Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2476
 

Uygur Türklerinden bize ne !

Uygur Türklerinden bize ne !
 

Orada Uygur Türkleri katlediliyor. Ama dünya buna sessiz kalıyor.


Bugün Çin’in Sincan Özerk bölgesindeki ya da Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine Çin’in uyguladığı baskıcı ve şiddet içeren yıldırma politikaları zulüm niteliği kazanmış durumda. Günlerdir bu konuda birçok haber ve röportajlar yayınlanıyor gazetelerde. Ülkemizde de insanlar galeyana gelmek üzere, <ı>“Çin şaşırma, sabrımızı taşırma” tarzı yüksek volümlü söylemler çıkmaya başladı ve nitelikli bir boykottan bahsetmeye başlandı. Bu boykot nasıl bir boykot olacak? Sanayi Bakanı ‘da dile getirdi ya “Çin mallarını boykot etmemiz” gerekiyormuş.

Peki, hadi hep beraber Çin mallarını dolayısı ile Çin’i boykot edelim. Bu Çin’i ne kadar etkileyecektir bunu da düşünmek lazım. Çin ile ticaretimizde ağırlıklı olarak ihracatımızın oranı ithalata göre o kadar düşük ki, A’dan Z’ye neredeyse bir çok ürünü Çin’den ithal ederek bu ülkenin tezgâhlarında, evlerde, şirketlerde, fabrikalarda kullanıyoruz. Ticari anlamda bir boykot yalnızca ses getirir ama Çin’i hiç de etkilemez. Adamlar, dünyaya ciddi bir mal ihracatı yapıyorlar. Global bir boykot olursa, işte o zaman belki Çin ciddi anlamda etkilenir. Gerisi hikâyedir.

Çin’in Uygur Türkleri üzerindeki baskıcı politikalarına gelince. Uygur Türklerinden bize ne, diyenler elbette ki çıkacaktır bu toplumdan. Ama şunu belirtmek isterim ki, Filistin’in Araplarına ziyade Uygur Türkleri bize daha yakındır. Filistinlilerle tarihsel bir bağımız var ama ne kadar kültürel bir bağımız var, bunu sorgulamak lazım. İsraillilerin Filistinliler üzerinde uyguladığı şiddet ve terörü lanetlememiz gereksiz miydi? Tabiki hayır. Ama aynı duyarlılıkla, Çin’i de uyarmak ve gerekirse lanetlemek gerekir. Fakat yine belirtmek isterim ki, Uygur Türklerinin ana vatanı Doğu Türkistan’ın sınırları bize kilometrelerce uzak olsa bile, gönülleri bize Filistin’den daha yakındır. Bütün camilerde, televizyon programlarında trilyonların toplanıp, gönderildiği(!) Filistin’in kanaat önderlerinden olan birinin, Güney Kıbrıs’ı ziyareti sonrasındaki duruşu, tavrını ve açıklamalarını mercek altına almak doğru olur kanısındayım.

Bunun ötesinde, Uygur Türklerinden bize ne demek, içinde bulunduğumuz zaman diliminde<ı>” bir milletin, bir devlet tarafından silahlı bir güçle, kültürünün hiç sayılması, yok edilmesi, halkının kendisinin baskıcı politikalarda sindirilmesi, silahlı eylemlerle ortadan kaldırılması, dil ve inanç özgürlüğünün ellerinden alınması, demografik üstünlük (nüfuz çoğunluğu ) olmasın diye belli bir yerden alınıp, başka yerlere sürülmesi, resmi devletin dilini konuşmuyor diye insanlarının tutuklanması, işkence görmesi, idam edilmesi, bu insanların tarihi, kültürü, gelenek ve göreneklerinin önemsenmemesi, köle gibi çalıştırılması, geç kız ve kadınlarının genel evlerde, otellerde sex kölesi gibi çalıştırılması” durumunun yalnızca insan haklarına aykırı bir durum olması bakımından dahi Çin’in yaptıklarına karşı durmak bir insanlık vazifesidir. Ayrıca, ucundan kenarından tarihsel ve kültürel bağlarımız olan Uygurlarla kesişme noktamız Türklüktür, Türk olmaktır. Biz Türkiye Türkleri için anavatan Türkiye ise, Uygur Türkleri için de anavatan Doğu Türkistan’dır. Onlara göre kendili ana Türk, biz ise Atatütk’ün Türkleriyiz. Bugün Doğu Türkistan’ın kuzey ve doğu bölgelerinde hala eski usullerle yaşayan ve öz Türkçe konuşan bir kitle yaşamını sürdürüyorsa bu onların Türklük kimliklerine ve kültürlerine sahip çıkmalarındandır.

Sincan’daki olayların çıkış sebepleri çarpıtılarak bizlere geliyor. Çin’e göre olaylar <ı>“Türklerin Çinli kızlara sarkmaları ve Çinli çocukların satıldığı” gerekçesini göstererek Hun yanlılarının olayları başlamıştır. Fakat özellikle Uygurlu kızların tacize uğradı Sincan’da, böyle bir şeye inanmak da anlamak da mümkün değildir. Çin Halk Cumhuriyeti, sistemli bir şekilde bir kırım uygulamaktadır. Zaman zaman toplu katliamlar meydana gelmiş olmasına rağmen, Çin’in baskıcı politikalarından ve bölgenin dünya ile iletişimini kestiğinden ve bölgeye habercileri almadığından dolayı, anlık haber akışı yapılamamaktadır. Buna en iyi örnek olarak da, Abdullah Gül’ün Çin’deki Türk bölgesini ziyaret ettiği günün gecesinde Shaoguan şehrindeki oyuncak fabrikasının yatakhanesi basılarak, 200’ü aşkın Doğu Türkistanlı Uygur Türkü’nün katledilmesi gösteriliyor. Bu durum belki de tesadüf değildi, zira Uygurluların Cumhurbaşkanı Gül’e ulaşılmasını, yapılan zulümlerden bahsedilmesini istemediği için bir uyarıcı amacı yapılmıştı. Ama netice de 200 insan katledildi. Çin Halk Cumhuriyeti böylesi bir katliama imza atmıştır. Derinden derinden, sessiz sessiz bölgelerinde yaşayan Türkleri katletmeye de devam ediyor. Bu bir katliam hatta Soykırım’dır.

Bölgeden ve Çin dışında yaşayan Uygurlulardan alınan bilgilere göre, şu anda Sincan’da en büyük sorun 16–22 yaşlarındaki genç Uygur kızların iç bölgelere göçe zorlanması. Peki bu kızlara ne oluyor ? Kızlar, fabrikalarda iş öğreteceğiz bahanesiyle Çin’in değişik yerlerine gönderiliyorlar ve aileleri ile temasları kesilip, önleniyor. Kızların ailelerine baskı yapılıyor. İç bölgelere gönderdikleri kızları kötü yerlere, genelevlere satıyorlar, sex kölesi olarak çalıştırılıyorlar. Burada asıl hedef Uygur Türklerini bir şekilde asimile etmektir. Bir Türk olarak kanımız donmuyor mu ?

Bugün, Çin baskısından bunalan Uygur Türkleri isyan etme noktasına gelmişlerdir. İnsanlar Urumçi’de sokağa dökülmüş, demokratik ve insani haklarını aramaktadırlar, bunları istemektedirler. Çoğunluğu kadın ve genç kız olan göstericiler "Adalet, adalet" diye Çin güvenlik güçlerine kafa tutuyorlarsa, Sincan’da en büyük haksızlığa uğrayan kadınların bu sesine kulak vermesi lazım büyük Çin Devleti’nin.

Eğer olaylar daha ılıman ve arzu edildiği şekilde dindirilmezse ve sayıları 20 milyonu geçen Uygur Türkleri daha kızgın daha hak arayıcı olacaklar ve bu gösteriler devamlı olarak artacaktır. Çin şuandaki politikasını sürdürürse de tarihte göreceğimiz en büyük katliam yaşanacak ve daha çok Uygur Türkü ölecektir. Bunu önlemek Çin devletinin kontrolündedir.

Ayrıca, başta tüm dünya Türkleri olmak üzere, bütün devletler bu katliama sessiz kalmamalılardır..


../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2477
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster