Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1046
 

Silgisiz bir hayatın peşinden koşanlar …

Silgisiz bir hayatın peşinden koşanlar …
 

“Yetişene değil yetiştirene bakacaksın”. Bu söz kimin diyeceksiniz düşünenler olacak aramayın tamam, çünkü bana ait. Neden böyle düşündüğümü ilerleyen satırlarda açıklayacağım.

Bir de şu söz var ki klasik fakat anlayabilene çok derin.

"İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgâr ne kadar kuvvetli eserse ağaçlar da o kadar sağlam olur." J. Willard Marriot

Hayatı rüzgarlarla beraber yaşamaya alışırken rüzgarla aynı yönde olamayız ama karşı koyabilmeyi de öğrenmeliyiz. Kendi kendime karşı koyabildiğim rüzgarları, hatta ve hatta hayat devam ettiğinden karşı koyabileceğim rüzgarları, fırtınaları düşünürüm bazen. Geçmişin muhasebesini yaparım zaman zaman… Okulun ilk günü elime verilen çantamı, kalemimi, defterimi, silgimi hatırlarım. Sanırız ki hayata okulla başlıyoruz. Aslında hayat anne karnında başlar, insanın geleceği, başarıları ve kaybettikleri…

Anne-babanın vereceği bir yere kadar denir hep, ama gerçek öyle değildir. Eğitimli anne babanın vereceği başkadır, eğitimsizin vereceği başka. Çocukları korumaya çalışırken ebeveynler aslında ne kadar doğru yaptıklarını düşünmezler. Onlar için doğru, yanlarında yakınlarında olmasıdır. Korumaya çalışırken ayakta durmayı öğretmeyi unuturlar. Erkeklere davranışları başka kızlara başkadır. Düşünürler ki hep kız çocuğu yanlarında olmalı onlara yakın, okumak için başka bir şehre bile gönderirken düşünürler günlerce. Anne- babanın kararı hep doğrudur, hiç bilmezler ilerde onları yalnız bırakacaklarını. Şimdi düşünüyorum da 12 yaşıma geri dönebilsem keşke diyorum. Yere daha sağlam basabilsem. Yeniden başlasam kaçırılan fırsatları yakalasam, bazen başkaldırsam, bazen onları anlasam…

Akıl veren aranır hep her yaşta, ama bulamayanlarımız çoktur.

Anne-baba gözüyle de bakmalı hayata; çocukları büyütmek, yetiştirmek, eğitimini sağlamak, korumak kollamak çevreden, sevgiyi aşılamak, yaşamı sağlam adımlarla yürümeyi öğretmek ama her zorlukta yinede yanında olabileceklerini düşünmek. Ne zamana kadar diye çoğu kimse sormaz kendine, büyüse de o hep çocuktur onların gözünde.

Kendim için değil yazdıklarım çevremde gözlediğim, arkadaşlarım, dostlarım, onların kardeşleri yada çocukları. Başarılı bir arkadaşın yanında bükülen boyunlar, karşılaşınca görmemezlikten gelmeler. Hata bizde yada ailemizde bile olsa bu düş kırıklıklarını yaşamak hoş olmasa gerek. Belki istediklerini elde edenler satırlarımı okurken ne kadar yazık yada hiç çaba göstermemişsin ki diyeceklerdir. Ama insan oğlu işte; ne kadar elde edersek edelim hep bir fazlasını isteriz. Bende öyleyim. Elimdekilerle zamanında yetindim belki ama kurdun gözü açılınca kuzular bile yetmiyor.

İlerlediğiniz yolda hiç bir zorlukla karşılaşmıyorsanız, bilin ki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz...! Zorluklardır bizi kıvama getiren, olgunlaştıran.

Hayatın başındaki arkadaşlara sesleniyorum ne olursa olsun ideallerinizden vazgeçmeyin, büyükleriniz yaptığınız yanlışları size gösterene dek çabalayın. Belki de yaptıklarınız yanlış değildir, gidilen yol yanlıştır. İnce çizgiyi görebilen hayal ettiklerine ulaşır. Kendine güven birinci adımdır hep, ardından eğitim gelir, biraz saygı ve sevgiden de bir tutam alın ilişkilerde en lazım şey olacak çünkü. İş ilişkisi, aşk ilişkisi, aile, okul vs.

Hayat bizim hayatımız, bir yerde bazen yeter artık deriz.

Sesiz kalınmaması gereken yerde sesimiz çıkmıyorsa bir noktadan sonra karışan çok olur. İşin içine çok aşçı girdi mi, çorbanın tadı tuzu kalmaz. Kendimize çok güzel bir gelecek hazırlamış olabiliriz yada tam tersi. Ne olursa olsun, aranızda anne babalarda olacaktır bu satırlarımı okuyan eğitime mutlaka önem verin, kardeşiniz, arkadaşınız, yeğeniniz, eşiniz, çocuğunuz belki de siz; sizin için cümlelerim lütfen eğitimi görmemezlikten gelmeyin, öz değerlerimizi korumak şartıyla tabi.

Çok kişi vardır çevremizde eğitimli görünür, belki de değer verilmesi gereken insanları savunur, onlarla konuşur ama takip edemez.

Kolay bir örnek;
Herkes Atatürk’ ü savunur, sever, yüceltir ama kaçı onun izinden gider. Birde göğsünü gere gere -Biz Atatürk çocuğuyuz, onun yolundan gideriz- der. İsmini ağzına aldığın, övdüğün insanların ağırlığını taşıyabilen kaç kişi vardır kim bilir.

Saygı gösterdiğimiz insanlara gereken değeri veremeyeceksek, zararımız dokunacaksa hiç anmayalım daha iyi.

Bakın saygı bir kez daha karşımızda. Kendine saygı duyan insan herkese saygı duyar. Eşine, çocuğuna, arkadaşına, hatta düşmanına bile. Hataları görmezden gelmekte yanlıştır. Başkalarının hatalarıyla yaşamın çoktan yarısını geride bırakanlar vardır belki de aramızda. Birde buna kendi hatalarımız eklenirse sonuçlarını görmek bile istemeyiz.

Sonradan pişman olmamak adına hayatımızda silgiyi ne kadar az kullanırsak o kadar çok yazarız. Silgiyi kullanmamak içinde, özgüven, saygı, sevgi ve eğitimle yoğrulmuş bir hayat yolculuğunda seyahat etmeniz dileğiyle herkese başarılar…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 305
Toplam mesaj
: 68
Ort. okunma sayısı
: 1908
Kayıt tarihi
: 13.10.06
 
 

Müzik ve amatör fotoğrafçılıkla ilgileniyorum. Yazma isteği içimde vardı. Mutlaka bir gün düşünce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster