Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
788
 

Tanrı'yı oynamak

Tanrı'yı oynamak
 

Platon'un "Devlet" adlı yapıtıyla Th. Morus'un "Utopia" eserinde ulaşılmaya çalışılan insan doğası ile ideal düzenin arasındaki uyumun sağlanmasıydı. Bunu sağlamak için de insanın eğitilerek, ideal topluma ulaşılacağı düşünülüyordu. Platon'a göre doğuştan mayasında altın ve gümüş özelliği olan çocukların eğitimine yapılacak sistemli katkılarla en ideal devlet ve toplum düzenine ulaşmak mümkündü. Morus'da da benzer görüşler savunuluyordu. Aslında konumuz Platon ve Morus'un görüşlerini tartışmak ya da irdelemek değil.

Bugün bir gazetenin Pazar ekinde bir araştırma yazısında hastalıksız, genleriyle oynanmış bir bakıma üstün çocukların yaratılmasında ülkemizin de oldukça ilerleme kaydettiğini okumam, bilim adına yüzümde bir tebessüm oluşturmakla beraber etik ve gelecek açısından beni oldukça endişelendirdi. Aldous Huxley'in "Brave New World" adlı kitabını bir çoğunuz okumuş ya da en azında değindiği konular hakkında bilgi sahibisinizdir. Gen teknolojisinin ulaşabileceği en son noktayı olağanüstü bir anlatımla aktarıyordu yazar bize eserinde. Üstelik yaşadığı çağın bilimsel verileriyle.

İlk bakışta oldukça masum görünen yani çocuk sahibi olamayanlara bu şansı vermek, genlerinde çeşitli kalıtımsal rahatsızlıklar taşıyan ailelerin gelecek kuşaklara bu hastalıkları taşımalarını engellemek ya da zihinsel sorun yaşayacak embriyonların baştan elenip sağlıklı olanların dünyaya getirilmesi gibi son derece iyi niyetli düşünceler. Şunu sormak isterim: Acaba Nobel ya da Einstein bazı çalışmalarının doğuracağı sonuçları bilselerdi bilim adamı egosuna yenilip yine de çalışmalarına devam edip sonuça ulaştırır mıydılar?

Masum istek ve düşüncelerle başlıyan bu çalışmalar gelecekte, savaşacak üstün askerler, olağanüstü yetenekleri olan dolandırıcılar, katiller, güzellik kavramını yeni baştan yazdıracak ve günümüz kavramlarıyla betimlenemiyecek güzellikte insanlar ve tabi ki çirkinler bir başka deyişle kaderleri labarotuvarlarda belirlenmiş ve yaratılmış en üstün insanlar, daha az üstün olanlar, biraz daha az üstün olanlar ve en az üstün olanlar. Bir de bu tüm üstün insanlara hizmet etmesi gereken bizim gibi annemiz ve babamızın tamamen kişisel gayretleriyle yaratılmış çatlak patlak idare edenler. Yok ama ben anlamam, bilimin gelişmelerine sınır koyamayız ve eğer gerekiyorsa üstün insanlar yaratılır deniliyorsa o takdirde Hitler'e hiç kızmayalım. Adamdan üstün Germen ırkının yaratılması idealleriyle bir kaç milyoncuğun yok edilmesinin hesabı sorulmasın. Sakın o deliydi demeyin bana. Onlardan çok var bu dünyada. Mutlaka yenileri de gelecektir. Ateist, deist ya da teist olabilirsiniz ama ne olursanız olun kimsenin Tanrı'yı oynama hakkına sahip olduğunu sanmıyorum ya da buna izin vereceğinizi.

Kutsal kitaplarda da geçen Babil efsanesini hatırlatırım size. Sonunda Tanrı yeryüzüne inip "İnsanların dilini öyle bir karıştıralım ki bir daha asla birbirlerini anlamasınlar." demiş. İşte dünyada bu kadar çok (6000 civarında olduğu düşünülüyor) dilin olmasının sebebi de bu efsane. Yakında yeniden yeryüzüne inip bir başka ceza verirse çok da şaşırmam. En fazla ben arkadaşları uyarmıştım derim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Serhat Bey, yazınızı okuyunca aklıma kozmetik ürünler geldi. Bugün kullandığımız kozmetik ürünlerin büyük bir kısmı, kamplara kapatılmış Yahudi' lerin üzerinde, canlıyken yapılmış deneylerin sonucunda ortaya çıkan "BİLGİ" nin ürünleriymiş. Ölü ya da uyutulmuş deneklerde, aynı sonucu elde edemediklerinden, bu yola baş vurmuşlar. Çünkü insan derisinin böyle bir özelliği varmış. Sizin anlayacağınız, güzelliğimizi, birazda bu vahşete borçluyuz. Esen kalın. Sevgiler. Ali Nail.

Ahmet Güüreşçioğlu 
 05.04.2007 17:27
Cevap :
Haklısınız. Özellikle de kozmetik ürünlerinin üretiminde insan ceninleri, hayvanlar çok yaygın olarak kullanılmakta. zaten insan oğlu kant'ın da dediği gibi doğa ve akıl varlığı. İşte bu duallik içinde bazen vahşileşip doğal, bazen de akıl yolunu seçip mantıklı insanlar oluyoruz. Sonuç ben dahil hepimiz bir sürü kozmetik ürünü kullanıp vahşete katkıda bulunuyoruz.  05.04.2007 20:54
 

:))… Uyardığın insanlar “ Yok yaa! Ne zaman uyarmıştın?” derlerse Tanrı huzurunda kurulan sorgu heyetinde, ben tanığın olarak “ Valla billa iki gözüm önüme aksın ki demişti. 2007 nin 25 mart’ı öğle sularında” derim.. Ehh benim tanıklığımı pek kabul edecek gibi görünmese de Tanrı, senin için bi şansımı denerim sevgili Dostum..:))

Ömer Sebahattin Çetin 
 25.03.2007 16:35
Cevap :
:)))))))) Senin gibi dostlar oldukça Tanrı'nın huzurunda bile sırtımız yere gelmez evelallah... Sağolasın...  26.03.2007 1:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 1134
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1771
Kayıt tarihi
: 24.10.06
 
 

Emekli Deniz Öğretmen Subayım. Felsefe ve yabancı dil eğitimi üzerine çalışmaktayım. Yazmak ise b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster