Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '19

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
51
 

Toplumsal Güven Arayışı…

Güvensizliğin yoğunlaştığı, güven duygusunun zedelendiği bir toplumda, ya da genel anlamda dünyada; her şeye rağmen insanlara güvenmek, bir güven arayışı mı, yoksa güvenli olanla güvenilmeyecekleri test etme girişi mi?

Sorunun ikinci kısmı yoğunlaştığına göre, her şeye rağmen insanlara güvenen, güvenli olanla güvenilmeyecekleri test etmek gibi düşünce içinde olmaz, olamaz. Belki bir güven arayışıdır, ya da güven inşa etme çabası.

Birbirlerine güvenenlerin ortak tanımlayanıdır toplum dediğimiz her neyse, birbirlerine güvenmeyenlerin de yok ettiği, bir kalabalık, ya da bir yığına dönüştürdükleri.

Toplumsal güven, toplumsal inançtır bir bakıma, nice kalabalığı, yığını bir toplum haline getiren. Birbirlerine güvenmeyenlerin, her şeyden önce toplumsal inançlarının olmadığı belli, Allah’a inançları konusuna girmeye hiç mi hiç gerek yoktur. Toplum olmaktan çıkmış, bir kalabalık, ya da yığına dönüşenlerin Allah’a ne düzeyde inandıklarını da yaşadıkları ele vermektedir zahir.

Ne var ki beşeri hayatta ‘güven’ meselesi de bir hayli çetrefillidir, neden mi?

Asırlar önce toplumunun güven duyduğu, ne söylerse doğru dediği Hz. Muhammed, bir gün Allah beni Peygamber seçti, Kuran-ı Kerim’in ilkelerine uymanız için dediğinde; içinde yaşadığı toplumunun genel ekseriyeti sırtını dönmüştü.

Hz. Muhammed’e sırtlarını dönmüş olmaları, gerçekte Kuran-ı Kerim’in ilkelerine razı olmayışlarıydı, yoksa Hz. Muhammed’e güven duymadıklarından değildi. Bu gerçek te gösteriyor ki, beşeri hayatta güvenilir olmak yetmiyor, ya da hâlihazırda yaşanmakta olan beşeri zorunluluklar çok daha önemlidir.

Bu anlamda insanlar, içinde bulundukları siyasi, sosyal, ekonomik sömürünün kıskacında güvenmedikleri birilerine tabi olmaya da hazırdır çoğu zaman. Hele bir de güç araçları bu güvenilmezde toplanmışsa, bu güç araçlarıyla köleliğe zorluyorsa insanları. İnsanlar da zamanla nice karizma üretmişlerse bunlara, kült noktasına getirmişlerse.

İnsanı, kendi olmaktan uzaklaştıran, nesneleştiren her türlü atmosfer ve iklimde, güvenilir ile güvenilmez anında pazara çıkarılır; güvenilir sömürülürken, güvenilmezin de etrafında pervane gibi dönülür.

Güç araçları güvenilmezin elindedir çünkü.

Böylesi bir toplumda güvenilir olan, sömürülmeye aday olduğunu bilmelidir. Ama birbirine güven duyan bir toplumun oluşmasına katkı sağlamış mıdır zamanla bu güvenilir oluşuyla?

Bu sorunun cevabı, güvenilir olma düzeyine bağlı olduğu gibi, aynı zamanda güç araçlarını ellerinde bulunduranların, güç araçlarını zamanla kaybedişlerine de bağlı olacaktır. Bir insanın, güvenilir mi, yoksa güvenilmez mi oluşunu görme anı; her türlü güç aracını kaybettiği andır çünkü.

Korkutamaz ve de kandıramaz hale geldiği an.

Allah’ın takdirini de ilave etmek gerekiyor, Allah’la bağını koparan hiçbir hareket; nice kalabalığı, yığını toplumsal inançla bir araya getiremez çünkü.

Tabii ki yaşadığımız sürecin bütün toplumları içine alan bir yanı da var, öyle ya, dünya küreselleşmiş bir köye dönüşmüştür, dahası zaman içinde devletlerin neredeyse hepsi, toplumlarından kopmuş, âdete toplumlarının geleceğini düşünen pozisyonunu kaybetmiştir. Bu anlamda insanlığın da topyekûn bir güven arayışı içinde olduğunu söylemek mümkün.

Ve insanlığın birey birey, toplum toplum, devlet devlet birbirine güven duyacağı bir başlangıca ihtiyacı vardır bugün; yeni bir çağa, bu çağın değerlerine, bu değerlerle kuracağı yeni bir dünyaya vesselam.

Rıza Üsküdar

17 Mayıs 2019/Eskişehir

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3461
Toplam yorum
: 2179
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 571
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster