Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '16

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
260
 

Sevgilisiz bir gün daha!

Sevgilisiz bir gün daha!
 

Yıllardır alışamadığım bir gündür Sevgilier Günü!

Lise çağlarımda param olmadığı için bugünlerde sevgili bulundurmak özellikle istemezdim ve dolayısıyla yıllarca Hayalet Sevgilim vardı. Onun için beste yapardım, şiir yazardım, “karışık kaset(müzik)” hazırlardım.

Romantik anlar için kız dostlarım vardı; onlarla yanak yanağa, tek bir vücut, slov dans ederdik. Hayalimdeki sevgilimmiş gibi onları sımsıkı tutar, hayalimdeki dansları gerçekleştirirdim. Müzik bitince büyü her daim bozulurdu. Dost olmanın güzel yanı parasal yükümlülüğü yoktu!

Benim kadınım ne kadar zekiyse, o kadar da iyi yürekliydi. %100 açıktı, son derece eğitimliydi ve cinselliğe gelince son derece arzuluydu. Zaman içerisinde parça-parça bile olsa bu tanıma yaklaşan kadınlarla birlikte oldum. Ama yumuşacık iyi yürekli kadınla hiç karşılaşmadım. Yalnız şunu söyleyim: Laflarında karşılaşmadım değil!

Benim gibi yeterince anne sevgisi görmemiş, emmemiş erkeklerde, büyük kadınlara ilgi kaçınılmazdır. Size bir sır vereyim- babannemim tabiriyle- ilk aşkım Ayşegül tip olarak annemin kopyasıdır ve hayatımda beraber olduğum tek sarışın kadındır. Gariptir gençliğimde güzel kadını tarif ederken şöyle derdim hep; yeşil gözlü, sarışın ve ipince! Yeşil nereden çıktı diye sorarsanız, annem masmavi gözlerine rağmen yeşil gözlü olduğunu iddia ederdi, keza Ayşegül de! Oysa gözlerimin içindeki sarılarla mavilerim karıştığında ve ışık olmadığında yeşil gözlü olan bendim!

Güzel tarafı şu ki böyle söylememe karşın karım dahil hep kumral ve beyaz tenli kadınlardan hoşlandım. Göz rengi değil ama parıltısı beni etkiledi. Hep ışıl-ışıl iri gözlerden!

Ve gün geliyor güzel ve iyi olduğunu iddia eden bir kadının cadıya dönüştüğünü görünce, hayalinizdeki kadına sığınmak, her zaman sizi hayata bağlıyor. Ama ne zaman sevgilinizden ayrılsanız ve dışarıya açılsanız, hayalinizdeki kadının var olmadığını görüyor ve çoğunca cinsel dürtülerden olsa gerek, dayanamayıp birine izin veriyorsunuz!

Hayalimdeki hayalet kadını bulamadım ben ve öyle birinin var olduğuna inanmıyorum artık! Geçen gün üniversiteden beri görüşmediğimiz Banu ile konuşurken soru üzerine şöyle ifade ettim: “Çok çok iyi bir kadın olmadıkça düşünmüyorum”! Ve bu cümle aradığım gerçeği ifade ediyor ve kastettiğim özetle şu; derviş kıvamında nefsinden temizlenmiş bir kadın arıyorum, yani şimdiye kadar hiç tanımadığım birini! O da cevap verdi: “Yok öyle biri!”. İç sesim: “Biliyorum!”.

Tıpkı ben örneğinde olduğu gibi güzellik gelip geçici, aslolan ruh güzelliği ve güzel ameldir, ahlaktır. Dünya cemiyetinde nefsinden kurtulmuş MUTLU insana az rastlanır. Biz bu yola baş koyduğumuz için dünya hazları gün ve gün sönerken DOĞAYA ve TANRIYA aşk gün ve gün yeşermektedir. Benim insansal dürtülerim zayıflığımı perçinlerken tanrısal dürtülerim okumayı, öğrenmeyi ve sevmeyi öğütlüyor. Bu çocukluğumuzdan beri hayal ettiğimiz yoldan geri dönüş yok artık. Benim tekkem ve zaviyem şu nacizane yüreğim ve uzay gibi her geçen gün büyüyor. Ben nihayet En-EL HAK diyenlerdenim! Evet, hüsnü niyet, iyi ahlak ve iyi yapış, benim desturlarım! İnsanın iyi insan olması için dine ihtiyacı yoktur, iyi insan olmak ruhunu temizlemek ve doğayla bütünleşmek demektir! Artık kuş seslerini duyduğumda gönlüm şenleniyor, gözlerim ışıldıyor. Atatürk’ü daha şimdi anlıyorum, çocuklar o kadar masumlar ki, kötülüğü o kadar güzel sönümlüyorlar ki, hayatımızı hiç yaşanmamışçasına  değerli hale getiriyorlar!

Sevgililer günü zaten benim için bazı gerekçelerden ötürü hiç anlamlı olmamıştı ve dün yine olmadı. Ancak bana satın alınmamış duygulardan bahseden ve bu duygularla yaşayan bir kadın, hayatın şerbetini benimle içebilir. Bunun için derviş olması gerekiyorsa o da kabulümdür. Ama bana kadınsal mazeretleriyle yanaşan kadınlar, soğukluğum karşısında erirler çünkü böyle bir amel hayatımın güzelliğini bozmaktan öteye gidemez. Nihayet karıma da açıklayamadığım gerçek duyguları da burada belirtmiş oldum. Bazıları yine bana kızacak olsa da gerçek duygularım bu...

İşte size Muhammed Anıl Şakir Yiğit!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anıl Bey sizi çok iyi anlıyorum evet, alem yanlış da olsa biz doğru olmaya devam edeceğiz.. Aziz Nesin'in dediği gibi; '' Belki sıkıca sarılabileceğimiz bir sevgilimiz olmadı, belki yalnızız, ama bilinsin ki, adam gibi sevdiğimizdendir yalnızlığımız..''

Selda Çakmak 
 17.02.2016 14:16
Cevap :
Adam gibi sevmenin suç olduğu tek toplumdur Türk toplumu! Adam gibi seven kesinkes yalnız kalır; bizim gibi!  19.02.2016 11:43
 

Hayırdır inşallah... Yanlış bir şey mi dedim Anıl kardeşim? Hiç tarzınız olmadığı halde ünlemler filan, farkınday"ız", gelmiş"iz" gibi üst perdeden tepki ifadeleri.. Oysa ben her zamanki gibi içtenlik, iyi niyet ve samimiyetle bir gerçeği ifade ettim sadece. Abarttığınızı söylemiş filan da değilim. Yalnızca, yazınızın konusu zaten bir "sevgili" olduğuna göre ya da tam istediğiniz gibi bir sevgiliye hiç rastlayamamışlık, yani "sevgilisizlik" olduğuna göre, ama tariflediğiniz şekilde biri de böyle bir durumda zaten bir "sevgili" olarak da tanımlanamayacağına göre, yani ancak bir arkadaş-kardeş gibi olabileceği için, ve evet gerçekten de iyi bir gözlemci de olduğum için bundaki tutarsızlık-çelişki dikkatimi çekti, ben de gayet insanca, bunu sizin de dikkatinize sundum, ne var bunda?! Kızılacak, tepki gösterilecek bir şey midir? Lâkin demek ki şu sıralar uzaklaşmalıyız sizden zira epeyce bir gerginsiniz anlaşılan. Sağlık dileklerimle

Filiz Alev 
 16.02.2016 22:47
Cevap :
Filiz Hanım, gergin hiç değilim. Ben sizi gayet doğal, doğru anladım. Ünlemlerimi yanlış yorumlamışsınız. Yok öyle bir şey. Evet, bunu açıkça ifade ettiğimi düşünüyorum. Derviş bir adamın sevgilisi, dünyanın en seksi kadını olacak değil. Biz de aynı fikirdeyiz sizin yorumunuzla. Ortada bir çelişki yok. alınganlık da göstermiyorum. Size kızacak olsam zaten böyle bir yazıyı daha başından yazmazdım. Evet, bir azize arıyorum ve bunun kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. Size her zaman saygı duydum, duymaya da devam edeceğim. Ayrıntıları gördüğünüz ve anladığınız için... Sevgiler, Saygılar   17.02.2016 12:17
 

Aslında bu yazınız (yine cevabınızdan yola çıkarak) çok samimi ve çok tartışılır bir konu. İçten yazmışsınız, ve samimi yapılan her şeyi hissedebiliyorum. Ne sevginin, ne doğum gününün , ne de özel günlerin hiç bir anlamı yok. Sevdiğin ve sevilen yanında ise her gün özel...

Sevim Güney 
 16.02.2016 22:41
Cevap :
Bence konuşmaya bile değmez, yaşayalım gitsin...  19.02.2016 11:45
 

Siz, "sevgilisiz bir gün daha demişsiniz" ben, 14 şubatın tarihten silinmesini isteyeceğim bir hediye aldım o gün...

Selda Çakmak 
 16.02.2016 2:03
Cevap :
Günler gelir ve geçer, hayat devam eder. Her günden sonra yepyeni bir gün ve arkası ve yepyeni umutlar ve ötesi ve bir gün gelmiş gerçekten mutlu olmuşsunuz...  19.02.2016 11:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1632
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 269
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster