Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '11

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
557
 

Seyir defteri, bölüm I

Seyir defteri, bölüm I
 

denizden


14.12.2009 

İskenderun 

3 aylık iş arama sürecinin ardından sonunda istediğim teklifi almıştım. Sinomar isimli management firmasıyla bir haftalık görüşmelerim sonucunda 14 Aralık günü gemiye katılış için iskenderun’da olmam gerekiyordu. Yıllardır okulunu okuduktan sonra ve 3 aylık hevesli ve sabırsız iş arama çabalarım sonucunda istediğime ulaşmış olmama rağmen! ben ne yaptım sorusuyla karşı karşıya kalmıştım. 

Gemiye gitmeme 3gün kala sıkıntı ve stresten ne uyku uyuyabildim ne de yemek yiyebildim. Aklımda yalnızca tek bir soru vardı 6 ay ben o gemide ne yapacagım? Oysa bu meslek icin yaratıldıgımı düşünüyor denizden karaya göç eden fakülte mezunlarıyla dalga geçiyordum? Bir anda acı gerçekle yüz yüze kalmıstım. Daha öncede 3 ay gemide bulunduğum halde bu denli zavallı ve umutsuz değildim. Aksine 3 ay nasıl gecti hatırlamıyorum bile ama şimdi? Ne yapsam da gemiye katılmasam ailemle bir gün daha geçirebilsem yatağımda bir gün daha akşama kadar uyuyabilsem diye aranıyorum. 

Gemiye katilis; 

Bugün, uzun otobüs yolculuğumun ardından iskenderuna varmış bulunmaktayım. Hava kötü olduğu için gemiyi limana alamıyorlar. Sahilde oturmuş bir yandan word dosyasına bakıyor bir yandan gemiye karamsarlık içinde bakıyorum. 6 ay ne yapıcam ben bu gemide? Hiç tanımadığım 16 adamla tanışıcam ve 6 ay sürekli değişen bu 16 kişiyle birlikte 7/24 calışıcam. Eğlenmek ya da sosyal aktivite yok, sadece iş ve uyku var denizcilikte. 2 saat sahilde oturup gemime baktıktan sonra bana verilen acente numarasını çevirir ve adamın tarifi üzerine ofisine giderim. İçerde aynı gemiye gideceğim 6 kişiden biri de benim artık. 1 saat sonra herkes çantalarını yükleniyor ve acente motoruyla gemiye demirdeyken katılıyoruz. Gemideki personel tek tek cantalarımızı alıyor sonrada bizleri emniyetli bir şekilde pilot merdiveninden yukari alıyorlar. Şuan gözüme çarpan gemiciler ve zabitler genç. Geminin ikinci kaptanı bana kamaramı ve anahtarımı teslim edip yerleştikten sonra köprüstünde görüşürüz diyerek beni leş gibi bırakılmış kamara ile baş başa bırakıyor. Birkaç saatlik temizlik sonrasında kamarayı bir şeye benzetebiliyorum. Dolabımı da yerleştirdikten sonra köprüstüne çıkıyor önce süvari bey’le tanışıyor ve kendimi 2. kaptana teslim ediyorum. Köprüstü cihazlarına hızlı bir göz gezdiriyor ve kullanımları hakkında bilgi ediniyorum. Tekrar tekrar cihazları inceledikten sonra ilk gün sebebiyle vardiyadan muaf tutularak kamaramda kendi halime bırakılıyorum. 

16.12.2009 

2gün içersinde kendimi gemideki sisteme oturtuyor ve cihazlar üzerinde hakimiyeti ele alıyorum. Gemideki mevcut demir yükü boşaltılıyor ve boş olarak Çanakkale içdaş limanına doğru yola koyuluyoruz. Bir fırtınadan çıkıp ötekine giriyoruz daha ilk seferimde 9 hava yemek her ne kadar heyecan verici olsa da burada ne işim var benm sorusunu körüklemekten başka işe yaramıyor. Ama çok şükür Zabit ağabeylerim ve süvari bey son derece iyi ve bilgili insanlar. Bu içimi biraz daha rahatlatıp ben bu sosyal soyutlanmaya katlanabilirim dedirtiyor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 447
Kayıt tarihi
: 14.06.11
 
 

Yük gemilerinde 4.kaptanlık yapan bir genç düşünün. Diğer yandan fotoğraf çekiyor, basketbol oynuyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster