Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
509
 

Samimiyetimize kendimiz de inanmıyoruz

Samimiyetimize kendimiz de inanmıyoruz
 

İnat ediyoruz...


- Yüz ifadeleri cümlenin başında mı kullanılmalı?

- Cümle arasında kullanılırsak anlam kaybı yaşanır mı?

- Cümlenin sonunda kullanırsak daha mı etkili olur?

- Nokta işaretinin yerine hangi ifadeyi kullanabiliriz?

- Virgül işareti için bir önerisi olan var mı?

- Yüz ifadeleriyle noktalama işaretleri aynı anda belirtilirse ne olur?

- Renkli ve hareketli ifadeler neden daha çarpıcı oluyor?

- Parantez işareti olmasaydı nasıl mutlu olacaktık?

- Hiç harf kullanmadan mektup yazabilir miyiz?

Sözde sorunlarını soru haline getirmiş, kendi deyimi ile arkadaşıyla böyle paslaşıyordu(!)...
Bitmedi:
- "Yazı dilimizde büyük eksiklikler var. Vurguların anlatamadığını 'yüz ifadeleri' ile anlatıyorum(!)" diyor;
"Yüz ifadelerini yanlış vereceğime hiç vermem daha iyi" diye de ekliyordu...
(MSN tarzı bir dilde uzmanlaştığından yazdıklarının bu kısmını 'dilimin döndüğü kadarıyla' Türkçeye ben çevirdim)

Alameti kendinden meçhul bu kişi, Türkçesinden noktalama işaretlerini de kaldırıp, yerine garip 'yüz ifadeleri' ni getirmiş.
Ama farkında ama değil, maskesiz yazamaz olmuş.
Türkçe'den hayli uzaklaşmış, hatta Türkçe'yle yolları ayrılmış bile.
- Belli ki o Türkçesinden, Türkçesi de ondan ümidini kesmiş ...

İşte böyle...
Sonunda bu da oldu.

Sevgimizi, sevincimizi, mutluluğumuzu veya üzüntümüzü, şaşkınlığımızı, kızgınlığımızı...
Samimiyetimizi kelimelerle ifade edemez hallere, günlere geldik.
Robot olduk.
Kolay olduk, kolaycı olduk.

İnatla kullanıyoruz.
İnatla Türkçe'yi katlediyoruz.
Artık, gülücüklerimizdeki samimiyete kendimiz de inanmıyoruz...

Not: Bu yazı 'deneme' kategorisinde bir yazı değildir.
Bu yazı Türkçe'yi bu hale getirenler tarafından çok denenmiş ve deneme olmaktan çıkmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de üzülüyorum, çocuklarımı uyarıyorum bu konu hakkında eleştiriyorum. "Anne uzatmamak için böyle mesajlaşıyoruz" diyorlar. Oğlum zamanınız mı az dediğimde "Evet" diyorlar. Bence hayatı çok hızlı yaşıyorlar ve bu bizim suçumuz. Çünkü;emek etmeden onlara herşeyi sunuyor ve hayatlarını hazır hale getiriyoruz. Gençlerde sabır yok bence. Anlayamadığım bizim neslin neden böyle konuştuğu...

Bosnalı 
 14.03.2010 8:59
Cevap :
Sayın 'moyemayko', bu zaman meselesi değil, resmen bulaşıcı bir hastalık olmuş ve büyük küçük herkese sirayet etmiş. Tedavisi yok gibi... Saygıyla.  14.03.2010 14:20
 

Demek öyle ha :D Hahahahahahah :))) (Durun azıcık sizi sinir edeyim) Şu iki nokta üstüste, büyük harf ile "D" ne anlama geliyor, biliyor musunuz? :))) Ağzımı kocaman açtım gülüyorum, küçük dilimi göremiyorsan, körsündür demek. Sonra bir de şu var. :p İki nokta üstüste küçük "p" . Bu da dil çıkarma işaretiymiş :) Ama nedense dili dışarıda kalıyor vatandaşın, epidel doku her türlü toz toprak mikrobik bulaşıcılara maruz, hem de sonsuza kadar :) Bakınız benim işarete: İki nokta üstüste ardından bir kapalı parantez. Ne şimdi bu? Gülüyorum efendim gülüyorum :)) Parantez sayısı arttıkça gülmemdeki yoğunluğa işaret ediyor. :))) (Bakınız bunda üç şiddetinde gülmüşüm) :))) Şaka bir yana, çok haklısınız Sayın Özbay. Her olguya bir parça görsellik ekleme çabasından sanırım bu. Özünde ise; derinlikten uzaklaşma yatıyor. Ne dersiniz?

Emine Supçin 
 13.03.2010 21:53
Cevap :
Bir öğrenci cümle içerisinde, " : - ) ;-P :-D :-( :-I " gibi işaretlerin dışarıda arkadaşları tarafından, aile içerisinde de abi, abla veya anne baba tarafından kullanıldığını görürse ne olur? İşte böyle olur... Aslında hepimiz hemfikiriz bu konuda ama, 'aman sen de' ciliğimiz var ya, bütün suç onda, bizde değil... Şöyle etrafa bir baktım. Hayret! Bu işin bayağı sektörü oluşmuş. Renkli renkli, cıvıl cıvıl, hareketli olanları bile var. Öğreneceksin kırk elli tane. Al sana sular seller gibi uluslararası dil. Dilekçe bile yazılır(!)... Neyimize bizim Türkçe, neyimize anadil; kurallarına uymadıktan sonra... Sayın Supcin, maksat muhabbet olsun. Saygıyla.  14.03.2010 6:29
 

nun mizah gücünün çok yüksek olduğunu belirmek için yazdığınızı düşünüyorum ki; ciddiyetle okuduğum yazınıza yazdığı yorumu okuyunca derinden güldüm ve ne yazacağımı unuttum. Ancak haklı olduğunuzu atlamayayım, sevgiyle

Kadri KANPAK 
 13.03.2010 21:52
Cevap :
Biz buna 'hemfikir' diyelim. Teşekkür ediyorum Sayın Kanpak. Saygıyla.  14.03.2010 15:44
 

Yazınızdaki Türkçe'den bahsedecek olursam,’Alameti kendinden meçhul’ diye bir deyim hiç duymadım. ‘Alamet-i farikası’ diye bir şey var, belki onu demek istediniz. İkinci olarak Türkçe özel isim olduğu için ayrı yazılır. Bu ayrı yazım, sizin metninizdeki “Türkçesinden” ifadesinde de geçerli olmalıdır. Yani, “Türkçesi’nden” diye yazmak gerekir. “Yine başka bir nokta, metninizdeki “Türkçe’yle” yazımı yerine “Türkçe ile” demek daha uygundur. Teknik olarak yanlış olmasa da, özel adlarda ‘ile’ bağlacını ayrı yazmak daha yaygındır ve bence daha doğrudur. Ama, kelimeyi okurken, bağlacı ayrı okumak, okumayı tekletir, bu yüzden sizin yazdığınız gibi okumak gerekir. Son olarak yazınızın başındaki soruları sanırım garip sorular gibi yansıtmak istemişsiniz. Eğer öyleyse bana göre, tersine, bunlar gayet güzel, yerinde, dil bilincini ve dili geliştirecek sorular. Kolay gelsin. Dilin kapısını açık bırakmayanın evine düşünce giremez.

Erdal Aydın 
 13.03.2010 16:54
Cevap :
Sayın 'felsefice', Türkçe'de "Alamet-i farikası" diye bir şey yoktur. "alametifarika" vardır... "Alameti kendinden meçhul" şeklinde bağlanan üç kelimenin anlamından ne anlaşılıyor ise ben onu yazdım. Hata mı yaptım, bilmiyorum. “Türkçesinden” ifadesi sehven yazılmıştır, düzeltme imkanım olmamıştır. “Türkçe’yle” şeklinde yazmak hata değildir. Bence de, sizce de doğrudur. Bahis konusu olan o soruları yansıtmak istemedim, resmen yazdım. Bu sorulara 'dil bilincini ve dili geliştirecek sorular' diyorsanız size başka sözüm olamaz. Dilin kapısı böyle açık bırakılırsa çıkanı boş verin, giren belli olmaz... Keşke kendi tanıtım yazınızla beraber diğer yazılarınıza da gereken önemi gösterseydiniz. Yorumunuza teşekkür ediyorum. Saygıyla efendim.  14.03.2010 15:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 1170
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 853
Kayıt tarihi
: 15.04.08
 
 

Atatürk, cumhuriyet ve Türkçe sevdalısıyım. Hayatımda hiçbir konu veya olay karşısında 'keşke' de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster