Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '11

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
4313
 

Unutmayalım! Yaşadığımız sürece hepimiz bir engelli adayıyız!!!

Unutmayalım! Yaşadığımız sürece hepimiz bir engelli adayıyız!!!
 

Siz hiç gözlerinizi bağlayıp sevdiklerinizi görmeyi denediniz mi? Annenizin yüzüne dokundunuz mu ya da sevdiğinizin yüzünü ellerinizle keşfetmeye çıktınız mı hiç? Herkesin anlattığı renklerin nasıl olduğunu merak ettiniz mi? Çiçeklerin kokusunu duyup da neye benzediğini sordunuz mu hiç?

Hiç tekerlekli sandalyede oturup koşanları seyrettiniz mi pencerenizin önünde?  Top peşinde koşan çocuklara imrenip gözlerinizden yaşlar aktı mı?  Merdivenleri bir yakınınızın kucağında mı çıkmak zorunda kaldınız? Ya da yolda önünüze çıkan kaldırımları aşamadığınızda çaresiz kaldığınız oldu mu? Belediye otobüsüne binmek zorunda kaldınız mı tekerlekli sandalyenizle.

Siz hiç kollarınızı bağlayıp, birinin size yemek yedirmesini, su içirmesini beklediniz mi? Kucaklamak isterken sevdiğinizi, ona dokunamamanın üzüntüsünü yaşadınız mı hiç?

Şarkılar söylemek isterken konuşamadığınızı fark ettiniz mi hiç? İçinizden geçen söyleyecek o kadar çok güzel şey varken bunların hiç birini söyleyemeyip işaretlerle anlatmayı denediniz mi?

Siz hiç duymadan şarkı söylediniz mi?  Martıların çığlıklarını, dalgaların sesini, bebeğinizin ağlamasını gülmesini duymak için çaba sarf ettiniz mi?

Ya da engelli zihninizle normal zekâdaki insanların arasında yaşayıp yetersiz kaldığınız oldu mu? O ezikliği yaşadınız mı hiç? Acıma duygusuyla bakıldı mı yüzünüze?

Engelli bir çocuğunuz var mı ya da bakmak zorunda olduğunuz yakınınız?

Bunları yaşamadıysanız nereden bileceksiniz engelli olmayı.

3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü imiş, nasıl kutlanır ki? Bilmiyorum.

Ve unutmayalım

Yaşadığımız sürece hepimiz bir engelli adayıyız.

 

Şükran Demirtaş

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Toplumumuzda kültürsüz insanların özürlü ve sakat kimselere hangi gözle baktıkları malum. Oysa sakat olan, insanın gözüdür, kulağıdır, kolu, bacağı ayağıdır; yüreği, duyguları, ruhu ve nefsi değildir. Devlet yok; toplum ise kör, sağır ve duygusuz. Bu bıçak sırtı sorun ülkenin ileri gelen aydınlarının bilinçli tepkileriyle, ülkede yeniden yapılanmaya destek vermeleriyle çözülebilir.

Kerim Korkut 
 31.12.2011 4:45
Cevap :
Bu söylediklerinizin üzerine başka söylenecek söz kalmadı Kerim bey, teşekkür ederim. Sakatlık insanın gözünde, kolunda, bacağında, vücudunun her hangi bir uzvunda değil de yüreğinde olmasın. Yüreği sakat insanların oluşturduğu toplumlar yaşanacak yer olmaktan çıkar. Beyin özürlü çocuklarını sandalye bacağına zincirleyen insanlar gördük. Sakat insanını evden çıkarmayan utanan aileler gördük. Onların insan olduğunu unutmadan toplum içinde gerekli saygınlığını iade etmek insanlığımızın gereği. Sevgilerimle..  31.12.2011 11:26
 

Örneklediğimiz kadın sokakta çocukları görünce gözlerinden yaşlar boşandığını, akşam sabah kaderine ağladığını söylüyor. Şimdi sen bu kadının annesi namazında niyazında mübarek bir hanımmışsın. Maaşı var, evi var, üstelik bacakları dışında hiçbir sorunu yok. Bu kadın rahatlıkla evlenebilirdi. Topal, bir yerde düşer kalır diye ya da namus paranoyası yüzünden onu evin yakınındaki parka bile göndermedin. Sizin gibi mutaassıp ailelere ziyarete gittiğinde onu da yanında götürebilirdin. Kadıncağız hiç değilse insan yüzü görürdü.

Kerim Korkut 
 31.12.2011 4:44
 

Özürlü kimseler zaten içinde bulundukları psikolojik durumun ezikliğiyle istek ve taleplerini dile getiremezler. Ben çocukları çok seviyorum; evlenip çocuk sahibi olmak istiyorum diyemezler. Dünya lideri başbakanımız bu kadar ince duyguları bilmiyor olabilir. Bir tekerlekli sandalye ile özürlülerin sorunlarını çözdüğünü sanıyordur belki. İçimizdeki bir takım cahil, yobaz, gerici, dinci, çağdışı güruh özürlü olan yakınlarına baktıklarını, yedirip içirdiklerini hatta altından aldıklarını söyleyeceklerdir. Kendi aileleri de olsa yaptıkları için toplum olarak teşekkür etmeliyiz ama topal diye, kör, sağır, dilsiz, hasta, yaşlı diye bu insanları toplumdan izole edip yalnızlığa mahkûm etmeleri doğru değil.

Kerim Korkut 
 31.12.2011 4:43
 

Darülaceze, sakatlar yurdu, huzur evi… Elli tane sakat, yüz tane yaşlı, bir o kadar kimsesiz… 8.5 milyon özürlünün tamamına ulaştınız beyler! Ağaç Hareketi düzeninde özürlü insanlarımızla ilgili kanunları düşündükçe şu anki özürlüye yaklaşım tarzı orta çağ gibi geliyor.

Kerim Korkut 
 31.12.2011 4:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2726
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster