Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1527
 

Son ders

Ferhan Şensoy’ un oynadığı bir filmin adı. Uzun zamandan beri izlemek istediğim ama sürekli sonraya bıraktığım filmlerden biri. Hani hayatta hep deriz ya “ Sonra yaparım, sonra izlerim, sonra söylerim…” Yaptığımızda, izlediğimizde, söylediğimizde belki geç olma ihtimalini bile düşünmeyiz bir şeyleri ertelediğimizde. …

Geç izlediğime hayıflandığım filmlerden biriydi Son Ders. İki kelime… Son ve Ders… Ferhan Şensoy’ u şahsen sevmeyebilirsiniz, düşüncelerini, oyunculuğunu… Ama diğer tanınmış pek çok oyuncuyla birlikte oynadığı bu filmde bence rolünün hakkını fazlasıyla vermiş.

Ferhan Şensoy’ un hayat verdiği karakterin adı Saffet. Film, Saffet’ in sevdiği kıza, Seni Seviyorum diyemeden, yağmur altında onu terk edişi ile başlıyor. Siyasi olayların içinde olan Saffet ve dört arkadaşı, tek katlı derme çatma bir evde polisler tarafından kuşatılınca, günün birinde sözleşmek üzere kaçıyorlar hayat’ ın beş bir yanına. Sene 1972… Ve yıllar sonra kaçtığı vakit Hakan Aymaz olan Saffet, yabancı bir ülkede akademik kariyer yapıp üniversite hocası olarak, ülkesine, İstanbul’ a dönüyor. Tabi, aradan geçen yıllarda hiçbir şey aynı kalmıyor. Kimileri savunduğu fikirlere ters hareket ederken, kimileri son nefeslerine kadar savunduğu fikirlerin arkasında duruyorlar.Sıradışı bir öğretmen Saffet Hoca. Tıpkı Ölü Ozanlar Derneğindeki gibi. Yurda aranan kaçak biri olarak geri dönmesinin nedeni amansız bir hastalığa yakalanmış olması, çok az ömrünün kalması ve memleketini bir kez daha görmek istemesi değil aslında. Yıllar önce Seni Seviyorum demeden terk ettiği sevdiğini, Sevimini bulmak. Geç kalınmışlığı telafi etme isteği… Geç kalınmışlık ve telafi… Asla yan yana gelemeyecek iki kelime…

Toplum psikolojisi dersini veriyor üniversitede. Öğrencilerinden biri olan Ulaş, eski dava arkadaşlarından birinin oğlu. Aynı üniversitede okuyan bir kızı seviyor ama bir türlü ona sevdiğini söyleyemiyor. Bir gün Saffet Hoca’ nın odasına ona danışmak için girdiğinde, Saffet hoca’ nın günlüğünü buluyor ve Saffet Hoca’ nın ölüme bir adım kala bir zamanlar sevdiğini söyleyemediği kızı bulmak için İstanbul’ a geldiğini öğreniyor ve kendisi de o kızı, yani Sevim’ i bulmaya çalışıyor. Saffet Hoca’ nın bir zamanlar yaşadığı mahallede araştırma yaparak Sevim’ e ulaşmaya çalışıyor. Ama öğreniyor ki, Sevim belki de Hakan, yani Saffet onu bıraktığı zaman hastalanarak vefat etmiş. Duydukları karşısında üzüntüden yıkılıyor ve üniversitede bir türlü sevdiğini söyleyemediği kıza sevdiğini söylüyor, aynı durumla karşılaşmamak için. Sevdiği kız, üniversitede çevreci eylemlerle ilgileniyor. Bir gün, tutuklanıyor. Tutuklanmayı engellemek isteyen Ulaş, kendisinin de tutuklanmasına engel olamıyor. Ulaş’ ın arkadaşları, yardımcı olabileceği düşüncesiyle Saffet Hoca’ ya haber veriyorlar. Zaten aranan Saffet Hoca karakolda tutuklandığı sırada rahatsızlanarak hastaneye kaldırılıyor. Bir eli kelepçeyle yatağa bağlanıyor. Rahatsızlandığını karakolda öğrenen bir zamanki dava arkadaşları koşarak onu ziyarete gidiyorlar. Ulaş’ ın birkaç arkadaşı, Ulaş ve GEÇ kalmadan sevdiğini söylediği kız hastane odasında. Saffet Hoca, alaycı bir ifadeyle: “ Beni çok özlemişler , o yüzden bırakmıyorlar…” diyor. Saffet Hoca yaşama veda ediyor. Film, Ulaş’ ın üniversitede hoca olması ile bitiyor. Film bitiyor bitmesine de, filmin içindeki bazı sahneler ve bu sahnelerde söylenen sözler bazıları için basit gelebilir ama düşünüldüğü zaman bence oldukça derin anlamlar içeriyor. Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Saffet Hoca’nın kızı ile aralarında geçen bir sahne:

Kızı: 7-8 yaşlarında aşk nedir diye sormuştum sana baba, hatırlıyor musun?

Saffet Hoca: Sen, hatırlıyor musun?

Kızı: AŞK bir kişinin, dünyanın geri kalanından daha önemli olmasıdır.

Saffet Hoca derste öğrencilere söylediklerinden bazıları:

    İlk derste öğrencilerine:

- Kimsenin buradan alınacak derse ihtiyacı olmadığıdır. Ben ders veremem. Gerektiğinde hayat, dersi, bizzat insanın kendisine verir.

- Kabul etmediğimiz bilgilerden uzak durmak o bilgilerin yanlış yönlerini görmemizi engeller.

Ve Saffet Hoca’ nın günlüğünden: “ Hangi sonraya sonra diye bir şey yok. Bugün var. Belki yarın yok.

Herkes kendine göre bir ders çıkarabilir bu filmden. Ben, film bittiğinde vakit kaybı olarak görmedim bu filmi izlerkenki geçen zamanı. Hayatta, hep erteliyoruz, sonraya bırakıyoruz ya, en azından tabi izlemediyseniz bu filmi izlemeyi sonraya bırakmayın. ERTELEMEYİN.. ÇÜNKÜ HAYAT GEÇ KALINMIŞLIKLARI AFFETMİYOR…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 419
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

1999 yılında Ted Kdz Ereğli Kolejinden, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster