Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '18

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
238
 

Türkiye'nin Ekonomik Krizi ve Trump'ın Kriz Politikası

Türkiye'nin Ekonomik Krizi ve Trump'ın Kriz Politikası
 

Borç ödeyerek, yol yürüyerek biter.


Türk parasının dolara karşı değer kaybı uzun dönemde aşağıdaki sonuçları doğuracaktır.     

Orta sınıfa geçmiş olan kesimler, alt orta direk, tekrar fakirleşecektir. Türkiye kamu harcamalarını azaltırsa, harcamalarından tasarruf yaparsa, bütçe açığı azalabilecektir. Türkiye vergi toplama politikasını basitleştirmek, geniş tabana yaymak ve yatırım için ödenebilir seviyede düşük tutmayı amaçlamalıdır. 

Mevcut yakın dönemde ücretler, maaşlar  ve sağlanan artışlar oluşan çift rakamlı enflasyon karşısında yetersiz kalacaktır. Çift rakamlı (%20) enflasyon  ve krizle gelen devalüasyon (%40) 100TL'lik ürünü yıl sonunda  muhtemelen 128TL  (100+%20 enflasyon+ devalüasyonun yaklaşık olarak  beşte biri) yapacak, ücret ve maaşlar aynı oranda artamayacağından alım gücü azalacaktır. 

Ayrıca GDP dolar bazında azalacaktır.

Devlet borçlarını ve borç faizlerini uygulanabilir bir ödeme planına bağlamak durumundadır. Dışarıdan gelecek dövize verilecek faiz enflasyondan fazla olmalıdır ki ülkeyi terk etmesin. Dolarını TL’ye çevirip hisse senedi alan yabancılar yıl sonunda kâr etmezlerse parasını tekrar yatırmazlar.  Örneğin yabancı faiz sever Ağustos 2018’de 1milyon  dolar bozdursun 1$=6TL diyelim. 6 milyon TL’sine %20 faizi olan fon alsın. 2019 Ağustosunda parası 7.2 milyon TL olur. Cari açık, borç ve faiz ödemesiyle birlikte enflasyon %15 olur ve 6TL değil 6.9TL 1 dolar olursa eline geçecek para 1 milyon 43bin dolar (7200 000/6.9=1.043478) olur. Kazancı yaklaşık 43 bin dolardır. Faiz sever yabancı yatırımına devam edebilecektir. Aksine enflasyon %25 olursa 7.5TL 1$ olur ve parası 960 bin dolar olur ve 40 bin dolar zarar eder (7200 000/7.5=960 000). Bu durumda faiz sever parasını geri götürebilecektir. 

Arjantin’de iktidara gelen sağcı Başkan Maurico Macri yönetimi kısa dönem kredi destekleri görüp, Arjantin’in ihraç maddesi soya üç kat pahalanmasına, ihracatı artmasına rağmen uzun dönemde tekrar IMF kredisine ihtiyaç duymuştur.

Buradan çıkacak sonuç şudur. Yarım tedbirler Türkiye için yetmez.   Kriz oluşması için ne kadar süre geçmişse tedavi için de en az o kadar süre geçecektir. Fakir kesimin itirazları, mitingler ve benzeri eylemler oy kaygısıyla dikkate alınırsa durum iyileşmeyecek ve alacaklılar Türkiye’nin tekrar gırtlağına basacaktır.

Türk halkı Ak Parti yönetimini yetkilendirdiğinden, O’nun çözümlerini desteklemek durumundadır.  Ekonomi, borç faiz sarmalına girmiş, borçlar artmış ve ödemek güçleşmiştir. Yeniden kredi verecekler bazı garantiler ve tedbirler istemektedir.

Basit rakamlarla olaya bakarsak; Birincisi, 50 milyar dolar cari açık sıfırlanmalı. Bu sıfırlama ithalatta bilinçli olarak sınırlamaya gidilmesi, uygun vergilendirme, yerli endüstriyle ikame yapılmasını gerektiriyor.

İkincisi, Hesap kolaylığı için borcumuz 500 milyar dolar olsun. On yıllık bir planla her yıl 50 milyar dolar borç ödeyerek borcumuzu kapayacağımızı varsayalım. Yıllık faiz %6 faiz olsa; 30 milyar $ faiz ödemesinden başlayarak birinci yıl 80 milyar $, ikinci yıl 77 milyar $ (kalan borç 450milyar $ olduğundan), üçüncü yıl 74 milyar $, dördüncü yıl  71 milyar $ (kalan) borç 350 milyar $), beşinci yıl 68 milyar $, altıncı yıl 65 milyar $, 6. yıl  (kalan borç 250 milyar $),  7.yıl 62 milyar$, 8.yıl 59 milyar $ (kalan borç 150 milyar $),  9. yıl 56 milyar $, onuncu yıl 53 milyar $ olmak üzere, Toplamda 665 milyar $ ödemek zorundayız (80+77+74+71+68+65+62+59+56+53=665).

Türkiye siyaseten birleşirse, borcunu ödemek için cari açığını sıfırlarsa  ve on yıl sıkı tasarruf tedbirleri uygularsa bu durumdan kurtulabilecektir.

Kişilerin ve devletlerin  borçlanmasının sonuçları benzer sayılabilir. Kişisel olarak çok borçlanmanın uzun dönem sonucu iflastır. Yaşlıysanız borçtan Siz ölerek kurtulabilirsiniz ancak borçlarınızı mirasçılarınız ödemek durumundadır.

Devlet bazında ise aşırı borcun sonucu, ödemek üzere tekrar  borç almak  ve emir almak durumudur. Para verenler IMF dahil “Türkiye kıymetli bir üyemizdir. Ona yardımda anlaşacağız” derler. Görüşmelerde “Emir altına alırlar ve şu şu tedbirleri al, harcamalarını azalt kredi verelim” derler.

“Türkiye borçsuz kalkınamaz” diyenlere atasözleridir “Hastalık (Siz borç diye okuyun)  kantarla girer, miskalle çıkar”.“Kredi açanların hafızası, borç alanlardan daha iyidir”. “Borç, köle olmanın başlangıcıdır”. “Borç alan geleceğini tehlikeye atandır”. 500 milyar $’lık borcun yukarıdaki ödeme planı bakkal hesabı bilenlere yeterli örnektir.

Osmanlı, borçları yüzünden batmış, çoğu vatan toprağını borcuna sayılmak üzere kaybetmiştir.

Pahalılığa (Bauhaus’a gidenler değişen etiketleri görüyorlar), fakirleşmeye, yaşam kalitemizi düşürmeye hazır olmak durumundayız.

Trump'ın kriz politikasına gelince;

Trump’ın Türkiye’ye karşı olması durumu elbette önemli ama hayati değildir. Trump ekonomik kriz bardağını taşıran  bahanedir. Trump tekrar başkan olmak ve başkanlığını devam ettirmek için Senato ve Kongrede çoğunluğa sahip olmak istemektedir. Çoğunluğu kaybederse Demokratlar mevcut dönemini bile tamamlamadan Rusya'nın ABD başkanlık seçimine müdahalesi ve diğer bazı konuları tetikleyerek Başkanlıktan azil mekanizmasını çalıştırabilecektir. Trump ABD iç politikasında olası bir girişimi engellemek için papaz Brunson olayıyla içeride oylarını artırmak istemektedir. 

Türkiye'nin ortadoğuda bölgesel güç olması, ABD isteklerini yerine getirmemesi, dik durması, emir kabul etmemesi  söylemleri iç politika görüşüdür.  "Stratejik ortak bir papaz için Türkiye'yi satmıştır" sözü doğrudur ancak Amerikalılara sunulan konu farklıdır. ABD basınında Türkiye sevdalısı, İzmir'de 20 küsür yıldır yaşayan Türkiye aleyhtarı hiçbir eylemde bulunmamış,  dürüst bir din adamının papaz Brunson'un haksız yere ev hapsinde tutulduğu söylenmektedir. Türkiye ve ABD söylemleri farklı ve sarkacın iki ucunda yer alan görüşlerdir. Ortada buluşulması zaman alabilir veya Türkiye  kendi girişimleriyle zamanı ve çözümü hızlandırabilir.

ABD için artık Rusların kuşatılması sorunu yoktur. Avrupa'da tampon devletlerin çoğu NATO'ya katılmıştır.  Rusya devlet sahipli şirketler ağırlıklı olsa da kısmen kapitalizme dönmüş, bazı amerikalılarca  İtalya ekonomik büyüklüğünde, nükleer silahı olan bir ülke, bölgesel güç  (süper güç değil) olarak yorumlanmaktadır.
 
Olabilecekler ve Olamayacaklar:
Uzun dönemde ABD-İsrail planlarında muhtemelen Rusya ile anlaşarak; Suriye'nin parçalanması, İsrail'in Golan tepeleri ve 20 mil düzlükte genişlemesi  güvenliği için önemlidir. Parçalanan Suriye'de veya Ürdün'e Suriyeden toprak vererek (kompanzasyon ile)  Filistinlilere bir yurt bulmak onların Gazzeyi terkleri ve Filistin meselesine Filistinliler razı olsun veya olmasın uzun dönemde sunulacak bir çözüm olarak masada durmaktadır. ABD, İsrail taraftarı Kürdistanı yaratma çabası Türkiye'nin karşı çıkmasıyla ertelenmekte ancak devam etmektedir. Denize açılmayan (başlangıçta Türkiye dostu, bağlısı görünen) bir Kürdistan haritalarda yer alabilmektedir. Bu devletçik Barzani  Kuzey Irakıyla birlikte İran'ı tehdit için de kullanılabilecektir.
 
İran ekonomik güçlükler içindedir. Rejimini ihraç etme çabası düşman oluşturmakta ve ABD tarafından ekonomik kalkınması ambargolarla geciktirilmektedir. En ekstrem halde İran nükleer silaha sahip olsa ve İsrail'i bir savaşta yok etse bile ABD'de İranı yok edecektir. Bu İran'ın kabul edemeyeceği bir risk ve olamayacak bir senaryodur. Ortadoğudaki ihtilaflar nükleer silah kullanarak bitirilemez. 
 
ABD'nin, İsrail'in, Rusya'nın, Türkiye'nin ve İran'ın ortadoğu politikaları savaşla değil barış konseptiyle uzun dönemde yumuşatılabilir, bir çözüm yoluna yıllarca sürse de evrilebilir.  Kontrol edilebilir ama bitmez. Biterse ortadoğuda petrol karşılığı silah satılamaz. Bu da olmayacak bir senaryodur.
 
Sonuç olarak; Türkiye  aklı ön planda tutup, Dışişleri ve MSB görüşlerini harmonize ederek, kızgınlıklara yol açmadan, ABD ilişkilerini rasyonel çizgiye çekmeye, komşularıyla iyi geçinmeye çalışmalıdır. Türkiye'nin barışa, kalkınmaya ve işsizlerini azaltmaya ihtiyacı vardır.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1729
Kayıt tarihi
: 14.10.12
 
 

Elektronik Y.Mühendisiyim. Teknik alan dışında Tasarruf ve tutumlu yaşam, Kişisel Finans Yönetimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster