Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
73
 

Telli Turnalar..

'Saçları kara yârim, her sabah tara yârim,

Tellerinin içinde, gönlümü ara yârim..'


.  .  . 


Kaçağım..

Kaçak olduğuma göre, bıyıklarım henüz terlemiş.. Düşsoyu ütopyamızın ardısıra çarpık bacak koşarken, memlekete gelmişim zor bela, yaklaşık 14 ( Yazıyla Ondört ) aydır görmediğim anamı, elinde file torba ile pazar alışverişine giderken görmüşüm, bakıp - bakıp iç geçirmişim ama yanına varıp kokusuna kanamamışım, içim nâr-ı hâr..

Dostlar bulmuş beni, sağım solum dost.. "Bir köye gidiyoruz, gece çıkarız şehirden, oradan Toroslar.." demişler, "Tamam.." demişim usulca, ne diyeyim ki? Daha doğrusu, ne diyebilirim ki?..

Kolay mı! Bırakıp gideceğim herşeyi, yerim - yurdum, anam, kardeşlerim, babamı henüz vermişim aç gözlü turâba onca hasretliğin ardından, sevdâ yok o ara, sevdâlık yok çünkü; Devrimciler Aşık Olmaz! Böyle belletmişler, daha bunun yalan olduğunu ne duyacağım, ne de bizzât yaşayacağım, bildiğim dostlar böyle diyor, inanmışız, eyvâllah!

Mersin - Silifke'ye geliyoruz, vakit akşama yakın, önce zula bir yerde park ediyor araba, geliyorlar gidiyorlar.. Ben ellerim dizlerimin üstünde kapalı arabanın arka koltuğunda oturuyorum.. "Tahtacı köyü burâ.." diyorlar, "Onlar iyi insanlar.." onlar kim, tahtacı ne demek, dimâğım kendi kısırdöngüsü içinde kıvranıyor hâbire, "Ben de Alevi bir ailenin ilk çocuğuyum.." demek istiyorum hâykırarak, susuyorum yine içime, biteviye..

Tek bildiğim, tek gördüğüm; kaldırımları bile bembeyaz kireç boyalı bir mahalle.. Asmalar var bir de, neredeyse her bahçe duvarının üstünden yola, zamana, insana ve mekâna kontrast olsun diye yaratılmış cânımın içi asma yaprakları..

"Tamam gardaş.." diyorlar sonra yanıma gelip, korkuyorum hala, çıplağım!
A
lmışlar elimden soğuk yoldaşımı, nerede bilmiyorum yârenim, ama çıplağım..

Arabanın kapıları kapanıyor, gözüm yerde, gözüm o saf kireç beyazında.. Bir avlu kapısı açılıyor, içeri giriyoruz, bir tuvalet molası, sonra arka bahçe.. Duvarlar kireç, hem sarılıp ağlayacağım kadar güzel saf bir beyaz, hem de mide bulandırıcak kadar zâlim bir beyaz, gözlerimi yine yere çeviriyorum. Geliyorlar, gidiyorlar, benden basit âlalede bir paket gibi bahsediyorlar; "Teslim ederiz, teslim alırlar!.."

Lan benim adım var!
Anamı büyük ihtimalle son kez gördüm bugün, o da 60 - 65 ( Yazıyla Altmış - Altmışbeş ) metre öteden, ki o mesâfeden seziliyordu gülyüzünün hüznü! Daha yaşım yirmi değil benim, aşık olacağım daha, sevileceğim, baba olacağım, kızımın saçını tarıyacağım!

Hakkımda planları bitiyor nihayet.. Çay, sigara hiç durmuyor, sonra biri kalkıp içerden bir saz getiriyor, kapının üstündeki tek göz sarı ampule de nur getiriyor o arada.. Sonra sigaralardan bir nefes daha çekiliyor sözleşilmiş gibi aynı anda, saz başlıyor ve ben saza aşık oluyorum, kocaman bir divan sazı. Çalan adam kısa, parmakları zor yetiyor ama öyle güzel çalıyor ki..

"Keşke sktirip gitmek zorunda kalmasam da, ben de böyle bir saz alsam.."

O sırada sazını çalan dost, ibâdet edercesine; 
'Aşağıdan gelen de telli turnalar, içinizde telli turnam yok benim..'
 diyor, ciğerleri delercesine..
'Yârenden yoldaştan soran olursa, yine sol yanımda derdim çok benim..' diyor sazıyla konuşarak..

L
an! Kapatın şu ampulü, kırın! Aşık olamayan devrimci ağlayacak yoksa.. Duymuyorlar iç sesimi, ben de ampulün koyu sarı kısmına düşürüyorum gözyaşlarımı, görmüyorlar..

'Gârip ölüsüne de, ağlar bulunmaz,
Hangine yanayım da, derdim çok benim..'

O sene, o yaz gecesi, o saat karar veriyorum, bir gün sazım olursa, bir gün râhmetli babamdan dolayı, ölü etine dokunmaktan korkar gibi korktuğum saza dokunmaktan kurtulabilirsem, Hocam Ahmet Günday 'ın dediğini hatırlayıp; "Sen iyisin, iyisin sen.." diyebildiğim gün bu türküyü çalacağım ilk!

'Siyah saçın örmezler, seni bana vermezler,
Gel beraber kaçalım, karanlıkta görmezler..'

Türkü hızlanıyor, yol hazırlıkları bitiyor, türkü bitiyor, kalkıyoruz.. 

 

.  .  . 

 

Ve tâa seneler sonra, saçım aklaşmaya yüz tutarken bir hıdrellez günü, doğum günü mâhiyetinde bir sazım oluyor saçlarını taramaya doyamadığımın minik ellerinden.. Korka - korka dokunuyorum, önce basit, gençliğimden çıkardığım ezgiler, sazıma alışıyorum, o da bana, evdeki canlar her ikimize..

Ve bugün cesaret ediyorum, bunu çalmaya..

'Gidiyorum gâyrı da, gül benzim soluk,
Od düştü sineme, yanıktır yanık..
Ölüm Allah emri de, zâlım ayrılık,
Hangine yanayım da, derdim çok benim..'

Bilmem kaç sene sonra elime aldığım saz ile, bilmem kaç sene önce kendime söz verdiğim türkü birleşiyor..

Odamın ampulü sarı, o günkü gibi!

Ama, göğsümü gere gere dökülüyor yaşlar sazımın üstüne..


Tam olmuşum, tam kalacağım..


25.Mayıs.2020
Kerem Porazan

 



Dipnot : 
https://www.youtube.com/watch?v=zXdcXqfFQ3I

Ohannes bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 12845
Kayıt tarihi
: 17.12.09
 
 

İmgelemelik 'ten düştüğü 6.Mayıs.Bindokuzyüz... ~ fi tarihinden bu yana; Sonsuzluk 'da insan.. Yüre..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster