Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '18

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
108
 

Tecavüzcüleri İhbar Ediyorum!

Tecavüzcüleri İhbar Ediyorum!
 

Son günlerde siyasi çevrelerden tutun da yazılı basına ve sosyal medyaya kadar her yerde, haklı olarak bizi derinden yaralayan çocuk kaçırmaları ve tecavüzleri konuşuluyor. Zulme uğrayan  “masum” bir yavru olunca, ister istemez insanların bir taraftan acıma ve şefkat duyguları tahrik olurken, diğer tarafta hiddet ve öfke duyguları da galeyana geliyor.

 Buraya kadar her şey normal… İnsanı olan ve insana yakışan bir tepki. Ne güzel!

Ancak madalyonun bir başka yüzü daha var ki, herhalde bize özgü bir garabeti yansıtıyor. Çünkü konu toplumsal ilgiye mazhar olunca, maalesef kullanılmaya, sulandırılmaya ve reklam malzemesi yapılmaya başlanıldı. Bakıyorsunuz reklam şirketleri, firmalar Leylaların hakkını korumak(!) için yürüyüş düzenlemeye, Eylüllere yapılan zulme karşı “haykırmak”(!) için bildiri yayınlamaya başladılar. Tüm toplum bir anda ahlak abidesi kesilmeye, ‘masumlara yapılan bu zulme’ “hayır” demek için gruplar kurmaya, ortak hareket etmeye başladılar.

Toplumumuzu tanımayan ve dışarıdan bizi takip eden bir yabancı bu durumu görse ister istemez aklına şu soru gelecektir: Madem, bu toplumun yedisinden yetmişine, siyasisinden, iş adamına, sanatçısından filim yapımcısına kadar her kesimi masumlara yapılan bu işkenceye bu kadar tepkilidir, bu olayları kim yapıyor, peki?

Evet, zulme, tecavüze, haksızlığa bu kadar tepkili(!) bir toplumda masum çocuklara yapılan işkenceleri kim yapıyor?

Ya bu tepkiler sahici değildir, yani reklamdır, reytingdir, “beğeni” almaktır, “yorum” almaktır, popülariteyi artırmaktır, gündemde yer almaktır, gündemi değiştirmektir. Ya da bu toplumun başka bir sorunu var.

Bunun için öncelikle olayı iyi analiz etmek gerekir.

Psikolojide Pedofili olarak tanımlanan bu vahşetin sebebi biyolojik, psikolojik ve sosyolojik faktörlere bağlıdır. Öncelikle biyolojik ve psikolojik nedenlere bakalım. Uzmanlara göre, cinsellikle ilgili sapmalar,  insan gelişimi için kritik bir süreç olan çocukluk deneyimlerinden kaynaklanır. Pek çok vakada da, cinsel istismarcıların, çocukluklarında yaşadıkları travmatik deneyimlerin izlerini taşıdığı görülmüştür.  Cinsel içgüdüleriyle “çocuklara karşı cinsel yönelimi olan” pedofilili sapkınlarda “vampir sendromu” yaygındır, yani filmlerde bir kişi vampir tarafından ısırıldığında nasıl vampir oluyorsa, çocukluğunda cinsel istismara maruz kalan “mağdur” kişi de gelecekte çocuk istismarcısı bir “zalim” olabilir. Buna “geçmiş travmanın kendini tekrar etme zorlantısı” adı verilir.

Daha açık bir biçimde ifade edersek, pedofillerin, çocukluklarında istismara uğramış olmaları muhtemeldir. Çocukken, bu durumu kontrol etme yetisinden yoksun olmalarından, çocuklara cinsel saldırılarda bulunarak travmaları yeniden yaşamak isterler ve bunda usta olma amacı taşırlar. Tam bir rol değişikliği yaşamaları, onları üst seviyeye çıkarır ve mağdur rolünde olmalarını engeller.

Bunun için çocukların ileride bir canavara, tecavüzcüye dönüşmemesi için çevreden ve tecavüzcülerden korumak birincil görev olmalıdır.

Vahşetin bir de sosyolojik nedenleri var. O da toplumun farklı boyutlarda olsa “masumlara tecavüzü” normalleştirmesidir ve hatta bizzat kendisinin uygulamasıdır. Çünkü toplum her ne kadar tecavüze bu denli tepkiliyse de, aslında kendisi de her gün tecavüzlere göz yumuyor. Masumların hakkına tecavüz ediyor: Patronsa iş yerinde işçinin hakkına, esnafsa müşterinin hakkına, şoför ise trafikte diğer araçların hakkına, komşusunun hakkına vb. tecavüz edebiliyor. Toplumun bir kesimine yapılan haksızlıklara, “bana değmeyen yılan bin yaşasın” mantığı ile yaklaşıp sessiz kalabiliyor. Korkup, saklanabiliyor.

Bunlara karşı duyarlı olmayan bir toplumun diğer tecavüzlere karşı da duyarlı olması beklenemez. Şimdi timsah gözyaşları dökmenin de kimseye bir faydası yoktur.

Tecavüz, haksızlık kimden gelirse gelsin ve hangi alanda olursa olsun hak, hukuk ve adalet konusunda aynı tepkiyi vermeyen bir toplumdan çocuk tecavüzlerine karşı da samimiyet bekleyemeyiz. Çocuk tecavüzlerinin sona ermesini istiyorsak, başta bizler, yani günlerdir kınama yayınlayanlar, idam isteyenler, asıp kesenler, hak ve hukuka tecavüz etmemeliyiz. biziz.

Başkasının hak ve hukukuna özen göstermeyenleri, duyarsız kalanları ihbar ediyorum! Bunlar da suçludur.

 

Burcu ERSÜ, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 308
Kayıt tarihi
: 18.10.17
 
 

1963 yılında dünyaya geldim. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster