Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
297
 

Solcular da Sağcılar da Bana Çok Kızacak

Solcular da Sağcılar da Bana Çok Kızacak
 

1950 yılından bu yana ülkemizde kendilerini gerçek solcu olarak görenler iktidar olamadılar. Doğru düzgün partileri olmadığı gibi, ülke sorunlarını çözecek projeleri de yoktu. En iyi bildikleri şey slogan atmaktı. Meydanlarda gösteriler yapıp, güvenlik güçlerine kafa tutmaktı en iyi bildikleri. Hep muhalefet olup, bağırmak çağırmaktı işleri. “Güzel günler göreceğiz çocuklar/Motorları maviliklere süreceğiz” dediler hep. Elde ne motor ne de mavilik var bugün.

Şiir, roman, resim, tiyatro, heykel v.b gibi sanatların aksakallıları hep solculardır.

En iyi bildikleriyse, “protest” adı verilen özgün bir müzik yapmak, türkü okumaktı. Aşırı sağcılar ve dinciler böyle bir müziği solculardan kapıp, yeni türküler şarkılar yaparak, solcuların elinden müziklerini de çaldılar. Kısacası solcular, şarkılarını türkülerini de çaldırdılar sağcılara. Ozanlarını bile çaldırdılar.

Şimdilerde genç nesil içinde bir tek solcu bulamazsınız. Eski solcularda geçmişte yaptıklarıyla avunmaktalar. Cırıltılı plak gibi cırlayıp durmaktalar.

Ellerinde darağacına gönderilmiş üç fidan, faili meçhul birçok aydın insan var. Hiçbirisinin katili bulunamamış(!) Katilleri bulmayanlar da bu ülkeyi yöneten sağcıların yeni versiyonları oluyorlar.

O çekip giden insanların anısına bile sahip çıkan solcular yok. Yönetime talip olan, halkı ikna edecek bir “halk” partisi bile yok. (CHP’den bahsetmiyorum) Birbirlerini yemekten didişmekten başka bir iş yaptıkları yok. Kısacası solcular, kervanı yola sokamıyorlar.

*

“Sosyal demokrat olmanın temel taşlarından birisi, her türlü fikre düşünceye açık olmak, karşıt fikirdeki insanlara saygılı davranmaktır” diye biliriz. Gerçi sağ iktidarların, en önemli ilkelerinden birisi, yandaş sahibi olmak ve yandaşlara torpil sağlamak olarak açık olarak görülmektedir. Böyle olunca da oy vermenin çıkar ilişkileriyle alakalı olduğu bilinen bir gerçektir. Bir de inanç meselesi var, sakız gibi çiğnenen. Sağcıların en iyi bildiği, “bayrak inmez, ezan susmaz” sözü de hep gündemdedir.

“Oyumu veririm size. Beni müdür yapın. Benim çocuğu işe yerleştirin vb.” isteklerle, sandıkların dolduğu taştığı da yabana atılamaz. Bu ülke de siyaset yapanlar yalan söyler, siyaset ciddi bir iş olmaktan nasibini alamamıştır.

Sağcıları suçlayanlar faşist, solcuları suçlamak isteyenler komünist diye bağırırlar ilk önce. Sonuç hiçbir zaman yoktur.

*

Her parti sözcüsü, bilhassa solcular Voltaire’nin söylediği düşünülen, şöyle bir söz kullanırlar.

““Düşüncelerine katılmıyorum, ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim”

Sevsinler bu sözü. Durum hiçte öyle değil. Bizim ülkemizde geçerli olmayan bir söz bu. Ne solcular ne de sağcılar bu sözün anlamını bilmiyorlar.

Günümüzde demokrasi; demokratik yolda ilerlemek, özgürlükleri genişletmek anlamında değil de, merdivenlerden aşağı inmek şeklinde gelişiyor. Solcuların; “Akın var akın Güneşe akın. Güneşi zap edeceğiz. Güneşin zaptı yakın” sözleri sadece güzel bir N. Hikmet şiiri.

Sağcılar da, “7 güzel adam” diyerek, semah dönüyorlar sadece.

Günümüzde gelişen demokrasi içinde; hoşgörü, hak hukuk hiç yok. Ne yönetimler ne de halk, toplumsal ilişkilerdeki olumsuzlukları düzeltmek için, parmaklarını bile oynatmıyor artık. İlgisizlik, fazilet olmuş sanki. Artık konuşarak değil, yumruklarla anlaşmaya çalışan insanların oluşturduğu, ahlak fakiri bir toplum içindeyiz. Yumruğun hangi yönden geleceği belirsiz.

*

“Solcuların üstünde iktidar olamamanın stresi var mı?” Diye sorsa birisi, “yok” derim. Sürekli yanlış yapmaya devam ediyorlar. Sağcıların yaptığını düşündükleri ve eleştirdikleri davranışları en güzel kendileri sergiliyorlar. Kendilerinden olmayanları, hemen infaz ediyorlar. Örnek mi?

Sanki “sanatçılar iktidarı destekleyemezler” kuralı varmış gibi davranıp, bazı sanatçıları hemen infaz ediyorlar. Hep muhalefet olacaklar mübarekler! Muhalefet olmayınca, sanat ta olmuyormuşmuş sanki.

Ülkemizde yüzlerce şarkının bestecisi yorumcusu Orhan Gencebay.

Tek başına her tür şarkının yorumunu yapabilen Yavuz Bingöl.

Bir müzik dâhisi Ferdi Tayfur.

Gelmiş geçmiş en iyi ses İbrahim Tatlıses. (Sanki ondan daha iyi hoyrat okuyan varmış gibi)

Önüne ne koyarsan altından kalkan Mustafa Keser.

Güzel sesli Mustafa Ceceli ve diğerleri…

Bu sanatçılar, Ak partiyi destekledikleri, Sayın Erdoğan’ın yanında olduklarını söyledikleri günden beri yargısız infaz edilmekteler. Solcu geçinenler, her gün bu sanatçıları sosyal sitelerde sallandırıyorlar.

Bu sanatçıların ne anası kaldı ne babası. Küfrün bin bir çeşidi ediliyor. Bu ne ya! Size ne adamın fikrinden zikrinden. ( Bu arada sol cenahta Grup Yorum’un ve Zuhal Olcay’ın başına gelenleri de yazarız.)

Dün bu sanatçıların şarkıları çok güzeldi, şimdi tu kaka mı oldu?

'Yavuz Bingöl'ü de kaybettik Allah rahmet eylesin' tivitleri atanlara bakın hele. Kendileri bulunamayan kayıp solcuların yazdıklarına bakın! Yavuz Bingöl’ün çok umurundaydı sanki.

Sanatçılar birbirlerini çekemezler, bilirim. Biz dinleyicilere ne oluyor bilmem ki!

Ben bu sanatçıların fikirlerine, tuttukları oy verdikleri partilere hiç bakmam. Kendi tercihleridir. Beni sanatları ilgilendirir. Bazıları sol fanatikler gibi plaklarını pencereden atmam. Kasetlerini sobada yakmam.

Orhan Gencebay dinlerim. Ferdi gençlik aşkımdır. Yavuz Bingöl, şimdiki aşkımdır. Mustafa Keser’le hayata gol atarım. Tatlıses ile Dünya’ya “yalan” diye haykırırım. Ceceli güzel ses. Hepsi bu.

Ahmet Kaya’yı, milliyetçi geçinen sağ zihniyet çatal bıçak yağmuruna tuttu. Yılmaz Güney’i sağ zihniyet katil yaptı. Nazım Hikmet’i, Sabahattin Ali’yi sağ zihniyet hapislere tıktı. S. Ali’yi sağ zihniyet öldürttü. Daha çok sayabilirim.

Şimdi bugün günümüzün solcu geçinenleri Ak Partili, Sayın Erdoğan’ı destekliyor diye sanatçı hasadına başlamışlar.

Hani nerede hoşgörü, demokrasi…

Sağında solunda, sağcının da solcunun da değişmeyen zihniyeti değil mi bu?

Sağdan sola, soldan sağa, salla bayrağı.

Nasıl sallarsan salla.

Bizden olanlar bin yaşasın. Bizden olmayanlar cehennemin dibine! Yersen!

Demokrasi çok iyi yol alıyor günümüzde.

Merdivenler yukarı değil, hep aşağıya.

Nedense morgları da hep karanlık zemin katlarına yapıyorlar.

“Bir teselli ver” demeyeceğim. “Batsın bu Dünya” hiç demeyeceğim.

Ha Onur Akın, CHP için şarkılar yapmıştı.

Yavuz Bingöl, bir Onur Akın şarkısı okumuştu, beş yıl önce. Sözleri N. Hikmet ve İlhan Berk’e ait.(İki şiir bir arada)

“Seviyorum Seni”

Arkadaş! Bi sevelim be birbirimizi! Bırakalım şu küfürleri hakaretleri… Kim nereyi tutarsa tutsun da, bir de birbirimizi tutalım.

“Sevmenin sağı solu olmaz.” Diye düşünelim bir de!

Bırakalım şu ucuz sağcılığı ve solculuğu.

“Ellerimizi bırakmayalım.” Diyeceğim ama iki cami arasında kalma ihtimalim çok yüksek.

Bizi ekmek arasındaki kaşar gibi herkes didikliyor zaten.

Olsun be güzelim olsun!

                                                                                      

Şuayipodabasi…

03.08.2018/Kepez/Çanakkale

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Gel kardeşim elini ver bana" "Sevmenin sağı solu olmaz"

Cemile Torun 
 28.09.2018 0:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 421
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1523
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster