Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '13

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
463
 

Veterinerinizi 'insan'dan seçin!

Veterinerinizi 'insan'dan seçin!
 

Veteriner hatası, Güneş'i 1,5 yaşında aramızdan ayırdı.


Komşum Rukiye hanımın kedisiydi aslında o. İşyerlerinin önündeki ağacın altına doğurmuş annesi , onu ve diğer iki kardeşini. Bir tek erkek o, üç kardeş içinde.

Sanıyorum 5-6 aylıkken yakından tanıştık onunla. Gözlerinden problemli, akıntısı vardı. Veteriner hekim göz damlası önerdi. Rukiye hanım getirdi, uygulama bana kaldı. Önerilen sürede göz damlalarıyla sağlığına kavuşturduk delikanlımızı. Hep ‘sarı’ ya da ‘sarman’ diyorduk, sonradan öğrendim Güneş’miş adı. E, evde de var bir Güneş’im; siyam.  Buna da Sarı Güneş’ dedik artık.

Mamayı kesinlikle ayrı isterdi, diğer sokak kedileriyle yan yana mama yemedi. Bazen 10 tanenin üstünde kedi kapış kapış mama yerken o seyreder, kendisine ayrı verilmesini  beklerdi. Sonradan aynı kalite mamayı da beğenmedi, biraz daha kalitelisini sipariş etmeye başladık.

Yere yakın yerlerde yatmayı sevmez, mutlaka yukarılarda bir yere ‘tünerdi’. Kapı kapalı olduğu zaman bakıp seslenir, kapının açılmasını beklerdi. Her görenin, “çok asil bir kedi” dediği sarmandı o.

Üç ay kadar önce ön sağ ayağı askıya aldı, kocaman şişmişti. Rukiye hanım veteriner hekim çağırdı, birkaç günlük kürle tedavisi tamamlandı. Bu olaydan yaklaşık bir ay sonra sırtına yakın bir yerden sanırım darbe almış; yaralı ve enfeksiyon oluşmuş. Bu kez ben götürdüm veterinere;  yakın olduğu için, Meltem’de bir kliniğe. Mini traş, iğne ilaç derken bu derdin tedavisi de tamamlandı.  Tam sorun yok diyerek  iyileştiğini düşünürken,  bu kez arka sağ ayakta yara var. Üstelik enfeksiyon var! Bugün götürelim, yarın götürelim derken iki gün içinde durgunlaşmaya, kusmaya başladı. Sonraki gün biraz daha durgunlaştı, ağzından da sıvı gelmeye başladı. Ertesi gün son gittiğimiz veterineri çağırdık, yakın olması nedeniyle. Muayene ettikten sonra, Latince, koyduğu teşhisi söyledi. Diğer kedilere de geçebilecek bulaşıcı bir hastalık olduğunu, ayrı bakılması gerektiğini belirtti. Üç tane iğne yaptı. Benim bilmem olanaksız ne olduğunu. Onlarca sokak kedisi var, onlara da bulaşırsa nasıl olacak dediğimde, “onlara da uygun bir şey(maddi anlamda) yaparız” dedi!

Sonraki güne kadar bir iyileşme olmadı Güneş’te. Yine aradım, geldi. İki iğne daha yaptı, birisi 48 saat etkili antibiyotikmiş. Sonradan anladım, ertesi gün Pazar olduğu için “48 saat”in özellikle vurgulanmış olduğunu. Teşhisini yine sordum, o da bana yine Latince yanıtladı. Peki bu hastalığın Türkçe bir karşılığı yok mu, halk dilinde falan…soruma tekrar Latince karşılık verdi!

Pazar günü yine değişen bir şey olmadı, kedimiz gittikçe kötüleşiyordu. Yeme, içme de yok!   Bu arada bir komşum yaşadıkları deneyimden söz ederek, kedimizin durumunun ‘gençlik hastalığı’ olabileceğini belirtti. İlk kez duymuştum, başımıza da böyle bir şey ilk kez geliyordu.  İnternette araştırdım, gözlemlediklerimle, o hastalığın tanımları bana göre tıpa tıp uyuyordu.

Telefon ettim aynı veterinere, Antalya dışında olduğunu, tavuk haşlayıp suyunu içirmemi söyledi. Yapacak bir şey yok söylenenden başka! Biraz tavuk haşladım, iyice ılıttım ama ağzını sürmüyor Güneş. İki enjektör alıp birisine su diğerine tavuk suyu çektim. Ayrı ayrı, bekleterek ağız kenarından sıktım. Azar miktar da olsa yuttu. Ancak geçen zamanda hiçbir gelişme olmadı. Hastalığın seyri aynı, negatif! Pazartesi günü işim yoğun, Rukiye hanımla yine bir başka kedi dostumuz Murat bey, bu kez başka bir kliniğe götürdüler. Hemen serum bağlanıp su kaybı için, termoformla da ısı kaybı için önlem alınmış. Çok geç kalındığı söyleniyor tabi bu arada. Yani, sıvı ve ısı kaybı için müdahale gecikmiş. Üçüncü güne kadar ilaç ve serum tedavisi sonuçsuz kaldı ve maalesef Çarşamba öğle saatlerinde Sarı Güneş’imizi kaybettik.  Tabiiki çok üzüldüm.

Önemli bir hekim hatasına tanıklık ettiğimizi bu acı deneyimle öğrendik.

Dikkat çekmek istediğim noktalar var; Hani bir doktora gidersiniz nereniz ağrısa/acısa, aspirin/gripin önerir ya, bizim Güneş’in başına gelen de böyleydi; ayağı ağrıyınca da iğne, bulaşıcı bir hastalık kaptığında da. İnsanlarda gözlemlenen hasta değil de ‘müşteri’… kavramını bu olayda da çok açık şekilde görmüş olduk.

Sadece beşer için olmamalı şu ilke;

Faydalı olamıyorsan zarar verme!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sarı güneş için üzüldüm.Bildiğim kadarıyla (gençlik hastalığı) denen meret, kedide de köpekte de affetmiyor. Veterinerin suçu olduğuna emin misiniz?

Zühal Ekinci 
 27.02.2013 18:03
Cevap :
Merhaba. Kesinlikle yanlış tanı! Son götürüldüğü klinik donanımlı bir klinik ve veteriner. Evdeki kedimin de veterineri aynı zamanda. Tanı; Bronşit. İltihabik zehirlenme(tıbbi adını anımsayamadım). Yani yakındığım veterinerin hiç de insani olmayan bir "para çabası"nın sonucu bu ölüm. Bulaşıcı, diğerlerinden ayrı bakın dediği mahalde 10-15 kedi daha var ve hepsi de gayet sağlıklı. Üstelik mamalarının bir kısmını da ben sağlıyorum. Hiç yoluna öldü benim Sarı Güneş. Çok akıllı, çok insancıl bir kediydi, ilk kez bir kedinin ölümü ağlattı beni. Selamlar, saygılar Zühal hanım. Teşekkürle...  28.02.2013 11:48
 

Üzüldüm, Sarı Güneş için üzüldüm. Hayvan sevgisi önceliklerimden. Evvelce konu geçmiş miydi hatırlamıyorum, hayvanlar, yazık! bize dertlerini anlatamıyorlar. Ve onlar çok zavallılar bize muhtaçlar. İşte bu muhtaciyetle, mesleğini sevmiyen bir veteriner sebebiyle yaşamı son bulmuş. Bizim de bir Vahap'ımız vardı, onun öyküsünü yazmıştım ilgilenirseniz linkini veriyorum: http://blog.milliyet.com.tr/oksuz-yavrunun-annesi/Blog/?BlogNo=178326 6 mayıs 2009 tarihli, "Öksüz yavrunun annesi" başlıklı. Selamlarımla, esen kalın.

Yurdagül Alkan 
 10.01.2013 20:33
Cevap :
Masum canlıların yok yere ölümüne sebeb olmak ya da öldürmek insancıl değil bir kere. İnsan dışındaki tüm canlılar yine insanın insafına, 'insanlığına' bırakılmıştır. Acı olanı bir hekimin sebeb olması bu ölüme. Çok üzüldüm, çok içim acıdı gerçekten. Bir zaman da 'Mülayım' kaybolmuş onun için blog yazmıştım: http://blog.milliyet.com.tr/mulayim/Blog/?BlogNo=40932 Vahap'ınızın öyküsüne de bakacağım. Yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar, saygılar. H.H.Dulun  10.01.2013 20:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 355
Toplam yorum
: 1015
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1067
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

1960 Ankara doğumlu bir Çankırılıyım. İşimin burada olması nedeniyle, Antalya'da yaşamaktayım. Ti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster