.

Sıra bu kararı taçlandırmaya geldiğinde, en romantik mekanlar seçerler ve o evlilik teklifi anısının ölümsüzleşmesi için planlar yaparlar. Bizim işimiz “Evet” kelimesi ile çıkılan aile olma yolunun eşiğinde başlar. Aşıklar o eşikten ilk adımı atacakları gün yaşayacakları her anın ölümsüz ve mükemmel olmasını isterler.

Bu kitap yazılmaya başlandığı tarihte 800 aşığın düğününe bir kamera merceğinin arkasından bakmıştım. 800 aşık çift ofisime geldiğinde her birinin birbirine benzemeyen düğün planları, hayalleri, istekleri vardı. Onlar aralarında bunları anlatırken bazen gerçekten çok mutlu görünüyordu. Beni kendilerine ait aşkın içine çekip yaşadıkları heyecanı hissettiriyor,  keyifli bir düğün filmi yaratmamı sağlıyorlardı.

Bazılarının karşıma geldiklerinde hala kararları kesin olmadığı gibi, düğünün nasıl olması gerektiği konusunda bile anlaşmazlıkları vardı. Birbirleriyle tartışırken benden düğün filmlerini kurgulamamı istiyorlardı ve ben bu tür içi boş hikayenin şahidi olmak istemiyordum ama bu benim işim ve profesyonel olmak zorundaydım.

Çiftlerin her anlarını izliyor ve maalesef her konuşmalarına, hareketlerine, aşklarına hatta tartışmalarına, hırçınlıklarına, yalanlarına da şahitlik ediyordum. Ailelerden hiç konuşmayalım zaten. Dosya kirli ve kabarık. Hepiniz bilirsiniz. Düğünlerde hep istemeyen, onaylamayan birileri, kıskanan ruhlar vardır.

Zamanla çiftlerin ilk karşıma oturmalarıyla bir takım tespitler yapar hale gelmiştim.

 “ Nasıl tespitler?” dediğinizi duyar gibiyim. İtiraf etmeliyim ki maalesef düğün sonrası evliliğin devamı konulu tespitler yapıyor, hatta çoğu tespitimde de haklı çıkıyordum. Son dönemde asla yanılmıyorum.

Gelin ile damat gözlerime bakıp istediklerini anlatırken benim için serüven başlıyor. Bu hiç eğlenceli değil. Yerimde olmak istemezsiniz. Mutlu olduğum düğün filmi sayısı oldukça az. Birçok insanın fark etmediği durumlara şahit olup susmak zorunda kalmak çok zor. Haksızlıklara şahitlik ediyor ve susuyorsunuz. İşinizi yapıyorsunuz.

Kimse güzel bir gününde “Yanlış yapıyorsunuz, siz evlenmemelisiniz aslında, bu sebeplerden dolayı mutlu olmayacağınız anlaşılıyor, vazgeçin.”  diyen bir yönetmeni dinlemez. Hatta benim için bu dürüstlük zarar verici olabilir.

Kimsenin güzel anısını berbat etmek niyetinde değilim ama bir şeyler yapmalıyım diye düşünürken aklıma gelen bu masum yöntemle insanlara bir yardımın dokunsun istedim. Edindiğim tecrübelerle artık hiç yanılmıyorum.

Evlenmek üzere olan çiftlerin kararlarını kendilerinin sorgulaması en doğrusu. Sorunlu nesiller, kötü evlilikler ile hem kendi hayatlarını hem de başkalarının hayatlarını kötüleştirmemesi için artık konuşmak istiyorum.

Aşk ile çıktığınız yolculuğunuzda kimsenin zarar görmeden ilerleyebilmesi için size bir klavuz hazırladım. Okuduğunuzda tüm gerçekliğinizle lütfen sakin sakin kendinizi sorgulayın. Kitapta sizler için hazırlanmış testleri dürüstçe cevaplayın. Sonuçlar sizin sonunu göremediğiniz o karanlık yolu aydınlatacak, korkularınızı yok edecek belki de aldığınız kararın ne kadar da doğru olduğunu gösterecek.

Bana güvenin…

İkram ÜMİT


İkram Ümit'in kitabını okumadan bana evlenmek yok! Sizi bilmem...

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynı yatakta kendi mezarlarına akacak birini bulamadıktan sonta Yalnızlık ve kimsesizlik paylaşıldıkça birlikte yaşamak güzeldir.Yüreğin dirinliklerinde olgunlaşan duyguların tadı eşsiz olur elbette.Siz de bilirsiniz ki meyvenin hamı buruk olur ve nefesi yabanileştirir.Tek ruh halinde ve kendi yatağında kendi mezarına koşan aynı nehir olunmalı ve hiçbir anlaşmaya varmadan,yani zerre çıkar duygusu beslemeden mutlu bir evlilik için aynı hazine sandığına tek anahtar olunmalıdır.Ruhun dağlarına tırmanma da asla unutulmamalıdır...Saygılar efendim.

Abbas Oğuz 
 01.02.2018 18:57
Cevap :
Şahane yorumlamışsınız. Tebrik ederim. Sevgiler...  02.02.2018 14:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 155
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 226
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evinde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster