Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
701
 

Şükretmek İçin Nedenler

Şükretmek İçin Nedenler
 

Merhaba sevgili gönül dostlarımız,

Yüce Allah’tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

Allah'ın, Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Bu haftaki yazımızda sahip olduğumuz nimetlere neden şükretmiyoruz tespitimden sonra nasıl şükredeceğimizin yolunu anlatacağız.

Şükretmiyoruz çünkü hangi nimetlere sahibiz idrak edemiyoruz, çünkü düşünmüyoruz.

Oysa düşünsek nimetlere bol bol şükrederiz. Bu yazıyı yeğenlerimin ilerde düşünüp nelere sahip olduklarının farkına varmaları ve şükretmeleri için yazıyorum…

Tabi öncelikle zalim nefsime sesleniyorum, dileyen nefsimle beraber dinlesin:

Amcacım istediğin zaman istediğin kişiyi cep telefonuyla arıyosun ya, ben senin gibi lisedeyken arkadaşımı ev telefonundan yada jetonlu telefondan arayabiliyordum, tabi evdeyse…

Dayıcım sıkıştığın zaman tuvalete gidebiliyorsan çok çok şükret. Ben dedeni yormayayım diye kendimi hep sıkarım. Zaten hasta ama zorlansa da kendi icadı vinçle kaldırıp klozete oturtuyor.

Amcacım baklava yiyebildiğine şükret. Benim gibi şeker hastaları sadece tadına bakar.

Dayıcım mutfağa gidip bir bardak su getirmeye erinme. Afrika’da çocuklar hergün kilometrelerce yol yürüyüp evlerine birkaç bidon su getiriyorlar. Çok çok şükret.

Dayıcım okula gidebildiğine şükret. Yine o Afrikalı çocuklar hiç okula gidemiyorlar.

Bazen kızkardeşim yedi aylık oğlunun geceleri uyutmadığını söylüyor. Geçen Face’de gördüm, işitme engelli anne baba her gece sırayla nöbet tutyorlarmış, çünkü çocuk uyandığında ağlamasını duyamıyorlar. Duyabildiğine şükret Berrin’im.

Amcacım geçen whatsaptan kandilimi kutladın ya. Biz gençken postayla tebrik kartı yollardık, On günde giderdi. İkimiz de şükredelim. Binlerce ELHAMDÜLİLLAH.

Daha bu maddeler çok uzar gider. Şimdi internetten aldığım şu yazıyla devam edelim:

Sonrasında ise Şubat 2018’de çıkan ikinci kitabımız “Tüm Hastalara Deva Kitabı” dan konuyla ilgili bir Deva yazısı ile yazımızı bitireceğiz.

HalİNİze Şükredİn

Eğer bu sabah sağ olarak uyanmış iseniz, dün tüm dünyada ölen 330 milyon insandan daha şanslısınız.

Eğer bu sabah hastalıklı değil de sağlıklı uyanmış iseniz, şu anda hasta olan 1 milyar insandan daha şanslısınız.

Bir harp tehlikesi ile işkence görmek ihtimali ile sağ kalma korkusu ile ve büyük tehlike ile karşı karşıya değilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.

Kilerinizde veya buzdolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz ve başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa, dünyadaki 3 milyar insandan daha zenginsiniz.

Cebinizde veya bankada paranız varsa, dünyanın en imtiyazlı olan 1 milyar insanı arasındasınız.

Bu mesajı okuyabiliyorsanız, bu demektir ki, okuma yazma bilmeyen 2 milyar insandan biri değilsiniz.

Anneniz, babanız sağ ise ve boşanmamışlarsa, eşiniz ve çocuklarınızla mesut bir aile iseniz, siz bu dünyadaki nadir insanlardan birisiniz.

O halde ne duruyorsunuz, halinize şükredin!..

*********

BİNLERCE ELHAMDÜLİLLAH…

Şükredelim ki Allah nimetlerimizi artırsın. Cenabı Hak buyuruyorki:

“Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım, eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”(İbrahim suresi, 7. ayet)

 

ON SEKİZİNCİ DEVÂ

Ey şükrübırakıp şekvâya giren hasta! Şekvâ(şikayet)bir haktan gelir. Senin bir hakkın zayi (kaybolup gitme)olmamışki şekvâediyorsun. Belki senin üstünde hak olan çok şükürler var, yapmadın. Cenâb-ıHakkın hakkınıvermeden, haksız bir surette hak istiyorsun gibi şekvâediyorsun.

Bediüzzaman Hazretleri bu Devayıgayet sade anlaşılır bir dille yazmış. Şükretmesi gereken insanın neden şikayet etmemesi gerektiğini açıklıyor ve eğer senin bir hakkın yendiyse ondan şikayet edersin, nedir bu sürekli şikayetin, demek istiyor. Sen daha şükür borcunu ödemedİnkİşİkayet edesİn, diyerek bu devada bu konuyu aşağıda sade, güzel bir anlatımla açıklayacak.

Sen, kendinden yukarımertebelerdeki (derece)sıhhatli olanlara bakıp şekvâedemezsin. Belki sen, kendinden sıhhat noktasında aşağıderecelerde bulunan biçare (çaresiz)hastalara bakıp şükretmekle mükellefsin. (sorumlusun)Senin elin kırık ise, kesilmişellere bak. Bir gözün yoksa, iki gözüde olmayan âmâlara (kör)bak, Allah'a şükret.

Yukarıda bahsetmiştim, 2012’de boyundan aşağıhiçbir kasıçalışmayan kas hastasıdostumu ziyaret etmiştik. Onu görünce halime çok şükretmiştim. Ben kendi başıma tuvalete gidebilecek sağlık için hayaller kuruyordum. O ise, Celal abisi gibi eliyle bardağıtutup kaldırıp çay içebilmeyi…Annesi içiriyordu çünkü.

Evet, nimette kendinden yukarıya bakıp şekvâetmeye hiçkimsenin hakkıyoktur. Ve musibette herkesin hakkı, kendinden musibet (bela, sıkıntı, dert)noktasında daha yukarıolanlara bakmaktır ki, şükretsin. Bu sır bazırisalelerde bir temsille (örnekle)izah edilmiş. İcmâli (özeti)şudur ki:

Mutlu ve huzurlu olmanın yolu şükürdür. Şükretmenin formülünüveriyor. Allah ona zenginlik, bana fakirlik verdi diye şikayet etme, KANAAT ET haline şükret. Bela, hastalık noktasında ise KENDİNDEN DAHA ZOR durumda olanlarıgör, düşün ve çok şükür bugünüme diyerek haline şükret…

6000 sayfalık Risalei Nur’un bazırisalelerinde bu formülügüzel bir örnekle açıklamış, özeti şöyleymiş:

Bir zat, bir biçareyi bir minarenin başına çıkarıyor. Minarenin her basamağında ayrıayrıbirer ihsan, birer hediye veriyor. Tam minarenin başında da en büyük bir hediyeyi veriyor.

O mütenevvi (çeşit çeşit)hediyelere karşıondan teşekkür ve minnettarlık istediği halde, o hırçın adam, bütün o basamaklarda gördüğühediyeleri unutup veyahut hiçe sayıp, şükretmeyerek, yukarıya bakar.

"Keşke bu minare daha uzun olsaydı, daha yukarıya çıksaydım! Niçin o dağgibi veyahut öteki minare gibi çok yüksek değil?" deyip şekvâya başlarsa, ne kadar bir küfran-ınimettir, (nankörlük)bir haksızlıktır.

O kadar güzel anlatmışki Allah razıolsun. Minarenin herbir BASAMAĞINI ömrümüzden BİR YIL gibi düşünelim. Bizi minareye çıkaran kişi, her basamakta bize türlühediyeler veriyor ama tek istediği karşılık, ona TEŞEKKÜR etmemizdir…Örnekle bağdaştırırsak, Allah, ömrümüzün her anında bizi türlünimetlere boğuyor. Ama bırakın şükrederek teşekkür etmeyİ, günah İşleyerek O’na küfür etmİşoluyoruz.

Öyle de, bir insan hiçlikten vücuda gelip (var olup), taşolmayarak, ağaçolmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, Müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp yüksek bir derece-i nimet kazandığıhalde, bazıarızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazınimetlere lâyık olmadığıveya sû-i ihtiyarıyla (kötüseçimiyle)veya sû-i istimaliyle (kötüameliyle)elinden kaçırdığıveyahut eli yetişmediği için şekvâetmek, sabırsızlık göstermek, "Aman, ne yaptım böyle başıma geldi?" diye rububiyet-i İlâhiyeyi (Allah’ın bütün varlık alemini kuşatan hakimiyeti, yaratıcılığıve terbiyesini)tenkit etmek (eleştirmek)gibi bir hâlet (ruh hali), maddîhastalıktan daha musibetli, mânevîbir hastalıktır. Kırılmışelle döğüşmek gibi, şikâyetiyle hastalığınıziyadeleştirir. (artırır)

İnsanın şikayetten önce düşünmesi gerekirmiş. Ben taş, bitki, hayvan değil, insan olarak yaratıldım. Müslümanım, imanım var, türlünimetlere sahibim, demesi gerekirmiş. Evet elhamdülillah, her zaman bunu düşünür halime şükrederim. Afrika’da yamyam, veya Hindistan’da öküze tapan birinin oğlu olarakta dünyaya gelebilirdim. Bunlarıdüşününce nasıl şikayet edeyim, kaldıki şikayet, Allah’ımerhametsizlikle suçlamak olur. Bediüzzaman Hazretleri bu durum, hastalığından daha kötübİr hastalıktır, diyor. Ve bu halinden sürekli şikayet etme durumu, kırılmışelle döğüşmek gibi hastalığınıdaha da artırmaktanbaşka bir işe yaramaz, diyor. 

Âkıl (akıllıkişi)odur ki,

"O kimseler ki, başlarına bir musibet geldiğinde 'Biz Allah'ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır' derler." Bakara Sûresi, 2:156.

sırrıyla teslim olup sabretsin, tâo hastalık vazifesini bitirsin, gitsin.

Akıllıkişi bu ayet gereği, Bu da geçer Ya HU (Bu da geçer Ey Allah’ım) , diyerek sabreder ve hastalığın vazifesi bitince Allah ona şifa verir, diye bitiriyor.

Hastalığın çeşitli vazifeleri vardır. Aşağıdaki 19. Devanın sonunda sayılan vazifelere ek olarak fakirin öğrendiği şu vazifeleri de vardır: Günahlarıaffettirici kefaret, cennetteki dereceyi yükseltici, Kulu gafletten uyandıran uyarıcı, vb…

(BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ(187 8-1960) –RİSAL EİNUR KÜLLİYATI –HASTALAR RİSALESİ)

****

Efendim bu kitapta büyük islam alimi Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin benim gibi engelli ve hastalara büyük moral ve teselli veren Hastalar Risalesi isimli eserindeki 25 Deva’yı, daha kolay anlaşılmasıiçin açıklamaya çalıştık. 

Bu kitabımızda 25 adet Deva yazılarının daha rahat okunmasıve anlaşılmasıiçin üçtür yazıkullandık. 

1 ) ORJİNAL DEVA YAZISI:                           Ey biçare hasta!               (Kalın)

2 ) PARANTEZ İÇİANLAMLAR:       Ey biçare (çaresiz)hasta!             (eğik)

3 ) DEVALARIN AÇIKLAMALARI:     Bu Devada Bediüzzaman Hazretleri…     (Normal)

(NOT: Deva açıklamalarının içindeki bazıönemli cümleleri BÜYÜK HARFLE yazdık.)

Belki ilerde hasta ziyaretlerine giderken hediye olarak çiçek yerine bu kitap götürülecektir inşallah.

Kitabımızıyayınlayan Egemen Yayınlarısahibi Fahrettin Yüksel bey ve fakirin tek isteği okunmasıVE engelli ve hastalara manen şifa olmasıinşallah. Bir hastanın moral bulmasının sevabıbize yeter. Bizim niyetimiz para kazanmak değil, Allah rızası…

İNTERNETTEN KOLAYCA ULAŞMANIZ İÇİN sağolsun FAHRETTİN BEY n11.coma YÜKLEDİ.

(n11.com’u tıklayınca ‘tüm hastalara deva kitabı’ diye aratabilirsiniz.)

İnşallah Allah’a ve ahiret gününe inanan imanlı hastalara moral olacaktır. 

Cenab-ı Allah tüm hastalarımıza acil şifa ihsan eylesin inşallah.

 

Celalin Penceresinden

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 455
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 751
Kayıt tarihi
: 04.09.12
 
 

1973 Konya Ereğli doğumluyum. Selçuk üni. MYO Elektronik bölümü mezunuyum. 1993'e Friedreich Atak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster