Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '19

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
52
 

Samimiyet

Bugünler “samimiyet” testinden geçeceğimiz günler...

Sayın Hasan Cemal’i t24 sitesinde yazdığından beridir takip ediyorum. Sayın Cemal, AK Parti iktidarının en önemli “destekçilerinden” biriydi! Evet, destekçisi idi, ama şimdi devran döndüğünden beridir, AK Parti hükümetlerini “kıyasıya” tenkit etmekte. İnsan düşünmeden edemiyor: Bu ne yaman çelişki diye... Bakıyorum son yazılarında Sayın Cemal, özgürlük, demokrasi ve hukuk diye veryansın etmekte. Ülkemizin dış politikasındaki “değişimini” eleştiriyor. Türkiye’nin son dönemlerde, Rusya ve Çin ile yakınlaşmasından hareket ederek, ülkemizin yerinin Asya olmadığı, ülkemizin yerinin ve yönünün Avrupa/Batı olduğunu ifade ediyor.

* * *

İşte en başta belirttiğim gibi “samimiyet” ve “sözüne güvenilirlik” böyle bir şey. Liberal bir düşünce ve yaşam tarzına sahiplerin, AK Parti’nin kuruluşunun ilk dönemlerinde sergilediği siyasal performansa kanmaları ve her zora düştüğü dönemlerde AK Parti’yi desteklemeleri, Türkiye’yi Batıya götürecek reformları AK Parti’nin atacağına inanmaları... İşte böyle bir şey... Hatırlıyoruz, AK Parti’nin iktidarının ilk dönemlerinde hem ülkemiz kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna şirin gözükmek adına yasal mevzuatımızı, Avrupa Birliği kriterlerine göre yeniden re-organizasyona tâbi tutması, bu bahsettiğim liberal kesimlerde çok büyük mutluluğa neden oluyordu. Hararetle ve büyük bir iştiyakla AK Parti’nin destekçileri olan bu zümre, şimdi ne olduysa birden AK Parti’nin zannettikleri bir parti olmadığını anlayıverdiler. Gerçi, bu hesaplaşmayı liberal tayfası senelerdir yapmaktalar. İnsan haliyle sormadan edemiyor: Türk Silahlı Kuvvetlerine kurulan kumpas ve tezgâhlarda, bu düşünen ve eli kalem tutan toplumumuzun “münevver” diyebileceğimiz kesimi neredeydi? Durdukları yer belliydi. Güya ülkemiz bağırsaklarını temizliyordu. Ve olan şerefli ve onurlu Türk subaylarına oluyordu. Akademisyenlerimiz, ama gerçekten de aydın kimliğini hakkıyla hak etmiş yazar-çizerlerimiz, zindanlara gönderilirken, bu ülkemizin Batıcı aydıncıkları, sadece ateşe odun atmakla yetiniyorlardı.

* * *

Bukalemun gibi olmak işte böyle bir şey... Yıllar önce demokrasi, özgürlük ve hukuk türküsü söyleyenler, mamaları ellerinden alındığında despotluk, polis devleti ve tahakküm gazalleri okumaktalar. 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şahsınızda, "aydın namusu"na sahip bir yazar buldum ve tanışmış oldum. Moral buldum. Memnun oldum. Elinize, yüreğinize sağlık. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 15.08.2019 10:34
Cevap :
Sayın İsmail Hakkı Bey, bana gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Naçizane dilim döndüğünce bir şeyler yazmaya çabalıyorum. Gerçekten de sizlere teşekkürü bir borç bilirim; sizin gibi değerli büyüklerimizden böyle geri dönüşler almak, gayet memnuniyet verici. Yalnız ülkem adına aydın olmak öyle kolay değil. Daha çok okumak, araştırmak, sorgulamak gerekiyor. Önemli olan da zaten farkındalık değil mi? Elimizden geldiği kadarıyla okuyup, tartıp, analiz ederek bir şeyler üretmeye çabalayacağız. Saygılarımla, Erhan SALMAN  15.08.2019 13:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 320
Toplam yorum
: 76
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 73
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster