Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
5350
 

Türk sinemasında sansür

Türk sinemasında sansür
 

TÜRK SİNEMASININ EN GÜZEL ÖRNEKLERİ BİR ZAMANLAR SANSÜRE UĞRUYOR, VERİLEN EMEKLER ÇÖPE ATILIYOR, HATTA YAKILIYORDU

Sansür, Türkiye'de bütünüyle kültürel yapıyı tek düze hale getirerek siyasal otoriteye bağımlı nesiller yetiştirilmesi için kullanılmıştır. debiyat, tiyatro, resim, heykel, basın-yayında da yasaklamalara gidilmiş olmasına rağmen hiçbir sanat dalı özel hüküm ve tüzüklerle sansür edilmemiştir. Sinema ise, özel yasa ve tüzüklerle adeta boğulmaya çalışılmıştır.

İLK FİLM SANSÜRÜ

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın eserinden uyarlanan 1919 tarihli “Mürebbiye”, Türk sinema tarihinde sansür engeliyle karşılaşan ilk Türk filmi ünvanını taşır. Filmde, çocuk bakıcılığı yaptığı evdeki tüm erkekleri baştan çıkaran Fransız Anjelik'in hikayesi anlatılır. Bu film, İstanbul'daki gösterimi sırasında Fransız Generel Franceht d'Esperey'i çileden çıkarmıştı. Bir Fransız kızının böylesine düşük ahlaklı gösterilmesine kızan General, filmin İstanbul'daki gösterimini bir süre sonra durdurdu. “Mürebbiye”, Anadolu seyircisine ise hiç ulaşamadı. Ahmet fehim, ilk yönetmenlik denemesini yaptığı bu filmini “İstanbul'u işgal edenlere karşı sessiz bir direniş” olarak nitelendirmiştir.

SİNEMA YASALARI GELİYOR

1930’lara değin filmlere sansür konması için özel bir hüküm getirilmemişti. Sansür her ilde valiyi temsilen polisler tarafından yapılmakta idi. 1939'da çıkan çıkan sansür tüzüğü ise Türk sinemasının gelişmesine ağır bir darbe vurmuştur. Bu tüzüğe göre film daha çevrilmeden senaryo halinde iken sansüre giriyor, kabul edilip çevrildikten sonra tekrar sansüre giriyordu. Hatta filmin çekimi sırasında bile resmi görevliler müdahele edebiliyordu. Filmin hem yurtiçi, hem yurtdışı gösterimi için ayrı ayrı izinler alınıyordu. Belli bir süre sonra oto sansür dediğimiz senaryocusundan yönetmenine kadar herkes kendi kafasına göre sansür yapmaya başladı. Böylece sanatsal düşünce ile yola çıkılan bir film, sansür korkusuyla ete süte dokunmayan tamamen gerçek dışı olaylarla kurgulanmış bir hale dönüşüyordu. Filmler, ancak kuşa çevrildikten sonra sansürden geçiyordu. Sansüre takılan filmler ise Danıştay kararı ile bu engeli aşıyordu. Nitekim kaliteli Türk filmlerinin birçoğu Danıştay kararı ile gösterime girebilmiştir. Bazan sansür heyeti toplanamadığı için onlarca film sırada sansür denetiminden geçmeyi bekliyordu. Biran önce gösterime girmesi gereken filmler böylece sansür heyetinin önünde çürümeye terkediliyordu.

SANSÜRE KARŞI İLK TOPLU EYLEM

Türk sinema tarihinde sansüre karşı toplu bir şekilde yapılan ilk ve tek eylem Kasım 1977 yılında gerçekleşmiştir. Sinesen adlı emekçiler örgütünün başı çekmesiyle, neredeyse tüm yeşilçam, tarihinde ilk kez biraraya geliyor ve Ankaraya yürüyüşe geçiyor.Türkan Şoray’dan Cüneyt Arkına, Fatma Girikten Tarık Akan’a kadar bir çok ünlü star, birçok yönetmen ve sayısız emekçi üç gün boyunca yürür. Ankara’da meclis, senato ve Anıtkabir ziyaretlerinden sonra istanbula dönülür. Ancak bu eylemden sinemacılar adına pek bir sonuç çıkmaz.

SON DURUM NEDİR

Bugünkü durum nedir? Eskiden iç işleri bakanlığında olan sansür, bugün kültür bakanlığına geçmiştir. Kültür bakanlığıda sansür konusunda oldukça esnek davranmakta ve hemen hemen birçok film sansür’den sağlam olarak geçmektedir. Bugün varolan en katı sansür RTÜK tarafından TV ve Radyo kuruluşlarına yapılan sansür’dür.

CÜNEYT ARKIN’DAN BİR ANI

“1980’lerde Türkiye’de öylesine bir sansür belası vardı ki ne yapacağımızı şaşırmıştık. Senaryolarımız reddediliyor, çektiğimiz filmler kesiliyor ya da sudan sebeplerle gösterime çıkması yasaklanıyordu. O dönemde, gecekondusu yıkılan “Vatandaş Rıza”’nın hak arama hikayesini film yapmıştım. Tabii ki sansür, toptan oynatılamaz diyerek red kararı verdi. Haftanın altı günü Ankara yolunu arşınlamaktan saçlarım ağarmaya başlamıştı. “Alavere dalavere Cüneyt Arkın nöbete”, diyerek sansür heyetinin kapısının önünde günlerce nöbete yatıyordum. Sonunda araya adamlar koyarak heyet başkanı bir gece yemeğe çıktık. Biraz kafaları çektik, o hep kendisini anlatıyordu. Geç vakit sıra “Vatandaş Rıza” filminin reddedilmesine geldi. Bir anda Cüneyt Arkın gibi kasıldı ve şöyle dedi: Senin birkaç gün beklemen ne ki, işte ben aynı kapı önünde Türkan Şoray’ı 15 gün beklettim.”

KOMİK YASAKLAR

Örnek 1 : Kayınpeder damadın eline sarılıp öpmek ister. Damat ise babaya “Öpülecek el varsa kızınındır. Kızının elini öp” der. Sansürcüler bu durumu kayınpeder adına gurur meselesi yapar ve bu sahneyi yasaklarlar.

Örnek 2 : Leyla ile Handan iki arkadaştırlar. Bir ev tutup beraber kalmaya karar verirler ve şöyle bir diyalog geçer aralarında “Kazancımızı ortaya koyar, beraber harcarız” Sansür kurulu kominist propagandası yaptığı gerekçesi ile bu sahnenin çıkarılmasını ister.

Örnek 3 : Bir köy filminde ekinler cılız olarak filme alınmıştır. Sansür kurulu bunu Türkiyenin yoksul bir ülke olarak gösterilmesi olarak algılar ve filmi yasakladı.

Örnek 4 : İlyas salman, saf, yoksul bir inşaat işçisidir. Bir anda reklam dünyasının oyuncağı haline gelir. Sansür kurulu filmi “Anadolu delikanlısı deli gibi gösterilemez” diyerek filmi geri çevirir.

SANSÜR YASALARI

1934 : Matbuat umum müdürlüğü Teşkilatına ve Vazifelerine Dair Kanun

1934 : Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu

1939 : Filmlerin ve Film Senaryolarının Kontrolüne dair nizamname

1963 : Sansür yönetmeliği

1986 : Sinema, Video ve Müzik eserleri Yasası

SANSÜRE TAKILAN BAZI FİLMLER

Vurun Kahpeye (LÜTFİ Ö.AKAD - 1949)

Sokak Şarkıcısı (O.M. ARIBURNU - 1959)

Kabadayılar Kralı (NEJAT SAYDAM - 1961)

Yılanların öcü (METİN ERKSAN - 1962)

Susuz yaz (METİN ERKSAN - 1964)

Karanlıkta uyananlar (ERTEM GÖREÇ - 1965)

Bitmeyen yol (DUYGU SA.IRO.LU - 1966)

Hudutlar Kanunu ( LÜTFÜ ÖMER AKAD - 1966)

Yiğitler Ölmezmiş (N. KURTAN - 1966)

Gecekondu Peşinde (FEVZİ TUNA - 1967)

Kanlı Hayat (E.GÖREÇ - 1967)

Kelepçeli Melek (MEHMET DİNLER -1967)

Kızılırmak-Karakoyun (LÜTFİ Ö.AKAD - 1967)

Büyük Kin (TUNÇ BAŞARAN - 1969)

Umut (YILMAZ GÜNEY - 1970)


Erhan IŞIK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz millet olarak deve kuşu mantığına sahibiz,kafamızı toprağın altına gömünce gerçekler değişiyor sanıyoruz...

Ali Necati Dogan 
 31.07.2007 11:00
Cevap :
Necati kardeş, değerli yorumlarınızı ve sizin yazılarınız takip ediyorum.  31.07.2007 20:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 6330
Kayıt tarihi
: 27.07.07
 
 

Sinema ile yıllardır amatör olarak uğraşıyorum. Uğraşıyorum dedi ise, sinemacı değilim. Daha çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster