Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '20

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
20
 

Şiddetin Çocukluğu

Aşk, sevgi, saygı gibi güzel duyguları göstermekten ya utanıyoruz ya da güzel olan şeyler için emek harcamaya üşeniyoruz. İş öfkeye gelince ise dağları devirebiliyoruz. İşimizi geciktiren memura, bizi iyileştiremeyen doktora, düzen sağlamaya çalışan polise, esnafa, şoföre, oyun oynayan çocuğa, kapıdaki kediye; kısacası herkese öfke kusuyoruz. Biz öfke ve şiddetle çocukken tanışıyoruz ve ömrümüz boyunca izlerini taşıyoruz. 

En kötü senaryolardan birinde; anne babanın, onları görüp çocuğa değersiz damgası vuran eş, dost, akrabanın fiziksel şiddetine maruz kalıyor çocuklar. Küçücük bedenlerindeki küçücük canları acıyla tanışıyor. Hem de en yakınları tarafından maruz kalıyorlar bunlara. Dünyanın sadece acı çekilen bir yer olduğunu düşünerek büyüdüklerinde ya acı çekmeye devam edenlerden ya da başkalarına aynı acıları yaşatanlardan oluyorlar. 

Daha iyimser senaryolardan birinde; çocukluğunu sevgi ve şefkatle geçirmesine rağmen sokakta, okulda ilk senaryoya maruz kalan şiddeti öğrenmiş çocukların ya da öğretmenlerin öfkesine maruz kalıyor bazı çocuklar. Bunlar da maruz kaldıkları kötü muameleyi anlamlandıramayıp içlerine kapanıyorlar ve sürekli olarak şiddetle karşılaşmaya devam ediyorlar. Sonunda şiddeti ancak şiddetle çözebileceğini düşünüp birinci senaryodaki çocuklara dönüşenler de oluyor tabi. 

Maalesef iyi olan ‘ne ailede ne de toplumda şiddete maruz kalmayan çocuk’ senaryosunu hayata geçiremiyoruz artık. Toplumdan izole bir hayat satın alarak bu mümkün gibi görünse de sosyal medya denen şey ile artık bu durum söz konusu bile değil. Pahalı hayatları başkalarının şiddetini izlemelerine engel olmuyor. Üstelik bu çocukların anne babalarının da şefkat gibi satın alınamayan şeylere sahip olup olmadığı belli değil. Güzel duygulardan ve ahlaktan mahrum bırakılmış çocuklar da hiç şahit olmadıkları şiddetin doğurucuları olabiliyor maalesef. 

Bu kısır döngü içerisinde sıkışmış insanları tedavi etmek ve sevgi ile tanıştırmak mümkün müdür bilmiyorum. Ama farkındalığı olanların yetiştirecekleri, sevgi ve şefkate doyurulmuş bir nesil bu döngüyü durdurup dünyanın kaderini değiştirebilir. Benim hala umudum var, sizin de olsun. Biz göremesek te bu kaderi değiştirebilecek çocuklar büyüyecek…

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 116
Kayıt tarihi
: 13.06.15
 
 

Zorla değil ama, zorluklarla eğitilen ve bitti sanıldığında zorlukların yeni başladığı doktorluk ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster