Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
552
 

Sözün bittiği an

Sözün bittiği an
 

Yaşam ile ölüm arasında çok ince bir çizgi var. Hayatı yaşarken ölümün hiç gelmeyeceğini sanırız. Ne zaman ki bir yakınımızın kapısını çalınca o zaman varlığını tüm gerçekliğiyle hatırlarız. Bir anda dibe vurur, insan olarak ne kadar çaresiz olduğumuz gerçeği ile yüz yüze kalırız. Ölüm doğanın kanunu, hepimiz için kaçınılmaz bir son. İşte ben de geçtiğimiz günlerde annemi kaybettim ve bu gerçeklerle yüz yüze geldim. Ölüm sadece çok büyük acıları öğretmiyor, beraberinde fark edemediğimiz veya önemsemediğimiz birçok güzellikleri de bizlere gösteriyor. Her eksinin yanında mutlaka artıları da vardır. Önemli olan doğal üzüntümüzü yaşarken bu artıları, güzellikleri görebilmek ve kendimizi yenileyebilmektir. Çünkü ya kendimizi yenileriz ya da hayata yeniliriz.

Yaşama veda ettiğimizde geriye bıraktıklarımızla anılacağız. Geriye ne bırakacağımız bizim elimizdedir. Şu üç günlük ömrümüzde insanları bilerek üzmeye, onurlarını kırmaya, incitmeye değer mi? Mevlana’nın söylediği gibi;

Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol.

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.

Hoşgörülükte deniz gibi ol.

Yaşamda öyle manevi güzellikler bırakmalıyız ki, ardımızdan hep özlemle bahsetsinler.

Artık biliyorum ki yalnız değilim. Kardeşlerim, bir buçuk ay zarfında yapmam gereken çalışmaları bana hissettirmeden benim adıma yapan mesai arkadaşlarım, okulda bulunamadığım günlerde öğrencilerimi paylaşarak ders işleyen zümrelerim, her gün “bugün nasılsın” diye soran arkadaşlarım, her konuda bana destek veren dostlarım var. Hayat baştan sona yaşanıyor ama sondan başa doğru anlaşılıyor. Yaşamda hiçbir şey için geç kalınmış değildir. Sevgi, belki geçmişimizi silemez ama geleceğimizi farklı kılabilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ölüm, kaçınılmaz, çaresi olmayan acı bir gerçek ki; bu acıyı azaltmak ve kat kat arttırmak elimizde.Özellikle de son günlerinde sevdiklerimizin yanında olup son görevimizi yerine getirebiliyorsak ne mutlu bize ama kendimizden bir şeyleri feda edemiyor vefa gösteremiyorsak yada elimizden bir şeyler yapmak geliyorda yapamıyorsak vay halimize işte yakamızı vicdan azabından kurtaramayız o zaman. Ne mutlu sana o son günlerin de hem evletlık görevini yerine getirdin hem işini ihmal etmedin.

FILIZ KILIÇ KALAÇ 
 22.11.2010 9:36
Cevap :
Değerli Filiz Hocam; bizler evlat olarak zamanı gelince üzerimize düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmemiz gerektiğine inanıyorum. Elimden geldiğince hem hastamı hem de öğrencilerimi ihmal etmemeye çalıştım. Yorumuna çok teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  22.11.2010 11:17
 

Samimi bir yazı. Tebrik ederim sizi. Başınız sağ olsun. Annenize Allah'tan rahmet dilerim. Ölüm için bir teselli de Montaigne'den: "Biz varken ölüm yoktur. Ölüm varken de biz yokuz. İnsan ölümle hiç karşılaşmaz." Selam ile.

Can Keman 
 11.11.2010 19:13
Cevap :
Sayın Kutsi Kaya, yorumunuza ve tesellinize teşekkür ediyorum. Selamlar.  12.11.2010 12:23
 

öyle güçlü ki, lime lime ediyor insanı, üzerine yükleniyor, masumiyetini çalıyor; saygı ve sevgilerimle...

Şahin Yamaner 
 11.11.2010 19:06
Cevap :
Sayın Şahin Yamaner; ölüm acısının büyüklüğünü ancak çok sevdiklerini kaybedenler anlayabiliyor. Yitirdiklerimiz nur içinde yatsın, mekanları cennet olsun. Saygılarımla.  12.11.2010 10:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1685
Kayıt tarihi
: 22.01.09
 
 

1986 Bolu Eğitim Yüksek Okulu Mezunuyum. Sınıf öğretmenliği yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster