Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
2076
 

Tevfik Fikret'in dramı - 4

Tevfik Fikret'in dramı - 4
 

Tevfik Fikret'in sığınağı AŞİYAN... r:alıntı


IV

TEVFİK FİKRET’İN SON YILLARI

İttihat ve Terakki'yi destekleyen Tevfik Fikret, 24 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilan edilmesini coşkuyla karşıladı, “Rücu” ile “Doğan Güneşe” adlı şiirlerini bu sırada yazdı.

RÜCU (DÖNÜŞ)

“O mel’anet gecesinden uzaktayız şimdi

Karıştı leyl-i musîbet leyâl-î nisyana,

Açıldı gözlerimiz bir sabah-ı rahşâna.

Sen, ey muhiti teceddüd, o leyl-i menhûsun

Seninle nisbeti yok; sen şereflisin, ulusun.

Ne sis yüzünde, ne zül; bil’akis sefâ ve vakar

Doğan güneş gibi sâfi bir infilâkın var.”(17)

Aynı yıl, arkadaşlarıyla Tanin gazetesini çıkardı ve eski Servet-i Fünun’cularla beraber çalışmaya başladı. Gazetenin, programından sapıp, vaadettikleri hak ve özgürlükleri kısmaya yönelen İttihat ve Terakki Fırkası'nin organı durumuna gelmesi üzerine Fikret düş kırıklığına uğradı ve kendisine Maarif Nazırlığı (Milli Eğitim Bakanlığı) önerilmesine rağmen gazeteden ayrıldı. Maarif nazırı görevine getirilen Abdurrahman Şeref'in çağrısıyla, Galatasaray Lisesi'nin müdürü oldu ve bir süre önce yanmış olan okulun onarımını üstlendi. Bu arada, toplantı salonunu mescitin üstüne yaptırdığı gerekçesiyle muhafazakâr basının ağır eleştirilerine uğradı. O günlerde 31 Mart Olayı patlak verdi. Fikret, olayı protesto amacıyla önce kendini okulun kapısına zincirle bağlattı, ertesi gün de istifa etti. Ancak öğrencilerin ve Maarif Nazırı Nail Bey'in ısrarlarıyla tam yetkili olarak göreve döndü. Ama sekiz ay sonra, yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi'yle anlaşamayarak bir daha dönmemek üzere Galatasaray'dan ayrıldı. Darülmuallimin ve Darülfünun'daki görevlerinden de istifa etti ve yeniden Aşiyan'a çekildi. Artık, İttihad ve Terakki iktidarına da muhalif olmuştu. 1912'de meclisin kapatılması üzerine, bu olayı meclisin 1878'de (Hicri tarihle 1295'te) kapatılmasına benzeterek "Doksan Beşe Doğru" şiirini yazdı. Bunu "Han-ı Yağma" ve son şiiri "Sancak-ı Şerif Huzurunda" gibi şiirler izledi. Mehmet Akif, 1912'de “Süleymaniye Kürsüsü” adlı şiirinde Fikret'i Protestanlara Zangoçluk etmekle suçladı. Bu bir bakıma, Fikret'in iki ay kadar önce yazdığı Han-ı Yağma adlı hicvine karşılık gibi görünse de, aslında bu şiir için değil, “Tarih-i Kadim” şiiri (18) ve oğlunun Hristiyanlığı benimsemesine karşı bir tepkiydi.


Han-ı Yağma

Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!(19)

Sadece Robert Kolej'de çalışan şair, aşırı üzüntüler sonucunda ağır bir şeker hastalığına yakalandı. 1914'te sağlığı iyice bozuldu. Balkan ve Trablusgarp savaşlarından yorgun çıkan Osmanlıların Almanların yanında savaşa girmesi hoşuna gitmedi. Yıllar geçtikçe İttihatçılar ile arası iyice açıldı. Bu arada, 1914'te çocuklara seslendiği Şermin adlı kitabı yayımlandı.(20)

Özel yaşamında da katı bir ahlâk anlayışını sürdürüp, kusursuz bir aile babası olan, çevresindeki kaypaklık ve çıkarcılıkları hoş görmeyen şair, bu nedenle de pek az insanla dostluk kurabildi. Acı kaybı, kayınpederinin derin üzüntüsü, ülkenin içinde bulunduğu deprem ruhunda yine fırtınalar estirdi ve son şiirini bu duygularla yazdı.

Sancağ-ı Şerif Huzurunda

Ey rayet-i Peygamber, ey ümmid-i ahiri
Milyonla kulubun;
Ey nefha-i gaybiye-i nusret, ki safiri
Vecd- aver olur ruhuna şarkın ve cenubun;
Kudsiyyet-i feyzinle açıl, rengini göster,
Varsın soluk olsun

Bir hahzacık ey seyf-i cihad, oyna kınından,
Aksın koyu kanlar;
Vadeyliyor Allah, olacaktır sana kurban
İslam’a ihanet düşünen can-ü cihanlar.

Gafil medeniyyet, seni en sonra muhakkak
Hüsran ile tetvic edecek akl-i tebahın

Allahına şükret:
Şükret ve maasine olup taib-ü nadim,
Haktan talep-i ecr-i cihad et... Ne saadet,
Rabbin ne saadet ki, bugün din uğrunda
Emvalimi verdim;
Rabbim ne saadet, ne saadet ki yolunda
Emvalimi, eşgalimi, amalimi verdim.

Artık yürürüm... avn-i Hüda meşal-i rahım,
Biazm-ü iradet;
Peygamberimin sancağı oldukça penahım.

Elbet benimdir ebedi savn-ü selamet
Artık yürürüm... Yıldırım insin beni yakmaz,
Boğmaz beni tufan;
Ben hıfz-ı melaikteyim, elbette bırakmaz
Onlar beni düşmanlara, yoktur buna imkan.
Gözler yumulu, sine açık, can müteselli,
Vicdansa pür-ümmid.

Ben Rabbime doğru
Her an müteveccih, mütevekkil ve saburum,
Ölsem de ne mutlu bana, kalsam da ne mutlu!

1915 (Son Şiiri)(21)


Tevfik Fikret


19 Ağustos 1915'te öldü ve Eyüp'te aile mezarlığına gömüldü. Vasiyetine uyulup Aşiyan'a taşınması için 1961'deki doğum yıldönümünü beklemek gerekecekti.(22)


Şiirimize Avrupa ruhunu ve çeşitli yeni konuları getirerek, edebiyatımızı şekil ve ruh bakımından yenileştirdi. Nazım dilini her türlü fikir ve konuyu ifadeye elverişli, nesre yakın bir hale getirdi. Bugün şiirimizde ayrı ayrı akımlar halinde görünen tarzların ilk mısralarını o verdi. Örneğin Ahmet Haşim’i, Yahya Kemal’i, Mehmet Akif’i ayrı ayrı kollardan O’na bağlamak zor değildir. Bu yüzden modern şiirimizin babası olarak Tevfik Fikret’i göstermek yanlış olmaz.(23)


DİP NOTLAR

17-Bernard Lewis : Modern Türkiye’nin Doğuşu, s.210, Ankara – 1988

18-Tevfik Fikret’in Hayatı : http://www.edebiyatogretmeni.net/tevfik_fikret.htm

19-Tevfik Fikret : www.antoloji.com

20-www.hikayeler.net

21-www.antoloji com

22-http://edibane.tr.gg/Tevf&%23305%3Bk-Fikret-Hayat&%23305%3B-Sanat&%23305%3B-ve-Eserleri.htm?PHPSESSID=ce0ca7e2e5e0a312032b4d35a4405c0a

23-Vasfi Mahir Kocatürk : Türk Edebiyatı Tarihi, s.708

./....
NOT: Daha iri harflerle okumak ve kopyalamak isteyenler, www.aytendirier.com siteme başvurabilir
.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"İstanbul Amerikan Robert Lisesi veya eski ismiyle Robert Kolej, Amerika Birleşik Devletleri sınırları dışında kurulan ilk Amerikan okulu ve Christopher Robert tarafından 1863'te kurulmuş. Tam 40 yıl bu okula ne müslüman öğretmen alınmış, ne de öğrenci. Oraya giren ilk Türk öğretmen Tevfik Fikret'tir. Ve okula alınan ilk müslüman öğrenci de Tevfik Fikret'in oğlu Haluk'tur. O da okuldan hıristiyan olarak çıkmıştır." Bu bilgiler geçenlerde bir TV kanalında verildi T. Fikret'e hakaret içeren bir tavırla... Sizce Haluk neden papaz olmak istedi? Teşekkürle, selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 06.03.2011 19:34
Cevap :
TV'da program yapanlar bir türlü ortalamayı tutturamıyor, dizilerde bile. Kendi kafalarında ne geçiyorsa onu aktarıyorlar."Tevfik Fikret'in Dramı" serisini bir sitede O'nu dinsizlikle suçlayanlara karşı yazdım. Çok kişi yazının etkisiyle fikir değiştirdi. Sorunuza gelince: Osmanlı İmparatorluğu’nda örgütlenmek isteyen Hıristiyan Misyonerleri de, once teoloji alanında eğitim veren okullar kurmak istemiş, başarılı olamayınca, temel bilimler alanında eğitim veren kolejler kurmuştu. 1915 yılında Osmanlı coğrafyasında, Hıristiyan Misyonerleri’nin Amerika’daki en büyük örgütü American Board’a bağlı 600'den fazla okulu vardı.Amerikan Kolejleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasında önemli roller oynadı. O yıllarda Fikret'in evrensel düşünceleri işlerine geldiği için O'nu aldılar. Oğlu da aynı ortamda yetişti ve babasının boş bıraktığı manevi yüreğini Hıristiyanlar kolaylıkla doldurdu. Bu olaydan sonra Fikret özüne dönüp, bozulan maneviyatını inanç şiirleriyle tedavi etmeye başladı.Esen k  07.03.2011 23:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5044
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster