Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '11

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
15738
 

Sakıp Sabancı: Koskoca Toyota fabrikam var, ama araba kullanacak bir oğlum yok!

Sakıp Sabancı: Koskoca Toyota fabrikam var, ama araba kullanacak bir oğlum yok!
 

Sakıp Sabancı ve Türkan Sabancı oğullarının özürlü olmasının kaderde olduğunu biliyorlardı...


 Dünyaca ünlü zenginlerin listelerinin yer aldığı Forbes dergisine giren Sakıp Sabancı, Türkiye’nin dört bir yanına fabrikalar, iş yerleri, yurtlar, okullar kuran Sakıp Sabancı, yüzlerce arabanın üretildiği koskoca bir Toyota fabrikasının sahibi Sakıp Sabancı, içinde birbirinden güzel tarihi eserlerin, altından tabloların, altından hatların olduğu Atlı köşkün sahibi Sakıp Sabancı ve bütün bunların yanında yıllardır bakıma muhtaç yaşayan özürlü bir oğlun sahibi Sakıp Sabancı…

Küçükken her pazara ailemle boğaza gider, arabayla köşklerin, yalıların önünden geçerdik. Atlı köşkün önünden geçerken o görkemli ağaçlarla dolu bahçede tekerlekli iskemlede gezmeye çıkarılmış genç bir çocuk görür ve düşünürdüm. Onca servet, onca para, bankadaki dolarlar, yatlar, katlar, köşkler, bizimki herkesinkinden yüksek olacak diye dikilen gökdelenler… Neye yarar? Köşkünüzün içinde ne dediğinizi bile anlamayan özürlü bir çocuğunuz olduktan sonra? Her gün konuşamayan, yürüyemeyen bir çocuğun size bakan gözlerini gördükten sonra? Sakıp Sabancı her oğluna baktığında aslında bu servetinin ne kadar da boş olduğunu anlıyor ve tarifi mümkün olmayan duygularını şöyle dile getiriyordu: Koskoca bir Toyota fabrikam var ama araba kullanacak bir oğlum yok! Aynı hisleri eşi Türkan Sabancı’da taşıyor, o da bir röportajında “Orta halli bir aile olsaydık ama çocuğum sağlıklı olsaydı” dediğini hatırlıyorum. Kuşkusuz bu onlar için çok büyük bir imtihandı. Allah onlara böyle özürlü bir çocuk vererek gerçek hayatın ahiret olduğunu, bu dünyanın onca servete rağmen ne kadar eksik olduğunu her gün hatırlatıyordu. Onun büyük servetine özenenler, ne kadar parası olsa da aslında Allah’ın taktiri karşısında ne kadar çaresiz olduğunu göremiyordu…

Şu ayeti okuduğumda da her zaman Sabancı’ların atlı köşkünün önünden geçerken gördüğüm, tekerlekli iskemlede, o görkemli bahçede gezdirilen, o özürlü çocuk aklıma gelir:

Hangi biriniz ister ki, altından ırmaklar akan hurmalardan, üzümlerden bir bahçesi olsun, içinde kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, (üstelik) zayıf ve küçük çocukları olsun (böyle bir durumda iken) ona (bahçesine) ateşli bir kasırga isabet etsin de yanıversin. İşte Allah size ayetleri böyle açıklar, ki düşünesiniz. (Bakara Suresi, 266)

Şimdi ne Sabancı’nın her gün televizyonlarda çınlayan kahkahaları var, ne gazetelerde yer alan demeçleri var. Her şey bitti işte. O herkesin servetine hayran olduğu Sakıp Sabancı da tıpkı diğer insanlar gibi hiçbir şeyini yanına alamadan beyaz sade bir kefene sarılarak toprağa verildi. Para, mal, mülk, servet ve özürlü çocuklar sadece onun bu dünyadaki imtihanıydı. Ona ve ailesine düşen her zaman Allah’ın belirlediği kaderden razı olmaktı…

Kaynak: http://birgo.mynet.com/dunya-hayatinin-gercegi

Blog sayfam: http://birgo.mynet.com/erkan-arkut-tan-guncel-yazilar

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1530
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1463
Kayıt tarihi
: 24.11.10
 
 

Bir firmada CEO olarak çalışmaktayım. Sizinle hobilerimi, düşüncelerimi, izlediğim filmleri, tattığı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster