Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
1254
 

Türkiye Cumhuriyet’le mi yönetiliyor?

Türkiye Cumhuriyet’le mi yönetiliyor?
 

Türkiye Cumhuriyet’le mi yönetiliyor?
Blog yazarları tartışması başlayınca bu konuda yazılan blogları okumaya başladım. Pek de hoşuma gitti. Zira son dönemde şöyle balıkla rakı tadında bir blog bulup okumak neredeyse şans işi olmuştu. Sanırım bunun bazı sebepleri var. Zamanında yayınlanmayan bloglar, bu, konuyu fikir ve zaman açısından değerlendiren blog yazarlarının bir kısmının başka denizlere yelken açmasına neden oldu. Giderek ciddi, uyarıcı, vurucu blogların yerini magazin, şiir, hikaye türü daha çok suya sabuna dokunmayan bloglar almaya başladı. Saatlerce, beklide günlerce çalışmanın ürünü olan ve o günün tarihi ile ilgili blog aradan 24 saat geçmesine rağmen yayınlanıyor, ama manken Begümün sol memesinin yanında oluşan benin renk analizi anında yayınlanıyorsa bu kaçış devam edecek demektir.

Bu yeni kategoride öncelikle blogerliğe dayalı tespitler, derken istanbulda üçüncü köprü tartışması, ardından sol düşüncenin tartışmasını izledik. Rant hesaplarını yıllara yayarak yapmış, yatırımlarını ona göre ayarlamış iktidar taifesinin bu tartışmalara pek aldıracağı yoktur. Sol konusu ise ne kadar su atarsan at kaldıracak bulgur pilavı gibi. Daha da abartsan bulgur çorbası olacak.

Başlıkta sorduğum soru sanırım birçok soruya cevap verecek tartışmaları beraberinde getirecek. Öncelikle –Cumhuriyet nedir?- sorusuna yöneticilerin seçim ile belirli bir süre için iş başına geldiği, (inceleyiniz, seçim rüşvetleri ve hileleri), halkın oyları ile kendini Parlamentoda temsil ettiği, (inceleyiniz, %10 seçim barajı ve milletvekili adayı belirleme sistemi), halk adına seçilmişleri denetleyen bağımsız yüksek yargının olduğu, (inceleyiniz, anayasa değişiklik paketi) bir yönetim sistemidir denebilir.

Tartışmasız dünyada günümüze kadar geliştirilmiş en iyi sistemdir ve bizde bu sistemle yönetiliyor(muy)uz.

Yukarıdaki birkaç ayrıntıyı günümüzde yaşadıklarımızdan örnekler olarak verdim. Buradaki verilere bakarsak bizde cumhuriyet rejimi sadece içi boşaltılmış bir kabuktan ibaret. Yoksa haksızlık mı ediyorum? Değilse neler yapmak lazım? Ne dersiniz?

25/7/2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bizim millet enteresandirya; resmi tarih gercekleri yansitmiyor diye, resmi tarih milli kutuphanelerde ve meclis tutananaklarinda var oldugu varsayimi ile; bu bilgilere tez ogrencileri ulasabilir yani bilim nosyonlu kimseler. Oysaki bilim ve akademik nosyondan uzak kimseler bagirir cagirir hikayeler yazar tercume eserlere itibar eder. Asil kaynagi ise es gecer ne hikmetse.Resmi tarih orada ve dim dik duruyor inandigin gibi degil gercekleriyle. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 31.07.2010 23:16
Cevap :
Merhaba, Gerçek tarih araştırtması gerçekten zor. Ben biraz özellikle cumhuriyet ve öncesi yirmi yılı araştırdım. Çok çarpıcı olaylar var. Saygı ve selamlar...  01.08.2010 16:48
 

Değerli İzmirli97, Bilirsiniz Tarih ilmi boş arazi misalidir. Kaynağa (petrole-suya/doğrulara) ulaşmak için yeteri kadar derinliği inmek gerekir. Hepimiz ülkemizin; modern, kalkınmış ve güçlü olmasını istemekteyiz. Ve düşüncelerimizi açıklarsak birbirimizi hiç bir şeyle suçlamadan. Bizim (Resmi) Tarihimiz (yanlı) taraflı yazılmıştır. Öncelikle bu doğru (yansız) hale gelmelidir. ki; Vatandaş gerçekleri öğrenebilsin. Örnek; Başbakan Ecevit, "Vahdettin hain değildir." Derken; Başbakan Demirel'de; "Millet gerçekleri öğrenmeye hazır değildir." demektedir. Bunun yorumunu size bırakıyorum. Bizler, 20'nci asrı ıskaladık. Bunu tartışmamız gerekir. İlginçtir, Cumhuriyet döneminde yapıldığı ifade edilen devrimlerin çoğunun öncesi vardır. Bunlar açıklanmaz. Neden? Yeni rejimin halktan kabul görmeme riski vardır. Ve İngiliz-ABD;Cumhuriyetin ilk günleri dahil bu ikilinin hiç ayrılmadığını ve ülkemizde darbelerle başımızda kaldıklarını görürsünüz. Yazılarımız bol örnekleri vardır. Sağlıcakla kalınız

Canmehmet 
 31.07.2010 12:02
Cevap :
Merhaba, Resmi olmayan tarihi uzun yıllardır incelerim. Özellikle 1517-1950 arasını. Gördüğüm1923-1938 arası hariç, ezilen ,horlanan, adam sayılmayan Türklerin hayatıdır.Değişik konular içinde değişik bir maksatla söylenmiş bazı cümleleri cımbızla çekip bunları cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığına etiket yapanlar belki bir gün yine istediklerini elde edeceklerdir. Olan Türk halkına olacak. Saygı ve selamlar...  31.07.2010 12:39
 

yanlısı gazeteler –diğerleri sansürle susturulmuştu- bütün Türkiye’de cumhuriyetin ilanından kaynaklanan sevinç konusunda ateşli makaleler yayımladılar. Gerçekteyse, Türk köylüsü ve kasaba halkı için bu olay kahvelerde bir sohbet konusu olmaktan pek öteye geçmemişti. Neredeyse açlık sınırında yaşamaktaydılar. İlgi alanları yaşamın temel güçlüklen, tarlaları, hayvanları, küçük dükkânları, vergi memurlarının rüşvetçiliği, oğullarının askerden sağ dönüp dönmeyeceği ve yaşlılıklarında kendilerine bakıp bakmayacağı, kızlarının iyi bir kocaya varıp varmayacağı gibi konulardı. Karılarının dırdırı, onlar için Ankara’daki Meclis’in tüm müzakerelerinden çok daha gerçekti. Kahramanları, Mustafa Kemal ister padişah ister cumhurbaşkanı olsun, barış devam ettiği, yeterli yiyecekleri, yaşayacakları ve uyuyacakları bir yerleri olduğu sürece, onlar için hiç fark etmeyecekti. Özetle; Paşa öyle demektedir; "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğim. Bu, bütün güçlüklerin çaresi olacak.” Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 28.07.2010 10:32
Cevap :
Merhaba, Seslendirdiğiniz düşünceyi çok iyi anlıyorum. Keşke Mustafa Kemal baştan bertaraf edilseydi de artık ingilizin mi ABDnin mi olur birilerinin sömürgesi olasaydık. Yani TÜRK'ler kazanmasaydı. Yazık oldu. Ama şimdi aynı güçler var güçleri ile çalışıyorlar. Kimbilir belki bu sefer başarılı olurlar. Saygı ve selamlar...  28.07.2010 12:21
 

Değerli İzmirli97, Kaynak, “Bozkurt" (s. 160); Ve Mustafa Kemal Paşa anlatmaktadır; “...Sistemi değiştirmeliyiz. Türkiye’nin cumhuriyet olmasına, başında bir Cumhurbaşkanı olmasına karar verdim.” Meclis bu ani bildiri karşısında şaşkına döndü. Yetkilerini Mustafa Kemal’e sadece geçici bir bunalımı çözmek üzere bir hükümet kurması için devretmişlerdi. Oysa yeni bir yönetim biçimi ilan ediyordu. Ne olursa olsun, onun kararını kabul edeceklerine önceden rıza göstermişlerdi: Artık kabul etmekten başka çareleri kalmamıştı. Mebusların yüzde kırkı oylamaya katılmadığı halde Türkiye’yi cumhuriyete dönüştürecek olan İsmet ve Mustafa Kemal’in hazırlamış olduğu tasarı yasalaştı ve Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bu oylamayla Mustafa Kemal yasal egemen olmuştu. Artık başbakanı ve bakanları atama yetkisine sahip olan cumhurbaşkanıydı. Ayrıca Bakanlar Kurulu’nun Meclis’in ve Halk Fırkası’nın (CHP) da başkanıydı. Bundan başka başkumandandı ve orduyla halkı avucunda tutmaktaydı. Hükümet...

Canmehmet 
 28.07.2010 10:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1657
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster