Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '17

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1396
 

Suriye'de Irak'da nereye kadar?

Suriye'de Irak'da nereye kadar?
 

akademikperspektif.com


Suriye-Irak serüvenimiz sürüyor. Suriye ve Irak bugün dünya kadar teröristle, haydutla kaynayıp duruyor.
 
Bunlar dini kendilerine göre yorumluyorlar.. Adaleti kendi ölçülerine göre dağıtıyorlar. İnsanlara yine kendi ölçülerine göre davranıyorlar.
 
Bu arada binlerce insanın kellesi kesilmiş; kadınların ırzları tarumar olmuş; insanlar yurtlarından yuvalarından olmuşlar … Bu haydutlara göre bunlar hiç önemli değil. DEAŞ’lı teröristler, artık emniyetin kalmadığı bu bölgelerde kendilerine göre at oynatıp duruyorlar.
 
Bu IŞİD veya DEAŞ ne derseniz deyin, Allah'ın belası adamlar tam bir it oynama çetesi gibi boş buldukları her alanda at oynatıp duruyorlar. Yaptıkları kötülüklerin haddi hesabı yok.
 
Güya kendilerine göre bazı dini hedefleri var. Cihad yapıyorlar ve kafirleri ülkelerinden kovmaya çalışıyorlar ama bu arada kafirliklerin en büyüğünü kendileri yapıyorlar. 
 
Türkiye bu haydut sürüsünü (PKK’yı PYD’yi şimdilik kenara koyduk..) görmemezlikten gelebilir miydi? Sınıra bir duvar çekip; “Allahsızlar bu çizginin ötesinde ne yaparsanız yapın..” diyebilir miydi?
 
Mümkünatı var mı? Hani eskiler ne der :
 
“Komşuda pişer, bize de düşer..” Ama yalnız kokusu değil, kaygısı ve belası da bize düştü. Adamların kendi ülkelerinde saklı kalmayacakları belliydi. Büyük ülküleri vardı. Adeta dünyayı ele geçirmek için hareket ediyorlardı. Yoksa yalnız bizde değil, bütün büyük ülkelerde olan bombalama, terör hareketleri neyin işaretiydi…
 
“Bize karışmayın; karışanın canına okuruz…” gibi bir tehdit ifade her zaman açık veya kapalı olarak geldi. PKK olsun, DEAŞ olsun çok canımızı yaktılar… Çok insanımızın kanına girdiler.
 
Bu nedir? Bu terörizmdir… Hem de uluslararası boyutta değil, arsıulusal boyutta olan bir terör kalkışması.
 
Bundan büyük devletler de korktular da, bir an önce önlem almak için onlar da şu veya bu şekilde bu ülkelerin içine daldılar. Bazen uçaklarıyla, bazen tek tük askerleriyle… Ama hep uzaktan, hep kenardan köşeden hep korkarak. Çünkü global bir savaş demek, o savaş katılan ülkelerin bütçelerinin alt üst olması demektir. Bir savaşı yürütmek her babayiğit ülkenin karı değildir.
 
Peki, DAEŞ bu savaşı nasıl yürütüyor… Onların da açık ve gizli kaynakları olmazsa bu savaşı yürütmeleri mümkün değildi. 
 
Belli ki, DAEŞ’lılar evvel emirde, Suriye’nin Irak’ın petrol bölgelerine sahip oldular ve onları işletmeye başladılar. Musul’u bırakmak istememelerinin nedeni nedir? EL-Bab’ı bırakmak istememelerinin nedeni nedir? Bu yolu aşan petrol kuyularına varabilir..
 
Türkiye bu savaşa önceden belirttiği hedeflerini göstere göstere göstere girdi. Türkiye kendi esenliğini ve güvenliğini sağlamak için bu savaşın içindeydi. Ve bu adamlar Türkiye’nin de güvenliğiyle oynuyorlardı. Türkiye bu kadar şehidi, bu kadar vatan evladını savaş yolunda boşuna mı verdi?  Hayır.
 
Artık bir çizginin arkasında durup yurdunu koruyamazsın. Sana sataşan, gizlenen neredeyse gidip onu orada yakalayıp bulacaksın. 
 
Türkiye kadar bu savaştan etkilenen ülke yoktur. Üstelik Türkiye hem maddi, hem manevi açıdan etkilenmiştir.
 
Neyseki Türk milleti, savaştan, düşmandan korkan bir ülke değildir. Savaşa, vatan savunmasına  güle oynaya gider ve canını seve seve verir…
 
Vatan, millet uğruna canını veren bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi minnetle, saygıyla anıyoruz. Vatan size minnettardır.
 
Uzun bir direnişten sonra El Bab düştü ve Türk kuvvetlerine teslim oldu. Soru şimdi nereye?
 
Çünkü hala düşman bildiğimiz ve bize diş bileyen güçler karşımızda. Belli ki ordu orada durmayacak. DEAŞ geri çekiliyor ama henüz bitmedi. 
 
Tabii bu arada hala belli olmayan sorular var. ABD’leri açık açık kara ordusuyla savaşa girecek midir? 
 
Rusya, alengirli oynamaya devam edecek midir?
 
Bakıyorsunuz adamlar hala Kürtlere en ağır silahları vererek yardım ediyorlar. Amaç ne? Kürtleri kullanmak mı, yoksa o ağır silahların başka hedefler üzerinde kullanılmasına da yardım etmek mi? Hiç belli değil. Belki belli de kimse niyetini açıkça belli etmiyor.
 
Cumhurbaşkanımıza göre “Hedef Münbiç…” 
 
Haritaya bakılacak olursa, Münbiç Tükiye sınırından çok daha aşağılarda kalıyor. Oraya gitmek için zaman zaman Kürt bölgelerinden de geçmek gerekecek.. Peki, nasıl??
 
Münbiç yolu üzerinde Türkiye’nin vatan toprağı kabul ettiği Karakoçak var.. Orası da kurtulacak mı; ne zaman?
 
Bütün bunlar daha uzun süreli bir savaşa hazırlıklı olmamızı gerektiğini gösteriyor. Ayrıca Musul, eski bir Türk kenti, yardım bekleyip duruyor. 
 
Ama bir yerden sonra Irak içlerinde, bir başka güç, İran destekli “Haşdi Şabi” birlikleri hüküm sürüyor. 
 
Türkiye bu durumda ne yapacak?
 
Aslında kimse ne yapacağını doğru dürüst bilmiyor da. Bir tek Türkiye bu iflahsız güçlerle boğuşup duruyor.. ABD, Rusya bomba atıp dursun… Bir savaş öyle kazanılmaz ki.
 
Ordumuz bilir. “Zafer piyadenin süngüsünün ucundadır.” 
 
Başka söz yalan. 
 
Görelim bakalım Mevlam neyler; neylerse güzel eyler..” deyip susalım.
 
NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel ve anlamlı ve de düşündürücü yazı..Bataklığa gömülüşün ilk adımları olma inşallah El Bab..

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU 
 27.02.2017 16:07
Cevap :
İşte böyle kendi kendimize düşünüyoruz ama yetmiyor. Çünkü işler çoğu kez mantıklı düşünmenin ötesinde olup bitiyor. Tabii bu arada canlar alınıp veriliyor... Keşke her şey El Bab viranelerinde bulunan kedi kadar güzel olsa.. Saygılarımla.  27.02.2017 20:41
 

Erdal hocam, Irak fiilen; Şii, Kürdi, Sünni bölgelere ayrılmış durumdadır. Suriye'de; Golan tepeleri, Nusayri, Kürdi bölgelere ayrılma sürecini yaşıyor. Türkiye pozisyon alma çabasındadır. Sonuçta IRAK ve SURİYE'nin dağılmasıyla; İran, ABD ve Suriye inisiyatifinde olacak devletçikler veya eyalet çikler oluşacaktır. bu durumda Türkiye'nin ABD, Rusya ve İran'la diplomatik uzlaşma sağlayarak pozisyon alması gerekir ama...

Kadri KANPAK 
 26.02.2017 11:52
Cevap :
Öyle görünüyor ama gerçekten bölünmüş müdür, o da kuşkulu.. Çünkü devam edip giden bir savaş var ve her an sınırlar yer değiştiriyor. Sanırım yakında artık DEAŞ belası eriyecek ve ortaya yeni durumlar çıkacak.. Bu zamanda böyle, elde silah meseleleri çözümlemeye çalışmak ne kadar ayıp bir şey.. Fakat insan cahilliğinin de sınırı yoktur. Saygılarımla.  27.02.2017 20:44
 

Bu konuda daha önce sunduğum yorumda, sürçü lisan etmişiz. Sehven kullanılan Türk ordusu Suriye'den ve İran'dan derhal çekilmelidir ibaresinin, aşağıdaki şekilde düzeltilmesini saygı ile istirham ediyorum. İran, Türkiye'ye verdiği ültimatomda, Türk ordusunun derhal Irak ve Suriye'den çekilmesini talep etmiştir.

Refik Başdere 
 25.02.2017 20:07
Cevap :
Sayın Başdere; İran ne halt ediyor. Kendilerine resmen egemenlik bölgeleri oluşturmaya çalışıyorlar. Zaten, Irak hükümeti baştan beri İran etkisine girmiş gibi gözüküyor. Ya biz...? Bilemiyorum. Herhalde kimsede bilemiyor. "Öz savunma" diyebilir miyiz? Yoksa onu artık aştık mı? Her şey görece; paradoksal ve kişiye bağlı herhalde. Saygılarımı sunuyorum.  27.02.2017 20:48
 

Değerli hocam, öylesine büyük ve giderek, endişe veren bir kaosun içindeyiz ki, sormayın. Taraf olarak gördüğümüz aktörler, ne yazık ki, sürekli aleyhimize ifadeler, açıklamalar ve tavırlar ortaya koyuyorlar. Rusya, PYD ve PKK ile Moskova'da görüşmeler yaparken, Rus Dışişleri Bakanı, PYD ve PKK'yı terör örgütü olarak görmediğini deklere ediyor. Amerika bir taraftan, Türkiye ile ortak bir operasyona katılacaklarını ve terör kaynaklarını kurutacaklarını açıklarken, diğer taraftan, ağır silahlarla donattığı PYD ve PKK'ya destek verme çabalarının sona erdirilmesini öneren, Türkiye'ye ne gibi bir yanıt verdiğini henüz anlayabilmiş değiliz. Aktörlerden diğeri olan İran, Türkiye'nin derhal, hem İran hem de Suriye'den çıkması yolunda, verdiği ultimatomlerle, tedirginlik ve üzüntü yaratıyor. İşimiz pek zor.Allah zavallı askerimizi korusun. Saygı ve selamlarımla. Refik

Refik Başdere 
 25.02.2017 2:47
Cevap :
Belli ki küffarın içine yalın kılıç daldık... Ama nereye gidiyoruz? Gerçek amacımız ne... Kimse bilmiyor. Belki bilenler varda bize bildirilmiyor. Türk ordusunu bıraksan sonuna kadar gider... Gider de ne olur? İşte bunu bilmiyoruz. Kazancımız ne olacak, bu açıkca okunabilmeli ama burada bir eksiklik var. Mehmetçiklerimize Allah yardım etsin, Allah acısın.. Ve biz büyük Türk milleti olarak bütün bu olanları seyrediyoruz. Dileriz daha büyük belalara gark olmayız. Saygılarımı sunuyorum.  25.02.2017 17:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2728
Toplam yorum
: 9901
Toplam mesaj
: 234
Ort. okunma sayısı
: 583
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster